Ara

İnsan Plasentasından Türetilen Burun Spreyi Alzheimer’a Karşı Kalkan Olabilir Mi?

Alzheimer hastalığının beyindeki yapışkan proteinler olan amiloid-beta ve tau gibi bilinen özelliklerinin yanı sıra, hastalığın gelişiminde rol oynayan başka faktörler de bulunuyor. Bu faktörlerden biri de beyindeki mikroglia ve astrosit adı verilen hücrelerin kronik olarak aktive olmasıyla ortaya çıkan nöroinflamasyondur. Bu durum, nöronlara zarar vererek bilişsel gerilemeye yol açabilir.

Yapılan yeni bir çalışma, bu inflamasyonla mücadele etmeye yardımcı olabilecek umut verici bir yöntem ortaya koyuyor. İlginç bir şekilde, bu yardım beklenmedik bir kaynaktan geliyor: insan plasentası.

İtalya'daki Kutsal Kalp Katolik Üniversitesi'nden bilim insanlarının liderliğinde yürütülen bir deneyde, araştırmacılar farelere, insan plasentasındaki hücrelerden elde edilen ekstraselüler veziküller adı verilen minik parçacıklar içeren bir burun spreyi uyguladılar.

Rejeneratif tıbbın umut verici alanlarından birinin, özellikle mezenkimal kök hücrelerden (MSC) izole edilen ekstraselüler veziküllerin terapötik potansiyelini kullanmak olduğunu belirten ekip, bu veziküllerin iltihap karşıtı ve nöroprotektif özelliklere sahip biyoaktif molekülleri taşıyabildiğini ifade ediyor. Bu çalışmada kullanılan spesifik veziküller ise plasentanın amniyon zarından elde edilen insan amniyon mezenkimal kök hücre kaynaklı veziküller (hAMSC-EVs) olarak adlandırılıyor.

Hazırlanan burun spreyi, Alzheimer hastalığına yatkın genetik yapıya sahip farelere uygulandı. Fareler, semptomlar henüz ortaya çıkmadan üç aylıkken başlayıp dokuz aylık olana kadar haftada iki kez altı ay boyunca sprey ile tedavi edildi.

Yapılan testler, hAMSC-EVs'lerin beynin hipokampus bölgesinin tamamına ulaştığını ve hem nöronlar hem de mikroglia ile etkileşime girdiğini gösterdi. Davranışsal testlerde, hAMSC-EVs uygulanan farelerin, nesne tanıma ve uzaysal hafıza gibi bilişsel görevlerde kontrol grubuna göre daha iyi performans gösterdiği gözlemlendi.

Tedavinin, hipokampustaki amiloid-beta birikimlerini önemli ölçüde azalttığı, ancak tau proteinindeki değişiklikler üzerinde belirgin bir etkisi olmadığı belirtildi. Tedavi edilen hayvanlarda ayrıca, astrosit ve mikroglia aktivitesinin azalmasıyla birlikte nöroinflamasyonda belirgin bir düşüş görüldü. Bununla birlikte, ARC, GluA1 ve BDNF gibi nöroplastisite ile ilişkili protein seviyelerinde artışlar kaydedildi.

Ayrı bir laboratuvar deneyinde ise, sporadik Alzheimer hastalarından alınan deri hücreleri kök hücrelere dönüştürüldü ve ardından nöronlara ayrıştırıldı. Bu hücrelerde yapılan EV tedavisi, nöronal dejenerasyonu azalttı ve nöroplastisite ile ilgili proteinlerin daha sağlıklı seviyelerde ifade edilmesini sağladı.

Bu bulgular, aynı ekibin daha önceki çalışmalarını destekleyerek, plasentadan türetilen MSC'lerin güçlü bağışıklık düzenleyici özelliklere sahip olduğunu ve rejeneratif tıp için uygun olduğunu gösteriyor. Bu durum, gelecekteki Alzheimer tedavileri için de umut vaat ediyor.

Araştırmacılar, bulgularının hAMSC-EVs'lerin doğrudan bağışıklık baskılaması yerine, inflamatuar mikro çevreyi yeniden şekillendirerek nöroinflamasyonu azalttığını gösterdiğini belirtiyor. Mikroglia fenotipi, sitokin profili ve nöroplastisite ile ilgili faktörlerde gözlenen değişikliklerin, hAMSC-EVs'lerin nöronal bütünlüğü, sinaptik fonksiyonu ve diğer beyin hücre popülasyonlarının homeostazını destekleyen bir ortamı teşvik ettiğini düşündürdüğü ifade ediliyor.

Her ne kadar büyük umut vaat eden bu bulgular olsa da, araştırmacılar bu olumlu sonuçların bilişsel gerileme yaşayan insanlarda da görülüp görülmeyeceği konusunda henüz net bir bilgi olmadığını kabul ediyorlar. İlerleyen çalışmaların bu olasılığı araştırması ve bu nöroprotektif etkilerin moleküler mekanizmalarını daha derinlemesine anlaması bekleniyor.

Bu sonuçların ön klinik aşamada olduğunu ve insanlar üzerinde daha fazla doğrulanması gerektiğini vurgulayan araştırmacılar, bu yöntemin henüz bir Alzheimer tedavisi olmadığını, ancak çok umut verici bir yönü işaret ettiğini belirtiyor. Plasentanın iltihabı doğal olarak düzenleme ve dokuları koruma mekanizmalarının anlaşılmasının, nörodejeneratif hastalıkların tedavisi için yeni araçlar sunabileceği ve ekstraselüler veziküllerin nörolojik hastalıkların tedavisi için yeni bir öncü olabileceği düşünülüyor.

Önceki Haber
Dinozorlar Soğuk Bölgelerde Hayatta Kalmak İçin Yumurta İnkübatörleri mi Geliştirdi?
Sıradaki Haber
Kemik Gücünü Yeniden Kazandıran 'Yaşayan İlaç': İleri Derecede Osteoporoz Hastalarında Umut Veren Gelişmeler

Benzer Haberler: