Biyologlar yeni bir tür keşfettiklerinde, bu genellikle yeni DNA analizleri, mikroskop altında daha yakından incelemeler veya insan konfor alanının çok ötesinden toplanan örnekler sayesinde olur. Ancak bu kez durum biraz daha farklı! Primatologlar, bilimsel kayıtlardan bugüne kadar gizlenmiş bir maymun türünün varlığını doğruladı.
Karşınızda Colobus congoensis. Bu tür, uzun süredir Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin (DKC) doğu-orta bölgesindeki Lomami ve Kongo (Lualaba) nehirleri arasındaki yağmur ormanlarında saklanıyordu. Hatta bu maymunun yaşam alanında yaşayan insanlar bile onu nadiren görmüş.
Bölge halkı, bu ilginç yaratığı Bangala dilinde 'Likweli', Mituku yerlileri ise 'dal sallayan' anlamına gelen 'kasaba nkoni' olarak adlandırıyordu.
Lukuru Yaban Hayatı Araştırma Vakfı'ndan koruma uzmanları Bernard Ikembelo ve Ashley Vosper, 2008 yılında Likweli'nin ilk fotoğrafik kanıtını elde etti. Bu bölge daha sonra 2016 yılında Lomami Milli Parkı olarak ilan edildi. Ancak bu bile sadece kısa bir bakıştı.
Şimdi ise, neredeyse 20 yıl sonra, araştırmacılar Likweli hakkında 114 saha gözlemi topladı ve bu türün tamamen yeni bir primat türü olduğunu teyit edecek yeterli kanıtı bir araya getirdi. Bu önemli keşif, PLOS One bilimsel dergisinde resmen duyuruldu.
Araştırma ekibi, DKC ve ABD'den araştırmacıların yer aldığı bir bildirimde, "İlk [fotoğraflanan] görüden sonra, Kasım 2018'e kadar herhangi bir raporlama yapılmadı. Ardından Jean Pierre Kapale, Courbure Sektörü'nde bir gözetleme devriyesine öncülük etti ve ağzının etrafında soluk işaretleri ve beyaz bir anüs yaması olan siyah bir maymunu fotoğrafladı," diye belirtti. Bu maymun, bölgede görülen diğer maymun türlerinden oldukça farklıydı.
Ekip, "Sonraki 10 ay boyunca Kapale ve ekibi, gözetleme devriyeleri ve yerel saha asistanlarının eşlik ettiği yönlendirmeli aramalar kullanarak, maymunu farklı konumlarda yedi kez daha bulup fotoğrafladı," diye ekledi.
Lomami Milli Parkı'nda çalışan diğer ekiplerin gözetleme devriyelerinden elde edilen ek fotoğrafların da eklenmesiyle, araştırmacılar yeni türü doğrulamak için yeterli veri setini derledi: 2018 ve 2022 yılları arasında yaklaşık 1.700 kilometrekarelik bir alanda 114 gözlem yapıldı.
Florida Atlantic Üniversitesi'nden biyolog Junior Amboko, "Bu keşif hem heyecan verici hem de derinlemesine kişisel. Vatanımın olağanüstü biyoçeşitliliğini ve hala ne kadarının belgelenmediğini vurguluyor," dedi. Amboko, türü 'Colobus congoensis' olarak adlandırmaktan onur duyduğunu, Kongo Havzası'nın dikkate değer doğal mirasını tanıdığını ve inanışına göre Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin adını taşıyan ilk primat olduğunu belirterek, hem küresel önemini hem de yerel gururu altını çizdi.
Bu maymunların oldukça etkileyici yüzlere sahip olduğu söylenebilir: meraklı koyu gözler, Cher'i bile kıskandıracak elmacık kemikleri ve yeni bir ruj trendine ilham verebilecek modelvari pembe-turuncu dudaklar... Zeki görünümlü yüzünün etrafından yayılan dik, dikenli saç tutamlarıyla tezat oluşturan zarif siyah kürkü ve uzun, sarkan kuyruğu dikkat çekiyor.
Genetik analizler, türün en yakın akrabasından 4 ila 5 milyon yıl önce ayrıldığını ortaya koydu. Florida Atlantic Üniversitesi'nden antropolog Kate Detwiler, "Colobus congoensis'in keşfi, Afrika maymun evrimi anlayışımızı yeniden şekillendiriyor," dedi. Detwiler, en yakın bilinen akrabasının Batı-Orta Afrika'da 1.200 kilometreden daha uzak mesafede bulunan Colobus satanas olduğunu, ancak genetik kanıtlarının iki türün yaklaşık 4 ila 5 milyon yıl önce ayrıldığını gösterdiğini ve bunun Colobus soyundaki en eski evrimsel ayrılıklardan birini işaret ettiğini belirtti.
Bu türü diğer akrabalarından ayıran sadece fiziksel ve genetik özellikleri değil: altı ses kaydı, derin kükremelerinin benzersiz bir akustik imzaya sahip olduğunu da ortaya koydu.
Bu keşfin tam zamanında yapıldığı söylenebilir: türün yaşam alanı sınırlı ve bölgedeki diğer türler gibi, habitat kaybı ve avlanma baskısıyla karşı karşıya. Detwiler, "Colobus congoensis'in keşfi hem bilimsel bir zafer hem de Dünya'nın en nadir yaratıklarından bazılarının, dünya var olduklarını öğrenmeden yok olabileceği konusunda düşündürücü bir hatırlatmadır," diye ekledi.
Araştırma, PLOS One'da yayımlandı.