Ara

Artemis III Görevi: Kritik Detaylar ve Gelişmeler Teknoscope’ta!

NASA, 2027 yazından önce gerçekleşmesi planlanan Artemis III görevi için mürettebatını duyurdu. Bu heyecan verici gelişmeyle birlikte, uzay ajansı yetkilileri, görev sırasında mürettebatın hem Blue Origin hem de SpaceX'in Starship iniş araçlarıyla alçak Dünya yörüngesinde kenetleneceği planlarını paylaştı. Sunum, iniş araçlarının hazır olup olmadığı ve tam olarak nasıl görünecekleri gibi kritik soruları açık bıraksa da, NASA'nın Artemis program yöneticisi Jeremy Parsons, bazı önemli detayları aydınlattı.

Artemis programı yöneticisi Jeremy Parsons ile gerçekleştirilen bir söyleşide, aracın ilk fırlatılışından birkaç ay sonra Space Launch System (SLS) roketi ve fırlatma rampasının durumu hakkında bilgi alındı. Parsons, mobil fırlatma rampasının ilk fırlatma sonrasında harika durumda olduğunu belirtti. Roket güçlendiricilerinin ayrıştırma ve hazırlık süreçlerinin devam ettiğini ve mobil fırlatma rampasındaki küçük hasarların büyük ölçüde giderildiğini ekledi. Temmuz ayında güçlendiricilerin istiflenmesinin başlayacağı öngörülüyor.

SLS roketi testlerine ilişkin soruyu yanıtlayan Parsons, Artemis I ve II'de yaşanan kriyojenik sızdırmazlık sorunlarına değinerek, bu parçaların yeniden tasarlandığını ve güncellendiğini açıkladı. Görev öncesinde, güçlendiriciler ve ana aşama monte edildikten sonra termal koruma sistemlerinin tamamlanacağı ve ardından roketin yakıtla doldurularak sızdırmazlık testlerinin yapılacağı bir 'ıslak provanın' planlandığını belirtti.

Artemis III görevinin, alçak Dünya yörüngesine ulaşmak için gereken performansı sağlamayacağı gerekçesiyle ICPS üst aşaması olmadan gerçekleştirileceği bilgisini veren Parsons, bunun yerine bir ikinci aşama simülatörünün kullanılacağını söyledi. Bu simülatörün 'spacer' olarak adlandırıldığını, tasarımının tamamlandığını ve üretiminin hızla ilerlediğini aktardı. Aralık ayı itibarıyla Kennedy Uzay Merkezi'nde olması beklenen bu parçanın üzerine Orion modülünün monte edileceği ve bu konudaki ilerlemenin oldukça sevindirici olduğu ifade edildi.

Blue Origin'in Artemis III için uçuracağı prototip iniş aracı hakkında da açıklamalarda bulunan Parsons, bu aracın, en önemli bileşen olan ay mürettebat modülünün ilk üretim versiyonu olacağını belirtti. Bu araçta, aviyonik sistemler ve uçuş yazılımları gibi kritik bileşenlerin test edileceği ve yaşam destek sistemlerinin (ECLSS) de yer alacağı vurgulandı. Ancak, bu test aracında BE-7 motorları yerine depolanabilir yakıtların kullanılacağı ve Ay'a iniş için gereken büyük itiş gücüne ihtiyaç duyulmayacağı bilgisi paylaşıldı. Bu durumun, 'çift fırlatma kampanyası'nın detaylarının netleştirilmesi için ek süre sağlayacağı kaydedildi.

Blue Origin'in iniş aracının mevcut New Glenn roketinin 7x2 varyantı ile fırlatılabileceğini doğrulayan Parsons, firmanın fırlatma rampası sorunlarına rağmen New Glenn'in hazır olacağına dair güvenini dile getirdi. Alternatif fırlatma araçları (Vulcan veya Falcon Heavy gibi) ihtimalinin de değerlendirildiği, ancak Blue Origin'in kararlılığının öncelikli olduğu belirtildi. Parsons, genel risk perspektifinden bakıldığında mimari ve yetenek çeşitliliğinin önemini vurgulayarak, 2027'deki görevin aksamadan ilerlemesi için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

BE-7 motorlarının ve tahrik sisteminin güvenilirliğinin, Blue Origin'in daha küçük Mk 1 iniş aracını kullanarak elde edeceği deneyimle artacağı belirtildi. Parsons, bu motorların yoğun testlerden geçtiğini ve Dünya yörüngesi buluşma görevi ile insansız Ay inişi demosunun, Ay görevi için olası riskleri önemli ölçüde azalttığını söyledi. Mk 1 iniş araçlarıyla elde edilecek ek performans ve veri noktalarının sistemlere olan güveni artıracağını, ancak bunun bir ön şart olmadığını ekledi.

Blue Origin mimarisinin bir parçası olan ve iniş aracını Ay'a taşıyacak transfer aşamaları hakkında da bilgi verildi. Bu aşamaların, Mk 1 ve Mk 2 tasarımlarından önemli ölçüde faydalanarak geliştirildiği ve üretim süreçlerini hızlandırmak amacıyla ortak donanımlardan yararlanıldığı belirtildi. Bu durumun, 'Boots Acceleration 2028' mimarisi etrafında optimize edildiği ifade edildi.

New Glenn roketinin fırlatma rampasında yaşanan patlamanın etkilerine rağmen, Blue Origin ve NASA'nın bu durumu bir fırsata çevirmeye odaklandığı vurgulandı. Parsons, bu tür olayların yeni geliştirilen fırlatma araçlarında sıkça görülebileceğini belirterek, bu durumun mürettebat için bir 'yumruk' etkisi yarattığını ancak ilerlemeye devam ettiklerini söyledi. Kısa sürede iki adet 9x4 kapasiteli fırlatma rampasına sahip olmanın bu süreci hızlandıracağı öngörüldü. Parsons, bu tür zorlu projelerde prosedürlere ve mühendisliğe olan güvenin hayati önem taşıdığını ve testlerin gerçek uçuş gibi yapılması gerektiğini belirtti.

Starship modülünün, Blue Origin iniş aracından farklı olarak, mürettebat taşımayacağı ve yaşam destek sistemleri içermeyeceği bilgisi paylaşıldı. Parsons, bu kararın ardında yatan nedenleri açıklarken, entegre yığın kontrolü ve aviyonik uçuş yazılımı gibi kritik testlerin Dünya yörüngesinde yapılmasının önemine dikkat çekti. Starship'in görevi, entegre yığın kontrolü ve yaşam destek sistemlerinin performansının test edilmesi gibi önemli kazanımlar sağlayacak. Parsons, daha fazla test hedefi ve daha az risk için Blue Origin'in daha önce uçuş yapmasının avantajlı olacağını belirtti.

Artemis III görevinin yörünge parametreleri hakkında da bilgi verildi. Görevin -33 derece eğimle dairesel bir yörüngede, yaklaşık 250 deniz mili (463 km) irtifanın altında gerçekleştirilmesi hedefleniyor. Bu irtifanın, yörüngedeki tehlikeli uydu ve enkaz bantlarından (MMOD) kaçınmak için optimize edildiği belirtildi. Hem Blue Origin hem de Starship'in bu yörüngeye tek bir fırlatmayla ulaşabileceği ifade edildi.

Önceki Haber
Dragon's Dogma 2 Yenilendi: Oyuncuların Yıllardır Beklediği İyileştirmeler Geliyor!
Sıradaki Haber
Resident Evil Veronica Yeniden Yapımı Görüntü Odaklı Olmayacak: Hayatta Kalma Deneyimi Ön Planda!

Benzer Haberler: