Bugün, 2006 yılında gerçekleşen önemli bir teknoloji hamlesinin 20. yıldönümü: AMD'nin grafik yongaları devi ATI'yi devralması. O dönemde 5.4 milyar dolarlık nakit ve hisse senedi karşılığında gerçekleşen bu satın alma, özellikle PC graphics alanında yenilikçi çözümler sunan Kanadalı firmayı bünyesine katan AMD için adeta bir dönüm noktası oldu. Bu stratejik birleşmenin üzerinden geçen 20 yılda, AMD'nin üç ana alanda büyük başarılar elde ettiğini net bir şekilde görüyoruz: Radeon GPU'larının sürekli gelişimi ve yenilikçiliği, APU'ların yükselişi ve oyun konsolu pazarındaki dominasyonu.
Olayın geçmişine baktığımızda, AMD'nin aslında ATI'yi satın almadan önce Nvidia ile de benzer bir birleşme için görüştüğü ortaya çıkıyor. 2006 yılının 24 Temmuz sabahı, dönemin AMD CEO'su Hector Ruiz ve ATI CEO'su Dave Orton New York'ta bir araya gelerek bu tarihi anlaşmayı duyurdular. Ruiz, bu birleşmenin "sektörümüzü yeniden şekillendireceğine" inandıklarını belirterek, "AMD ve ATI'nin tüm sektör için büyüme ve inovasyonu yönlendireceğine, iş ortaklarımızın farklılaştırılmış çözümler yaratmasına olanak tanıyacağına ve müşterilerimizin kendileri için en iyisini seçmelerini sağlayacağına inanıyoruz" şeklinde konuştu. Orton ise bu birleşmenin "PC platformunda agresif bir şekilde yenilik yapmalarını sağlayacağını" ekledi.
Birleşmenin ardından takip eden birkaç yıl içinde ATI'nin marka bilinirliği yavaş yavaş azaldı. Örneğin, satın alma sırasında geliştirilmekte olan ATI R600 (Terascale 1, birleşik shader mimarisi) GPU, AMD çatısı altında Radeon HD 2900 serisi olarak pazara sürüldü. Bu geçiş döneminde bazı HD 2900 XT kutularında hala ATI amblemi görülebiliyordu. Hatta AMD'nin grafik kartlarının soğutma çözümlerini çıkardığınızda, 2010 yılına kadar termal macunun altında bir ATI GPU ile karşılaşmak mümkündü.
Grafik kartı pazarında Nvidia ile rekabet devam ederken, AMD'nin bir diğer önemli hamlesi Radeon IP'sini kendi CPU çekirdekleriyle entegre ederek APU'ları yaratması oldu. Bu yolculuk, 2011'de AMD Fusion serisiyle başladı. Günümüzde ise APU'lar, bu vizyonu çok daha ileriye taşıdı. Özellikle Ryzen AI Max / Max+ (Strix Halo ve Gorgon Halo) serisi, entegre grafik işlemcileriyle 40'a kadar RDNA 3.5 Hesap Birimi barındırabiliyor ve iş yüküne bağlı olarak RTX 4060/4070 gibi masaüstü grafik kartlarıyla rekabet edebiliyor. Ayrıca, bu işlemcilerdeki birleşik bellek mimarisi, kullanıcıların geniş VRAM kapasitelerinden faydalanmasına imkan tanıyor.
Radeon geliştiricileri, GCN'den RDNA grafik mimarisi dönemine geçerken, AMD oyun konsolu pazarında da önemli bir fırsat yakaladı. 2010'ların başı ve ortasında geliştirilen APU'lar, konsol geliştiricileri için cazip çözümler haline geldi. Günümüzde hala bu pazarda güçlü bir varlık gösteren AMD, bu başarısını el konsollarına da taşıdı. Ancak, Intel'in Panther Lake ve B390 iGPU'ları ile bu pazarda daha ciddi bir oyuncu haline geldiği görülüyor. Nvidia'nın da Arm tabanlı GeForce yarı özel SoC'leri ile konsol pazarında etkili olabileceği düşünülüyor, ancak şirketin şu anki ana odağının yapay zeka pazarı olduğu biliniyor.
Kırmızı ve Yeşil Asla Bir Arada Görülmeyecekti
AMD ve ATI arasındaki anlaşma imzalanmadan önce, benzer bir birleşmenin AMD ve Nvidia arasında da gerçekleşme ihtimalinin olduğu yönünde raporlar vardı. 2012 yılındaki bir haberimizde, Nvidia CEO'su Jensen Huang'ın görüşmeler sırasında oldukça zorlu davrandığı ve birleşme sonrası şirketin CEO'su olmayı talep ettiği belirtilmişti. Bu durum, AMD CEO'su Hector Ruiz'in bu fikre sıcak bakmamasına neden oldu ve AMD'nin odağı ATI'ye yöneldi.