Otomotiv devlerinden Stellantis, Alfa Romeo'dan Vauxhall'a kadar birçok markayı bünyesinde barındıran (Chrysler, Dodge, Jeep ve Ram gibi markalar dahil) bir anlaşmayla teknoloji devi Microsoft ile beş yıllık bir iş birliğine imza attı. Bu iş birliği kapsamında Microsoft, otomotiv üreticisinin dijital hizmetlerini geliştirmek, siber güvenlik önlemlerini güçlendirmek ve mühendislik yeteneklerini artırmak için uzmanlığını kullanacak. Tüm bu geliştirmelerin merkezinde ise günümüzün en popüler teknoloji trendi olan yapay zeka (AI) yer alıyor.
Otomotiv sektörüne teknoloji entegrasyonunun hız kazandığı bir dönemdeyiz. Günümüzde neredeyse her yeni araçta bir modem bulunuyor ve bu modemler çeşitli bulut sistemlerine bağlanıyor. Gelişmiş aktif güvenlik sistemleri, çevredeki diğer araçları algılayarak çarpışmaları önlemeye yardımcı oluyor. Dokunmatik ekranlar ise otomobillerin olmazsa olmaz bir parçası haline gelerek akıllı telefon benzeri hizmetlere erişim sağlıyor.
Ancak bu teknolojik gelişmelerin her zaman kullanıcılar için olumlu sonuçlar doğurduğunu söylemek zor. Bağlantılı hizmetler oldukça kullanışlı olabilse de, ancak güvenli bir şekilde sunulduklarında değer kazanıyorlar. Gelişmiş sürücü destek sistemlerinin her zaman güvenli olmadığı, yaşanan bazı sorunlarla ortaya çıkıyor. Dokunmatik ekranlar ve kapasitif paneller üreticilere maliyet avantajı sağlasa da, insan-makine etkileşimi açısından fiziksel düğmelerin yerini tutmadığı görülüyor. Ayrıca, araç içi uygulamaların potansiyel gizlilik etkileri de önemli bir endişe kaynağı.
Bu gelişmelerin yanı sıra, bazı düzenlemeler bazı kontroller için fiziksel düğmelere geri dönülmesini zorunlu kılarken, bazı otomobil üreticileri de daha geleneksel arayüzlere yönelmeye başlıyor. Geçmişte karşılaşılan temel sorun, otomobil üreticilerinin kendi ana yetkinlikleri dışındaki alanlarda ürün sunma çabasıydı. İşte bu noktada Microsoft gibi bir teknoloji şirketiyle yapılan iş birlikleri, önemli faydalar sağlayabilir.
Peki Neler Oluyor?
Stellantis'in baş mühendislik ve teknoloji sorumlusu Ned Curic, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: "Yapay zeka hızla gelişirken, mühendislik ve üretimden tasarıma ve müşteri etkileşimine kadar işimizin her alanında yapay zekayı erken benimseyenler arasında yer aldık. Yeni dijital kabinden temel araç işletim sistemine kadar yapay zekayı doğrudan araçlarımıza entegre ediyoruz. Microsoft ile olan iş birliğimiz sayesinde şirket genelinde yapay zeka ivmemizi hızlandırıyor, ekiplerimize daha hızlı yenilik yapma ve bizden beklenen ürünleri, hizmetleri ve deneyimleri sunma araçlarını sağlıyoruz."
Stellantis, yapay zekayı ürün geliştirme süreçlerini iyileştirmek ve araç içi tahminli bakım algoritmaları ile verimlilik koçluğu gibi müşteri odaklı özellikler oluşturmak için kullanmayı hedefliyor. Şirket ayrıca, yapay zekanın siber saldırılara karşı dayanıklılığını artıracağını ve bağlantılı hizmetlerini daha dirençli hale getireceğini belirtti. Buna bir örnek olarak, "Jeep sürücüleri, nerede seyahat ederlerse etsinler, güvenilir bağlantı ve korumalı veri erişiminden faydalanacak, bu da onlara her yolculuklarında güven verecek" ifadesi kullanıldı.
Şaşırtıcı bir şekilde, bu durum Stellantis'in veri merkezi altyapısında büyük bir genişleme anlamına gelmiyor. İki şirket, 2029 yılına kadar veri merkezi ayak izinde yüzde 60'lık bir azalma hedeflediklerini, daha azıyla daha fazlasını başarmayı amaçladıklarını belirtti.
Microsoft'un ticari işlerinden sorumlu CEO'su Judson Althoff ise şunları ekledi: "Stellantis ile yaptığımız çalışmalar, otomotiv değer zinciri boyunca yapay zeka dönüşümünü sorumlu ve güvenli bir şekilde yönlendirme konusundaki ortak isteğimizi yansıtıyor. Stellantis'in küresel ölçeğini ve mühendislik uzmanlığını, Microsoft'un güvenilir bulut, yapay zeka ve güvenlik platformlarıyla birleştirerek, dünya çapında milyonlarca sürücü için gerçek değer sunuyoruz."