Bilim kurgu filmlerinin vazgeçilmez bir unsuru olan otonom araçların çağı, artık gerçek oluyor. Bir avuç Amerikan şehrinde robotaksiler hizmet vermeye başladı. Bu teknoloji, on yılı aşkın bir sürenin ardından, güvenlik sürücüsü eşliğinde ticari hizmetin başlangıcına ulaştı.
Bu teknolojiye 100 milyar doların üzerinde yatırım yapıldığı belirtiliyor. Robotaksilerin insan sürücülü araçlardan daha güvenli olacağı iddia ediliyor. Son yapılan analizler, robotaksilerin insan sürücülere göre çok daha az kazaya karıştığını ve sigorta taleplerinin daha düşük olduğunu gösteriyor. Ancak, okul otobüsleriyle yaşanan sorunlar ve sel sularına kapılan araçlar gibi yaşanan bazı olaylar, teknolojinin henüz mükemmel olmadığını da gözler önüne seriyor.
Güvenlik, otonom araçların tek cazip yönü değil. Bu araçların trafiği de azaltması bekleniyor. Ancak elde edilen veriler, robotaksilerin bu konuda henüz taksi çağırma uygulamaları (Lyft ve Uber gibi) kadar başarılı olamadığını gösteriyor.
Boş Kilometreler Sorunu
MIT Transit Lab Araştırma Direktör Yardımcısı Awad Abdelhalim tarafından yayımlanan bir çalışma, Ağustos 2023 ile Aralık 2025 arasındaki yaklaşık 1000 günlük veriyi analiz ediyor. Bu süre zarfında robotaksiler, 86,3 milyon mil (138,8 milyon km) yol kat ederek 13,8 milyon yolculuk gerçekleştirdi ve 19,3 milyon yolcu taşıdı. Aylık büyüme oranı ise yaklaşık %15 civarında.
Abdelhalim, bu yolculukların ne kadarının boş araçlarla yapıldığını, yani 'boş kilometre' olarak bilinen durumu ve bu oranın zamanla nasıl değiştiğini inceledi. Çalışmaya göre, başlangıçta yolculukların yalnızca %36'sı yolcu ile yapılırken, çalışma süresinin sonunda bu oran %56'ya yükseldi ve ardından sabit kaldı. Yani, robotaksilerin kat ettiği mesafenin yaklaşık %44'ü boş olarak gerçekleşiyor.
Bu durum şaşırtıcı değil; yapılan gözlemler, sıkça görülen otonom araçların çoğunda insan yolcu bulunmadığını ortaya koyuyor.
'Boş kilometreler' iki şekilde gerçekleşiyor: Birincisi, yolcu atanmayı bekleyen araçların dolaşması; ikincisi ise yolcuyu almak için hareket eden boş araçlar. Waymo, filosunu genişlettikçe yolcu almak için boş giden araçların mesafesini azaltmayı başarmış. Yazar, otoyol hizmetlerinin devreye alınmasıyla da boş kilometre başına düşen mesafenin azaldığını belirtiyor.
Geçtiğimiz yılın sonlarında yapılan benzer bir analiz de, boş araçların Waymo'nun toplam mesafesinin %44'ünü oluşturduğunu ve bu boş mesafelerin üçte ikisinin müşteri atanmasını bekleyen araçlardan kaynaklandığını ortaya koydu.
Taksi Uygulamaları Kadar Etkili
İlginçtir ki, trafiği azaltma konusunda benzer argümanlar geçmişte taksi çağırma uygulamaları için de öne sürülmüştü. 2014 yılında yapılan bir çalışma, bu uygulamaların araç sahipliğini azaltabileceğini ve trafiği düşürebileceğini iddia ediyordu. Ancak daha sonraki veriler, taksi uygulamalarının trafiği ve CO2 emisyonlarını artırdığını gösterdi. Bunun başlıca nedeni, insanların normalde almayacakları yolculukları ucuz olduğu için tercih etmesiydi. Bu durumun robotaksiler için de geçerli olabileceği belirtiliyor. (2018 tarihli bir çalışma, San Francisco'daki araç mili artışının neredeyse yarısının taksi uygulamalarından kaynaklandığını ortaya koydu.)
Lyft veya Uber sürücülerinin kat ettiği mesafenin yaklaşık %40'ı boş kilometrelerden oluşuyor. Bu da, direksiyonda insan olmasıyla olmaması arasında trafik sıkışıklığı açısından pek bir fark olmadığını gösteriyor.
Bu durum, robotaksilerin güvenlik avantajının bir kısmını da açıklıyor. Eğer bir robotaksinin ortalama yolcu sayısı, bir taksi uygulaması aracının ortalama yolcu sayısından her zaman düşükse, robotaksi için beklenen yaralanma oranının buna bağlı olarak daha düşük olması muhtemeldir.
Öte yandan, etkili trafik sıkışıklığı azaltımı için toplu taşımanın güçlü bir şekilde genişletilmesi gerekiyor. Bir otobüsteki aynı sayıda insan, yolcuların binek otomobillere dağılması durumuna göre çok daha az yol kaplıyor. Trenler ve metrolar için ise bu oranlar daha da iyileşiyor. Ancak toplu taşıma ucuz bir çözüm değil. Robotaksiler için bu yılın başlarında 16 milyar dolar yatırım yapılmasına rağmen, sektör genelinde 2010'lardan bu yana 100 milyar doların üzerinde yatırım yapıldı. Buna karşılık, Amerikan Toplu Taşıma Birliği beş yıl içinde 268 milyar dolarlık yatırım çağrısında bulundu ve bir rapor, 'dünya standartlarında' bir toplu taşıma sistemi için önümüzdeki 20 yıl içinde 4,6 trilyon dolarlık bir bütçe öngörüyor.