İş hayatında stresle karşılaştığımızda genellikle aklımıza ilk gelen tavsiyeler benzerdir: Daha fazla egzersiz yapın, daha iyi beslenin, daha çok uyuyun ve zararlı alışkanlıklardan uzak durun.
Ancak yeni yapılan bir araştırmanın sonuçları, tüm sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kronik iş stresiyle mücadelede aynı düzeyde koruma sağlamadığını gösteriyor.
Yaklaşık 10 yıl boyunca yapılan ve 2.871 çalışanın verilerini içeren ulusal bir anketten elde edilen bilgilerle gerçekleştirilen araştırmada, iş dışındaki beş sağlıklı yaşam davranışının (beslenme, egzersiz, uyku kalitesi, alkol kullanımı ve sigara kullanımı) iş stresi ile genel sağlık arasındaki ilişkiyi zamanla ne kadar zayıflattığı incelendi.
Elde edilen bulgular, genel wellness tavsiyelerinden daha farklı ve daha ilginç sonuçlar ortaya koydu.
Bazı davranışlar, strese özgü önemli bir koruma sağlarken, diğerleri genel sağlığa faydalı olsa da iş stresinin etkilerini azaltmada aynı derecede etkili olmadı. Kimi alışkanlıklar koruyor, kimi ise korumuyor.
Bu noktada özellikle uyku kalitesi öne çıktı.
Beslenme de önemli bir rol oynadı. Egzersizin genel sağlık üzerinde olumlu etkileri olduğu görülse de, diğer davranışlar bir arada değerlendirildiğinde, iş stresinin sağlık üzerindeki etkilerini tamponlamada aynı şekilde etkili olmadığı anlaşıldı.
Birçok çalışan için iş stresi kronikleşebiliyor. Yoğun iş yükü, zorlayıcı veya öngörülemeyen çalışma saatleri, mesai sonrası gelen e-postalar ve mesajlar ile işin özel hayata taşması hissi, stresi sürekli hale getirebiliyor.
Zamanla bu tür bir stres, insanları fiziksel ve ruhsal olarak yıpratabiliyor. Araştırmalar, iş stresi ile tükenmişlik, depresyon, anksiyete, yorgunluk, kardiyovasküler hastalıklar, tip 2 diyabet ve hatta ölümlülük arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştur.
Çalışmamız, sürekli devam eden stresli iş koşullarında, insanların iş dışında yaptıkları bazı şeylerin sağlıklarını korumalarına gerçekten yardımcı olup olmadığını sorguladı. Bulgularımız, bunun evet olduğunu ancak seçici bir şekilde gerçekleştiğini gösteriyor.
Uyku, insanların düşündüğünden daha önemli olabilir.
Uyku kalitesi, iş stresinin sağlık maliyetlerine karşı en güçlü tamponlayıcı olarak öne çıktı. İyi bir uyku; dikkati, duygusal düzenlemeyi, iyileşmeyi ve hatta diğer sağlıklı davranışları sürdürmek için gereken öz denetimi destekliyor.
Bu bağlamda, uyku birçok iyi seçenekten sadece biri gibi değil, daha çok temel bir kaynak gibi işlev görüyor.
Beslenmenin de anlamlı bir tamponlama etkisi gösterdiği, diyetin kronik zorlanmayla başa çıkmak için gereken fiziksel ve psikolojik rezervleri sürdürmeye yardımcı olabileceği düşünülüyor.
Egzersizle ilgili bulgu ise popüler varsayımları zorladı.
Daha sık egzersiz yapmanın genel sağlıkla ilişkili olduğu görülse de, iş stresi ile sağlık arasındaki ilişkiyi önemli ölçüde zayıflatmadığı saptandı.
Bu durum, ankette egzersizin ölçülme şeklinden kaynaklanıyor olabilir veya egzersizin sağlığa faydalı olduğu ancak özel olarak strese karşı tamponlayıcı olmadığı anlamına gelebilir. Sağlıklı olmak ile stresten korunmak her zaman aynı şey olmayabilir.
Alkol kullanımıyla ilgili bulgu ise en beklenmedik olanıydı ve özel bir dikkat gerektiriyor. Düşük alkol tüketiminin, beklendiği gibi daha iyi genel sağlıkla ilişkili olduğu görüldü.
Ancak veriler, daha düşük alkol kullanan kişilerde, daha sık alkol kullananlara kıyasla, daha yüksek iş stresinin daha kötü genel sağlıkla daha güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu gösterdi.
Bu durum, alkolün iş stresinin sağlık üzerindeki etkilerinden koruduğuna dair bir kanıt olarak yorumlanmamalıdır.
Daha sık alkol tüketenler yine de daha kötü genel sağlık bildirmişlerdir.
Bu örüntünün, daha önceki sağlık durumları, farklı başa çıkma profilleri veya alkol kullanımı ile sağlık arasındaki doğrusal olmayan ilişkiler gibi verilerimizin tam olarak çözemediği bir durumu yansıtması daha olasıdır.
Sağlıklı alışkanlıklar, sağlıksız iş tasarımı mazereti olamaz.
İşin kronik olarak stresli olduğu durumlarda, bazı öz bakım biçimleri diğerlerinden daha fazla sağlık koruması sağlayabilir. En önemlisi, wellness müdahaleleri, insanları tüketecek şekilde tasarlanmış bir işin yerini tutamaz.
Kurumların sağlıklı işyerleri tasarlamaktan sorumlu tutulması gerekiyor.
Çalışanlardan, aşırı iş yükü, makul olmayan beklentiler veya kötü iş tasarımı sorunlarından uyuyarak veya öğle yemeği hazırlayarak kurtulmaları beklenmemelidir.
Bulgularımız, bireysel davranışın kurumsal sorumluluğun yerini aldığı anlamına gelmiyor. Daha ziyade, iş stresli kaldığı ve yapısal değişikliklerin olmadığı, eksik olduğu veya yavaş geldiği durumlarda belirli davranışların insanları korumaya yardımcı olabileceğini gösteriyor.
Çalışmamız, bu davranışların, daha geniş kurumsal değişikliklere bir alternatif değil, tamamlayıcı olarak anlaşılması gerektiğini açıkça belirtiyor.
Bu durum hem çalışanlar hem de işverenler için pratik çıkarımlara sahip. Çalışanlar için mesaj, her şeyi mükemmel yapmak değil. İş stresi yüksek olduğunda bazı davranışların diğerlerinden daha fazla koruma sağlayabileceği ve uykuya özellikle ciddi yaklaşılması gerektiği yönünde.
İşverenler için ise mesaj, wellness'ı ahlakileştirmek veya sorumluluğu bireylere kaydırmak değil.
Mesaj, mesai dışı iletişimi azaltarak, iş başında gerçek molalara izin vererek, çalışma saatlerini iyileştirerek ve iyileşmeyi aşındırmayacak şekilde iş tasarlayarak koruyucu davranışları sürdürmeyi kolaylaştırmaktır.