Bilim dünyası, dünyadaki böcek türlerinin yaklaşık yüzde 40'ının önümüzdeki yıllarda yok olma riskiyle karşı karşıya olduğunu ve bu durumun temel nedenlerinin yaşam alanı kaybı, kirlilik, patojenler, istilacı türler ve iklim değişikliği olduğunu ortaya koydu. Ancak bu tehditlere bir yenisi daha eklendi: Yapay gece ışıkları. Geceleri kullanılan yapay ışıklar, böceklerin doğal davranışlarını bozarak onlar için önemli bir stres faktörü oluşturuyor.
Omurgasız canlıların yüzde 60'ından fazlası gece aktif olduğundan, yaşam alanlarındaki herhangi bir yapay ışık, bu canlıların en hareketli oldukları saatlerde onları doğrudan etkiliyor. Dünya genelinde yollar, kaldırımlar, demiryolları, alışveriş caddeleri ve yerleşim yerleri gibi hemen her alanda insan güvenliği gerekçesiyle kullanılan parlak sodyum ve LED lambalar, çevremizi adeta sürekli aydınlatıyor.
Almanya'daki Leibniz Biyolojik Çeşitlilik Analizi Enstitüsü'nde görevli bir araştırmacı ekibi tarafından yürütülen bir çalışmaya göre, insan ihtiyaçlarından ödün vermeden böcekleri daha güvende tutmanın basit bir yolu olabilir. Araştırmacılar, “Almanya'da her yaz gecesi yaklaşık bir milyar böceğin yapay ışık kaynakları nedeniyle hayatını kaybettiği tahmin ediliyor” açıklamasını yaptı.
Böcekler yapay ışığa birkaç farklı şekilde tepki verebiliyor. Özellikle güveler, ışığa karşı koyamadıkları bir çekim hissediyor. Yapılan bazı tahminlere göre, geceleri sabit yapay ışık kaynaklarına çekilen böceklerin üçte biri, sabah olmadan yorgunluk veya avlanma nedeniyle hayatını kaybediyor. Yeni Zelanda'nın weta böceği gibi bazı böcek türleri ise gece yapay ışıklardan kaçınmayı tercih ediyor. Bu durum, sürekli aydınlatılan alanları ve barındırdıkları kaynakları onlar için yaşanamaz hale getiriyor.
Araştırmacılar, “Gece ışık kirliliğinin küresel çapta artması ve son yıllarda gece gökyüzünün aydınlanması, böcek çeşitliliği için büyük tehditler oluşturuyor ve ulusal ile uluslararası doğa koruma çalışmaları açısından giderek daha fazla önem kazanıyor” ifadelerini kullandı.
Yapılan araştırmalar, gece boyunca yapay ışık kullanmak zorunda kalındığında, kullanılan ışığın türünün böcekler üzerindeki etkisinde büyük bir fark yaratabileceğini gösterdi. Almanya'da bir doğa parkı içinde yer alan altı farklı tren istasyonunda gerçekleştirilen deneyde, bu istasyonlardaki ışıkların gece boyunca açık bırakıldığı biliniyor.
Deney öncesinde, tüm istasyonlarda 2000 Kelvin (K) sıcaklığında, sıcak beyaz renkte yüksek basınçlı sodyum (HPS) lambaları kullanılıyordu. Bu lambalar, enerji tasarrufu sağlayan LED'lere göre daha maliyetli. Bu nedenle dünyanın birçok yerinde sıcak parıltılı sodyum lambalarının yerini enerji verimliliği daha yüksek olan LED'ler alıyor.
Farklı gece aydınlatma türlerinin böcekler üzerindeki etkisini anlamak için araştırmacılar, iki bitişik HPS lambasını korurken, diğer iki çift lambanın ampullerini değiştirdi. Bir çift lambada 4000 K, soğuk beyaz renkte LED'ler kullanılırken, diğer çift lambada ise 1800 K, kehribar rengi LED'ler tercih edildi. Ayrıca, aydınlatılmış alanların dışındaki normal böcek davranışlarını gözlemlemek için yakında bulunan iki kontrol noktasında ise hiç ışık kullanılmadı.
2023 Temmuz-Ekim ve 2024 Nisan-Haziran ayları arasında bu bölgelerde kullanılan tuzaklarla örnekler toplanarak, yapay zeka destekli görüntü analizi ve DNA metabarkodlama yöntemleriyle böceklerin türleri, sayıları ve hacimleri incelendi.
Araştırmacılar, “Sonuçlarımız, dış mekan aydınlatmasının böcekleri çekmesi ve olası popülasyon düşüşlerinin optimize edilmiş ışık kaynaklarıyla azaltılabileceğini gösteriyor. Düşük mavi ışık içeriğine sahip kehribar rengi LED lambalar (1800 K), geleneksel soğuk beyaz LED'lere (4000 K) ve yüksek basınçlı sodyum lambalarına (2000 K) kıyasla önemli ölçüde daha az sayıda birey ve tür çekti. Bu azalan çekim, ağırlıklı olarak dar spektral bileşim ve 1800 K LED'deki kısa dalga boylu mavi ışığın yokluğundan kaynaklanıyor” şeklinde raporladı.
Bu bulgular doğrultusunda, Westhavelland Karanlık Gökyüzü Rezervi'ndeki tüm tren istasyonu ışıkları şimdiden 1800 K LED'lerle değiştirildi.
Bu araştırma tren istasyonlarında yürütülmüş olsa da, sonuçları daha geniş alanlara uygulanabilir. Sokak lambaları, bahçe ışıkları, kaldırımlar ve parklarda da benzer etkiler elde edilerek böcek biyoçeşitliliğini korumak mümkün olabilir.
Tüm böcekler ışığa aynı şekilde tepki vermediği için, bu strateji tüm türler için eşit derecede faydalı olmayabilir. Çalışma yalnızca gece uçan eklembacaklılara odaklandığı için, örneğin yer altında yaşayan türler üzerindeki etkileri hakkında net bir bilgi bulunmuyor. Ayrıca, ışığa çekilmenin birçok böcek türü için ölüm anlamına gelse de, araştırmacılar ölçülen değişkenin – ışığa daha az çekim gözlemlenmesi – yapay ışığın olası tüm ekolojik sonuçlarını çözüp çözmediği konusunda ek çalışmaların gerekli olduğunu belirtiyor.
Yine de, bu bulgular daha böcek dostu bir dünya yaratmak için önemli bir başlangıç noktası sunuyor. Araştırma, Biological Conservation dergisinde yayımlandı.