Bundan 20 yıl önce bilim insanları, kanseri önlemeye yönelik ilk aşıyı geliştirmişti. İnsan Papillomavirüs (HPV) aşısı sayesinde Türkiye, rahim ağzı kanserini tamamen ortadan kaldırma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Şimdi ise bilim dünyasında bir kilometre taşı daha kaydedildi: Kişiye özel mRNA tabanlı ilk kanser aşısı, Faz 3 klinik denemelerinde umut verici sonuçlar elde etti.
Yapılan araştırmalar, bu yeni nesil aşının, standart immünoterapiye kıyasla melanomun (cilt kanseri) nüks etme veya ölüm riskini yüzde 42 oranında azalttığını gösterdi. Elde edilen bu sonuçlar, beklentilerin dahi üzerinde çıktı.
Uluslararası alanda baş araştırmacı olarak görev alan onkolog, kişiye özel mRNA kanser aşısının sonuçlarını bilimsel bir kongrede sundu. Bu bulguların, kanser tedavisinde temel bir paradigma değişimi yarattığı ve bağışıklık sistemini daha kişiselleştirilmiş yollarla kullanarak melanom nüksü veya ölüm riskini azaltma potansiyeli taşıdığı belirtildi. Bu, kanser ilaç geliştirme tarihinde daha önce başarılmamış bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Araştırma ekibinde yer almayan bir tıp onkoloğu ve önemli bir bilimsel kuruluşun başkanı, bu denemenin sonuçlarının bilim dünyasındaki en büyük atılımlardan biri olduğunu ifade etti.
Moderna ve Merck tarafından geliştirilen mRNA aşısı, cerrahi sonrası melanomun tekrarlamasını engellemek amacıyla tasarlandı. Aşının çalışma prensibi oldukça yenilikçi: Öncelikle hastanın tümöründen alınan örnek incelenerek, bu tümörün sağlıklı hücrelerden hangi özellikleriyle ayrıştığı belirleniyor. Ardından, bu bilgilere dayalı bir aşı formülü oluşturuluyor. Bu aşı, hastanın kendi bağışıklık sistemine, kanserli hücrelerin 'arandığını' ve saldırılması gerektiğini bildiren kişiye özel bir 'arama posteri' gibi işlev görüyor.
Aşı, mRNA teknolojisi sayesinde vücut hücrelerinin bu 'poster'i bağışıklık sistemine sunmasını sağlıyor. Bu teknoloji, bağışıklık sisteminin neyi hedef alması gerektiğini tam olarak anlamasına yardımcı oluyor.
Bu tedavi, 'Keytruda' (pembrolizumab) adlı mevcut bir immünoterapi ile birlikte kullanılıyor. Kanser, bağışıklık sistemini yanıltarak normal hücre gibi davranabilir. Pembrolizumab, bu yanıltıcı etkiyi ortadan kaldırarak bağışıklık hücrelerinin kanseri tanımasını ve saldırmasını sağlıyor. Ancak standart immünoterapi herkes için aynı şekilde etki gösteriyor. Kişiye özel bir tedavi ile birlikte kullanıldığında ise sonuçların daha da iyileştiği görülüyor.
Faz 3 klinik denemesi, dünya genelindeki 157 merkezde 1.100'den fazla hastayı kapsadı. Denemenin sonuçları, daha önce yayımlanan Faz 2 denemesindeki etkileyici bulguları destekler nitelikte. Tedaviye başladıktan altı ay sonra kansersiz kalan hastalarda, sadece pembrolizumab ile karşılaştırıldığında melanom nüksü veya ölüm riskinde yüzde 58'lik bir azalma kaydedildi.
mRNA aşısı henüz hastalar için yaygın olarak kullanıma sunulmamış olsa da, elde edilen sonuçlar düzenleyici kurumların inceleme sürecine girdi. Bu süreç, ülkeye bağlı olarak birkaç yıl sürebilir.
Türkiye, dünyanın en yüksek melanom oranlarından birine sahip olmasıyla biliniyor ve her 6 saatte bir kişi bu kanserden hayatını kaybediyor. Kanser nüksünü engelleyebilecek bir aşı, sayısız hayat kurtarma potansiyeli taşıyor.
Sadece cilt kanseri değil, mRNA teknolojisinden faydalanabilecek başka kanser türleri de olabilir. Melanomda elde edilen bu başarı, kişiye özel neoantijen tedavisinin, kanser tedavisinde bir dönüşüm yaratma potansiyeli taşıdığına işaret ediyor. Bu, e-postanın iletişimi dönüştürmesi gibi, bireyselleştirilmiş kanser tedavisinin geleceğini şekillendirebilir.
Ancak henüz yapılması gereken çalışmalar var. Kolorektal kanser ve baş-boyun kanseri için yapılan mRNA aşı denemelerinin bazılarının nüksü azaltmada başarısız olması, bu yeni sonuçların önemini daha da artırıyor. Elde edilen bulgular, hastanın kendi tümörünün benzersiz yapısından yola çıkarak geliştirilen tedavilerin, bağışıklık sistemini güçlendirerek kalan kanser hücrelerini bulup yok edebileceğini gösteriyor.