Yapay zeka ve ilgili altyapılarına yoğun yatırımlar yapan beş ABD'li teknoloji devinin, bilançolarında gösterilmeyip çeyrek dönemlik finansal raporlarında dipnot olarak yer alan yaklaşık 1.65 trilyon dolarlık gizli borcu olduğu iddia ediliyor. Bu rakam, şirketlerin resmi bilançolarında görünen 1.35 trilyon dolarlık borcun üzerine ekleniyor ve yatırımcıları haberdar olmadığı bir mali yükümlülükle karşı karşıya bırakabilir.
Özellikle Meta'nın bu gizli borçlanma oranının yüksek olduğu belirtiliyor. Şirketin bilançosunda 140 milyar dolar borç gösterilirken, kayıtlarda yer almayan borcunun 420 milyar dolara ulaştığı ifade ediliyor. Oracle'ın da benzer şekilde 273.3 milyar dolarlık devasa bir gizli borca sahip olduğu ve bu rakamın 2022 yılına göre %2.900'lük bir artış gösterdiği öne sürülüyor.
Bu durum ilk başta şaşırtıcı gelse de, aslında muhasebe uygulamalarında kabul gören bir yöntemden kaynaklanıyor. Bu "gizli borçlar", henüz yürürlüğe girmemiş ancak imzalanmış uzun vadeli sözleşmelerden doğuyor. Bu sözleşmelerin büyük bir kısmının veri merkezi operatörlerine verilen sözlerden oluştuğu belirtiliyor. Yapay zeka alanındaki rekabet, birçok büyük teknoloji şirketini, projeleri faaliyete geçtiğinde elde edecekleri işlem gücü için veri merkezi operatörleriyle uzun vadeli anlaşmalar yapmaya itiyor.
Herhangi bir hizmet veya mal teslimi için para ödemeyi taahhüt eden kurumların bu ödemeleri yükümlülük olarak kaydetmesi gerekirken, bu veri merkezleri henüz faaliyete geçmediği için sözleşmeler an itibarıyla bilançoların dışında kalıyor. Ancak projeler devreye girdiğinde, teknoloji devlerinin imzaladığı bu sözleşmeler geçerli olacak ve elde edilen işlem gücü için, talep olup olmamasına bakılmaksızın ödeme yapma yükümlülüğü doğacaktır.
Teknoloji şirketleri bu yatırımları sadece geleceğe yönelik sözleşmelere bağlamakla kalmıyor. Alphabet, Amazon ve Microsoft'un, henüz sunulmamış ve ödenmemiş hizmetler anlamına gelen 1.45 trilyon dolarlık bir bulut hizmeti birikimine sahip olduğu rapor ediliyor. Hatta Amazon Web Services CEO'su da şirketin yaptığı yatırımların "spekülatif olmadığını" belirtmiş.
Bu durum, talep garantisi sağlayan müşteri sözleşmeleri imzalayarak kapasiteyi güvence altına almak ve ardından gerekli işlem gücünü sağlamak için veri merkezleriyle uzun vadeli anlaşmalar yapmak açısından olumlu görünse de, bu teknoloji devlerini büyük risklere açık hale getiriyor. Çünkü talep beklenen düzeyde gerçekleşmezse, bu şirketler müşterisi olmadığı işlem gücü için ödeme yapmak durumunda kalabilir. Daha da endişe verici olan ise, bu yatırım harcamalarının şirketlerin kazançlarını aşması, yani büyük teknoloji şirketlerinin bu yatırımları finanse etmek için kurumsal tahvillere ve yeni hisse senetlerine giderek daha fazla bağımlı hale gelmesidir.
Yapay zeka işlem gücüne olan talep artıyor olsa da, bu teknoloji hala nispeten yeni ve kanıtlanmamış bir alan. Birçok uzman, balon oluşumunu önlemek için yapay zekanın daha fazla insana fayda sağlaması gerektiğini savunuyor. "Tokenmaxxing" olarak adlandırılan ve yapay zekayı neredeyse her şey için kullanma maliyeti de bazı şirketleri hazırlıksız yakalamış durumda. Yapay zeka ajanlarının standart yapay zekadan 1000 kata kadar daha fazla token tüketmesi, şirketlerin yıllık yapay zeka bütçelerini haftalar içinde tüketebiliyor. Bu nedenle, bazı şirketler yapay zeka kullanımını azaltıyor veya maliyetleri düşürmek için Çin'den veya açık kaynaklı daha uygun modelleri tercih ediyor. Bu belirsizlik, teknoloji şirketlerinin bu yükümlülükleri "gizleme" şekliyle birleştiğinde, şirketlerin sahip olduklarından daha az uzun vadeli yükümlülüğe sahipmiş gibi görünmelerine neden oluyor.
Bu, endüstri devlerinin benzer muhasebe tekniklerini ilk kez kullanması değil. Daha önce 2001'deki Enron çöküşü, şirketin sorunlu varlıklarını özel amaçlı kuruluşlar aracılığıyla gizlemesi ve gerçekleşmemiş kazançları mevcut gelir tablolarına kaydetmesiyle gerçekleşmişti. Teknoloji devleri bilançolarının dışında performans göstermeyen varlıkları gizleyip dolandırıcılık yapmasa da, gelecek yükümlülüklerini kaydetmek için benzer bir mekanizma kullanıyorlar. Bunlar teknik olarak borç olmasa da, borç gibi davranıyorlar ve raporlanma şekli bazı uzmanları endişelendiriyor.