Uykunuzu takip eden akıllı bileklikleriniz, sabahları kendinizi dinlenmiş hissetmediğinizde, bunun nedenini anlamanıza pek yardımcı olamayabilir. Yapılan son bir inceleme, bileğe takılan uyku takip cihazlarının, örneğin popüler akıllı saatlerin, aslında ne kadar iyi uyuduğunuzu doğru bir şekilde yansıtmayabileceğini ortaya koydu.
Bu cihazlar uyku sürenizi kaydedebilse de, uykunuzdan ne kadar memnun kaldığınızı veya ertesi gün ne kadar dinlenmiş veya yorgun hissettiğinizi açıklayan verileri yakalamakta yetersiz kalabilir. Bu durum, özellikle uyku bozukluğu yaşayanlar için geçerli.
Duke Üniversitesi'nden göğüs hastalıkları uzmanı Narat Srivali ve Mayo Clinic'ten hekim-bilim insanı Wisit Cheungpasitporn'un araştırması, Sleep Medicine dergisinde yayımlandı. Araştırmacılar, genel sağlığı takip eden bireylerde, giyilebilir cihazların uyku süresi ve düzenliliği konusunda makul geri bildirimler sağlayabileceğini belirtiyor. Ancak, uyku bozuklukları veya ruh sağlığı sorunları yaşayan klinik popülasyonlarda, bu incelemede belgelenen düşük uyumun, cihaz ölçümlerinin yanıltıcı bilgi verebileceği ve uygun klinik müdahaleleri geciktirebileceği anlamına geldiğini vurguluyorlar.
Söz konusu sistematik inceleme, yaklaşık 2.000 katılımcıyı kapsayan beş önceki çalışmanın verilerini analiz etti. İnceleme sonucunda, bir kişinin uykusuna dair algısının genellikle uyku takip cihazının verileriyle örtüşmediği görüldü. Giyilebilir cihazlar, uyku kalitesindeki öznel farklılıkların yalnızca %2,5 ila %16,2'sini açıklayabiliyordu. Bu, uyku bozukluğunun teşhisinde kullanılan mevcut yöntemlere göre oldukça düşük bir oran.
Yani, kişi kötü uyuduğunu hissetse bile, uyku takip cihazı bu durumu onaylamayabilir. İncelemede, uyku kalitesini düşük olarak bildiren katılımcılar, cihazlarından düşük puanlar almayabiliyordu. Hatta cihazlar, özellikle yaşlılarda ve uyku bozukluğu olanlarda, bu öznel deneyimi 'yakalayamıyordu'.
Giyilebilir uyku takip cihazlarının doğruluğu, uyku sırasında fizyolojik değişiklikleri ölçen polisomnografi (PSG) testleriyle karşılaştırılmıştır. Ancak, bir kişi PSG testlerinde normal uyku süresi ve verimliliği gösterse bile, uykusunu alamamış hissederek uyanabilir. Bu nedenle PSG puanları tek başına uyku bozukluğunu teşhis etmek için kullanılmaz. Bunun yerine, bu uyku bozukluğu genellikle hastanın bildirdiği semptomlara ve uyku günlüklerine göre değerlendirilir.
Srivali ve Cheungpasitporn, uyku takip cihazları ile hastanın algıladığı uyku kalitesi arasındaki ilişkinin 'hala tam olarak anlaşılamadığını' savunuyor. Günümüzde klinisyenlerin, hastaların uyku durumlarını ticari giyilebilir cihazlarla izleyip bu verileri sunduğu durumlarla giderek daha sık karşılaştığını belirten araştırmacılar, bu verilerin zaman içindeki uyku süresi modellerini izlemek için faydalı olabileceğini, ancak öznel uyku kalitesi değerlendirme araçlarının yerini tutamayacağını ifade ediyorlar.
İnceleme yazarları, uyku takip cihazlarının verilerine dayanarak hastaların uyku bozukluğu endişelerini yalnızca bu cihazlara göre gidermemesi gerektiğini, aksine daha fazla klinik değerlendirmenin yapılmasını öneriyor. Katılımcıların uyku takip cihazı ölçümleri ile öznel uyku kalitesi değerlendirmeleri arasındaki uyum, genel olarak düşük ila orta düzeydeydi.
İçeriğe dahil edilen çalışmalardan birinde, uyku bozukluğu olanlarda uyku süresini ortalama yarım saat ve uyku verimliliğini ise yaklaşık %8 oranında fazla tahmin ettiği görüldü. Bu cihazlar, yaşlı yetişkinlerin ve depresyon yaşayanların uyku algılarıyla da daha az senkronizeydi. Bu durum, uyku takip cihazlarının, objektif ve öznel uyku ölçümleri arasındaki bağlantıyı kaçırdığına işaret ediyor.
Araştırmacılar, depresyon yaşayan bir bireyin objektif olarak normal parametreler olmasına rağmen uykusunu kötü algılayabileceğini, buna karşılık parçalı uyku yaşayan bir başkasının beklentileri karşılandığında memnuniyet bildirebileceğini açıklıyor. Öznel deneyimin, hareket ve kalp atış hızı modellerinin yakalayamayacağı bir şekilde psikolojik refahla yakından ilişkili olduğunu vurguluyorlar.
İncelemeye dahil edilen beş çalışmadan dördü Fitbit cihazlarını kullanırken, yalnızca biri Apple Watch'u analiz etti. Bu nedenle, diğer uyku takip cihazlarının uyku memnuniyetini ölçmede daha güvenilir olabileceği ihtimali bulunuyor, ancak bu durumun daha fazla araştırılması gerekiyor. Yakın zamanda yapılan bir Norveç araştırması, uyku takip cihazı kullanan veya kullanmış 461 kişiden az sayıda kişinin uyku kalitesinde iyileşme bildirdiğini ve uyku bozukluğu olanların olumsuz düşüncelere daha yatkın olduğunu ortaya koydu.
Araştırmanın bulguları, uyku bozukluğu (örneğin uyku bozukluğu) endişesi taşıyan kişilerin doktorlarına uyku takip cihazı verilerinden daha anlamlı bilgiler sunabileceği anlamına geliyor. Depresyon yaşayanlar için ise, uyku takip cihazları 'aşırı uyuma' gibi belirtilere işaret edebilse de, araştırmacılara göre bunun dışında, öz bildirimli uyku kalitesinin başarıyla tanımladığı diğer depresyon belirtilerini tespit etmekte yetersiz kalıyorlar.
Şimdilik, uyku takip cihazı kullanıcıları, bu cihazların uyku memnuniyetlerini ölçme konusunda sınırlı bir değere sahip olabileceğini bilmelidir. Bu sonuçlar üzerinden stres yapmamaları öneriliyor.