Ara

Genler mi, Çevre mi? Kişiliğimizi Şekillendiren Gerçek Faktör Ortaya Çıktı!

Hepimiz zaman zaman kendimize şu soruyu sorarız: "Beni ben yapan ne?" Kim olduğumuzu, neden bu şekilde düşündüğümüzü, hissettiğimiz ve davrandığımızı merak ederiz. Genetik yapımızın kişiliğimizi şekillendirdiği yaygın bir kanı olsa da, son yapılan kapsamlı araştırmalar bu algıyı sorgulatıyor.

Bireylerin kişiliğini anlamaya yönelik yapılan en büyük genetik araştırmalarından biri, düşünme, hissetme ve davranış biçimlerimizle ilişkili binden fazla genetik varyant tespit etti. Ancak bu, bilim insanlarının DNA'nın küçük parçacıklarından birinin kişiliğini tamamen çözebileceği anlamına gelmiyor. Bulgular, bireysel düzeyde kişiliği doğrudan belirlemek yerine, genel popülasyonlardaki kişilik örüntülerini ortaya koyuyor.

Birleşik Krallık'taki Bristol Üniversitesi'nden genetik epidemiyolog Michel Nivard, konuya dair yaptığı açıklamada, "Bireysel bir düzeyde birinin kişiliğini bilmek isteseydik, genetik gerçekten verimli bir yol olmazdı. Kişiliği ölçerek çok net bir resim elde edebiliriz, genler orada hiçbir şey katmazdı" dedi. Nivard, genetik bilginin, kişilik özelliklerini gruplar genelinde, genom çapında ilişkilendirme çalışmalarıyla daha önce incelenmiş diğer tüm sonuçlarla ilişkilendirmek için bir yol sunduğunu ekledi.

Michigan State Üniversitesi'nden psikolog Ted Schwaba'nın liderliğinde yürütülen ve Nature dergisinde yayımlanan araştırmada, psikolog Elliot Tucker-Drob da kıdemli yazarlardan biri olarak yer aldı. Nivard ve meslektaşları, genetik katkıyı daha iyi anlamak için 46 farklı kohorttan elde edilen kişilik ve genetik verileri bir araya getirdi. Analiz, yaklaşık 1.14 milyon kişiyi kapsadı.

Araştırmacılar, psikologların kişiliği tanımlamak için kullandığı beş geniş boyuta odaklandı: Dışadönüklük, uyumluluk, sorumluluk, nevrotiklik ve deneyime açıklık. Ardından, bu kişilik özelliklerindeki farklılıklarla tutarlı bir şekilde ortaya çıkan genetik varyantları bulmak için devasa insan gruplarının genomlarında genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS) yürütüldü.

Elbette, araştırmacılar tek bir kesin "dışadönüklük geni" veya "nevrotiklik geni" bulmayı beklemiyorlardı. Kişilik, genetik olarak çok daha karmaşık bir olgu. Nivard'ın belirttiği gibi, "Bir bakıma birçok varyant bulacağımızı biliyorduk, bu da bireysel varyantların kişilik üzerindeki etkilerinin çok, çok küçük olduğu anlamına geliyor." Kişilik üzerinde bireysel düzeyde algılanabilir bir etkiye sahip tek bir genin olmadığını vurgulayan Nivard, bu durumun Alzheimer gibi sonuçlar için geçerli olan genlerden farklı olduğunu ifade etti.

Beklendiği gibi, analizler, Büyük Beş kişilik özelliğiyle ilişkili 1.260 önemli genetik varyantı ortaya çıkardı. Bunlardan 824'ü daha önce bu özelliklerle ilişkilendirilmemişti. Ancak araştırmacılar, bu kadar çok genetik varyant olmasına rağmen, DNA'nın kişiliktte kişiden kişiye olan farkların yalnızca mütevazı bir oranını açıkladığını buldu. Nivard'a göre, çalışmanın yakaladığı genetik varyasyon, Büyük Beş özellik boyunca bireysel farklılıkların yaklaşık yüzde 7.4 ila 10.6'sını oluşturuyor.

Bir kişinin genetik varyantlarını bilmek, kişiliğini tahmin etmede pek de kullanışlı değil. Araştırmacılar, genetik bilgiyi kullanarak yaptıkları en iyi tahminlerde, kişilikteki değişimin yüzde 4'ünden azını açıklayabildiler. Bu da genlerin bir miktar fark yarattığını, ancak hikayenin tamamını anlatmaktan çok uzak olduğunu gösteriyor.

Nivard, "Genlerimiz açıkça kişilik yatkınlıklarımızı etkiliyor. Bu genetik etkilerin bir kısmını açıklayabiliyoruz, ancak açıkça kişilikteki bireysel farklılıkların çoğunu oluşturan önemli çevresel nedenler de var" dedi. Buradaki zorluk, insanların karmaşık yapısı ve çevre, beslenme ve kültürden güçlü bir şekilde etkilenmesidir. Kişilik üzerindeki genetik etkiler ile dış faktörlerin etkisini ayırmak zorlu bir süreç.

Araştırmacılar, ailelere bakarak bu ayrımı yapmaya çalıştılar. Kardeşler ve ikizler karşılaştırıldı. Kardeşler aile ortamını paylaşırken, ebeveynlerinin genetik kombinasyonlarının farklılığını miras alırlar. Eğer dışadönüklük gibi bir genetik varyant, hangi kardeşin daha dışadönük olduğunu da öngörüyorsa, paylaşılan yetiştirme ortamı daha az olası bir açıklama haline geliyor. Araştırmacılar, kişilik üzerindeki genetik etkilerin aile içinde, akraba olmayan kişiler arasındaki etkilere neredeyse aynı olduğunu buldu.

Ancak tüm analizler bu kadar tutarlı ve düzenli değildi. Uyumlu kişilik özelliğiyle ilişkili genetik örüntüler, farklı çalışma grupları arasında önemli ölçüde değişiklik gösterdi. Nivard, uyumluluk özelliğinin (nazik, sempatik, işbirlikçi, dürüst ve düşünceli olma eğilimi) kültürler, kohortlar ve yaş grupları arasında tam olarak aynı şeyi ölçmeyebileceğini belirtti. Bu farklılıkların, anketlerin uyumluluğun farklı yönlerine odaklanmasından veya bu özelliği şekillendiren kültürel farklılıkların bir yansıması olabileceğini düşündüğünü ekledi.

Yine de bu araştırmanın, kişiliğin hayatımızın diğer alanlarıyla kesiştiği noktalarda faydalı olabileceği düşünülüyor. Örneğin, araştırmacılar dışadönüklük ile COVID-19 enfeksiyon riski arasında genetik bağlantılar buldular. Bu durum, daha dışadönük kişilerin sosyal temas ihtiyacının artmasıyla ilişkili olabilir.

Kişilik özelliklerinin, bir kişinin seçimlerini, davranışlarını ve sağlığını nasıl etkilediğini anlamak için araştırmacılara ek bir araç sunuyor. Ancak bu, DNA'dan bir kişinin kim olduğunu okumaya yönelik bir yol değil. Nivard, "İnsanların genetik yapının kişiliklerini belirlediği veya bireysel kişiliklerinin genomları aracılığıyla ölçülebilir olduğu düşüncesiyle ayrılmalarını istemem" dedi. Kişiliğini başkalarıyla karşılaştırmak isteyenlere yönelik ise, "Online birçok ücretsiz testi deneyebilir ve çok daha fazlasını öğrenebilirsiniz!" tavsiyesinde bulundu.

Önceki Haber
Acer'dan İnanılmaz Hata: Dizüstü Bilgisayarın Sıvı Metalini Termal Macunla Değiştirip 102 Dereceye Çıkardılar!
Sıradaki Haber
Samsung'dan Çığır Açan HBM5 Duyurusu: HBM4E'nin Performansını İkiye Katlıyor!

Benzer Haberler: