Teknoloji dünyasında son yıllarda veri merkezlerine olan ilgi ve inşaat projeleri tartışma yaratıyor. Birçok şehir, eyalet ve ülke yeni veri merkezi kurulumlarına kısıtlamalar getirirken, bazıları ise tamamen yasaklıyor. Özellikle Utah'ta milyarlarca dolarlık devasa bir veri merkezi projesinin duyurulması, bölge sakinlerinin tepkisini çekti. Ancak, yatırımcılar ve teknoloji sektörü savunucuları bu tepkilerin ardında Çin'in propagandasının olduğunu iddia ediyor. Bu iddialar, yapay zeka alanında ABD'nin hakimiyetini kırmaya yönelik yüz milyonlarca dolarlık bir harcamaya işaret ediyor.
Ünlü yatırımcı ve televizyon kişiliği Kevin O'Leary, bu iddiaları ilk kez bir röportajda dile getirdi ve ardından sosyal medya paylaşımlarıyla genişletti. O'Leary, Çin'den gelen milyarlarca dolarlık bir harcama ile bu tür protestoların finanse edildiğini ve bu paranın diğer ülkeler aracılığıyla 'kiralık' protestoculara ulaştırıldığını öne sürüyor. Utah'taki veri merkezi projesine karşı çıkanların büyük çoğunluğunun toplu taşıma ile getirildiğini iddia etti.
Benzer görüşler ABD'li yetkililerden de geldi. İçişleri Bakanı Doug Burgum, veri merkezi projelerine karşı çıkanların yerel ve organik olmadığını, bunun yerine yabancı kaynaklı karanlık paranın bu sürece dahil olduğunu belirtti. Burgum, veri merkezi inşaatının hedeflendiği her bölgenin yabancı yönlendirmeli propaganda ile bombardımana tutulduğunu ifade etti. Ancak, şu ana kadar O'Leary veya Burgum tarafından bu iddiaları destekleyecek somut bir kanıt sunulmadı.
Bu iddialar çeşitli çevrelerce şüpheyle karşılansa da, veri merkezlerinin çevreye etkileri konusunda halkın giderek daha fazla bilgi sahibi olması, bu savunmaları zorlaştırıyor. Veri merkezleri, çevrelerindeki elektrik fiyatlarını önemli ölçüde artırabiliyor, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarını tüketebiliyor ve hatta duyulamayan ses dalgaları yayarak rahatsızlık verebiliyor.
Ayrıca, yapay zeka teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte artan bileşen kıtlığı, bilgisayar, telefon ve diğer elektronik cihazların fiyatlarını yükseltiyor. Otomasyon odaklılığın artmasıyla birlikte yaşanan işten çıkarmalar ve yapay zeka botlarının insan hizmetlerinin yerini almasıyla hizmet kalitesindeki düşüş de halkın gündeminde.
Çin'in müdahalesi fikrini destekleyen bazı uzmanlar bile durumun hassasiyetinin farkında. Amerikan Girişim Enstitüsü'nden Ryan Fedasiuk, Çin'in müdahale meselesinin gerçek olduğunu ancak ABD'de yapay zeka yatırımlarının popüler olmamasının tek nedeninin Çin olmadığını belirtiyor. Bitcoin Politik Enstitüsü de bir rapor yayımlayarak ABD'deki yapay zeka yatırımlarına karşı bir yabancı etki kampanyası olduğunu ancak Amerikalıların da duyulması gereken ciddi endişeleri olduğunu vurguluyor.
ABD ve Çin arasındaki yapay zeka alanındaki rekabet giderek kızışıyor. Her iki ülke de yapay zeka gelişimini destekleyen politikalar izliyor. Kevin O'Leary'nin iddiaları ilk bakışta sıra dışı görünse de, süper güçlerin birbirlerinin stratejik alanlarındaki ilerlemelerini engellemeye çalışması olağan bir durum. Yapay zeka geliştirme süreçlerini sekteye uğratmak da bu rekabetin bir parçası olarak görülebilir.