Türkiye'deki veri merkezlerinin artan güç ihtiyacı, enerji tüketiminde önemli bir artışa neden oluyor. Yapay zeka (YZ) gibi yoğun hesaplama gücü gerektiren teknolojilere olan talebin yükselmesiyle birlikte, veri merkezlerinin enerji tüketimi de katlanarak artıyor. Bu durum, enerji altyapısı üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor ve yeni çözüm arayışlarını hızlandırıyor.
Gelecek yıllarda, özellikle yapay zeka teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, veri merkezlerinin küresel doğal gaz tüketiminde önemli bir paya sahip olması bekleniyor. Bir tahmine göre, 2035 yılına kadar veri merkezlerinin günlük 15 milyar metreküp doğal gaz tüketebileceği öngörülüyor. Bu rakam, daha önceki tahminlere kıyasla önemli bir artış anlamına geliyor. Bu büyüme trendi, veri merkezlerinin 2035'te Türkiye'deki toplam elektrik tüketiminin yaklaşık %20'sini oluşturabileceği öngörüleriyle de paralellik gösteriyor.
Birçok yeni veri merkezi projesi, mevcut elektrik altyapısının yetersizliği nedeniyle zaten gecikmeler yaşıyor. Elektrik santrallerinin devreye alınmasının uzun sürmesi, bu projelerin ertelenmesine yol açıyor. Bu nedenle, pek çok geliştirici, kendi bünyesindeki jeneratörlere yöneliyor. Yapay zeka talebindeki artış, havacılık endüstrisini de etkileyen türbin sıkıntısını daha da derinleştiriyor.
Bu alandaki öncü isimlerden biri, veri merkezini desteklemek için 2024 yılında Memphis'teki tesisinde gaz türbinleri kullanmaya başladı. İzinler konusunda bazı sorunlar yaşansa da, bu gelişme, enerji ihtiyacını karşılamak için alternatif güç kaynaklarına yönelişin bir göstergesi. Hatta bir girişimci, mobil gaz ve dizel türbin kiralama şirketi satın alarak bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yaptı. Ayrıca, türbin kanadı üretimini kendi bünyesinde gerçekleştirme kararı alarak, üretim darboğazlarını aşmayı hedefliyor.
Veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacına çözüm olarak, nükleer reaktörler gibi yeni teknolojiler geliştiriliyor. Yapay zeka veri merkezlerini beslemek amacıyla üç boyutlu yazdırılabilir modüler toryum nükleer reaktörler ve küçük nükleer mikro reaktörler gibi projeler hayata geçirilmeye çalışılıyor. Büyük teknoloji şirketleri de bu tür temiz enerji projelerine yatırım yaparak, yapay zeka operasyonları için gereken büyük miktarda enerjiyi sağlamayı hedefliyor. Ancak bu nükleer reaktörlerin ticari olarak kullanılabilir hale gelmesi birkaç yıl süreceği için, mevcut teknoloji devlerinin acil enerji ihtiyacını karşılamada şimdilik yetersiz kalıyor.
Doğal gaz türbinlerinin veri merkezlerinde yaygınlaşması, çevrede yaşayan topluluklar için olumlu bir gelişme değil. Bu türbinlerin kullanımıyla birlikte, havaya salınan zararlı gazların ve partikül maddelerin arttığına dair raporlar bulunuyor. Bu durum, çevresel etkiler ve halk sağlığı açısından endişe yaratıyor.
Bu devasa doğal gaz talebi, arz üzerinde baskı oluşturarak fiyatların yükselmesine ve ortalama tüketicinin bütçesini olumsuz etkilemesine neden olabilir. Önümüzdeki on yılda doğal gaz üretiminin artırılması beklenmesine rağmen, bu artışın öngörülen talebin altında kalacağı tahmin ediliyor. Eğer üretim talebi karşılayamazsa, fiyatlarda önemli bir artış yaşanması ve arz sıkıntısı yaşanması muhtemel görünüyor. Bununla birlikte, bazı uzmanlar, doğal gaz tedarikini artırmak ve maliyetleri düşürmek için yeterli potansiyele sahip geliştirilmemiş doğal gaz sahalarının bulunduğunu da belirtiyor.