Ara

Uykusuzluk Depresyonun Yeni Bir Türünü Ortaya Çıkardı: Dört Hastadan Biri Bu Alt Tipte!

Depresyon hastalarının önemli bir kısmının mevcut tedavi yöntemlerine yanıt vermediği biliniyor. Bilim insanları, bu durumun temelinde depresif belirtilere yol açan çok sayıda farklı etkenin yattığına inanıyor. Yapılan yeni bir araştırma, hastaların dörtte birinin, sürekli jet lag benzeri bir durumdan kaynaklanan 'sirkadiyen' depresyon alt tipine uyduğunu ortaya koydu.

Psikiyatri araştırmacıları tarafından yürütülen çalışma, depresyonun tek bir hastalık olarak ele alınmasının aksine, altında yatan biyolojik sorunların farklı olabileceğini gösteriyor. Mevcut depresyon tedavilerinin çoğu, hastalığın temelinde anksiyetenin yattığı varsayımına dayanıyor. Ancak özellikle genç hastaların yüzde 30'unda görülen atipik depresyonda bu durum geçerli değil.

Bu noktada araştırmacılar, "Eğer anksiyete altta yatan neden değilse, bunu ne tetikliyor?" sorusunu ele alıyor. Uzun süredir sirkadiyen sistemin beyin düzenleyicilerinin nörobiyolojisini incelediklerini belirten uzmanlar, vücudumuzdaki sirkadiyen sistemlerin 24 saatlik gece-gündüz döngüsüne uyum sağladığını ve ışığın bu sistemleri düzenleyen ana sinyal olduğunu vurguluyor. Bu döngünün bozulması, sürekli jet lag hissine, yorgunluğa, konsantrasyon güçlüğüne, uyku sorunlarına ve davranış değişikliklerine yol açabiliyor.

Yapılan kapsamlı bir araştırmada, binlerce katılımcıdan elde edilen verilerle, bu temel mekanizmanın ruh sağlığı bozukluklarının önemli bir bölümünü oluşturduğuna dair kanıtlar bulundu. Sirkadiyen depresyon alt tipi, altı temel kriterle tanımlanıyor. Bu alt tipe sahip bireylerde belirtiler mevsimlere göre değişebiliyor, uyku başlangıç zamanları genel popülasyona göre gecikmiş oluyor. Ayrıca, sosyal jet lag olarak adlandırılan, hafta içi ve hafta sonu uyku başlangıç zamanları arasındaki belirgin farklar gözlemleniyor.

Bu kişiler genellikle bir 'akşamcı' (evening chronotype) özelliğine sahip oluyor ve fırsat bulduklarında normalden daha uzun süre uyuma eğiliminde oluyorlar. Sabahları ise yoğun yorgunluk hissediyorlar. Araştırmaya dahil edilen hastaların yaklaşık dörtte biri, bu sirkadiyen depresyon alt tipine uyum sağladı. Bu alt tipin, atipik depresyon gibi diğer bilinen alt tiplerle de kesişim noktaları bulunsa da, belirgin farklılıklar gösterdiği anlaşıldı.

Araştırmacılara göre, depresyonun homojen bir hastalık olmadığını anlamak, farklı alt tiplerin özelliklerini belirleyerek hastalara en etkili tedaviye daha erken ulaşma imkanı sunuyor. Sirkadiyen depresyon alt tipine sahip hastalarda depresyonun daha erken yaşlarda başladığı, mani, psikoz ve intihar düşünceleri gibi daha şiddetli klinik özelliklerin görüldüğü belirtiliyor. Bu kişilerde ayrıca kilo alımı daha sık görülüyor ve majör nörogelişimsel bozukluklar, DEHB ve inflamatuar/kardiyovasküler sağlık sorunları için daha yüksek genetik risk taşıdıkları saptandı.

Bu hastaların yaygın antidepresan ilaçlardan daha az fayda gördüğü ve ilaç yan etkilerini daha yoğun yaşadığı da dikkat çekiyor. Sirkadiyen depresyonun kişinin içsel vücut saatiyle bağlantılı olması nedeniyle, ışık terapisi ve melatonin gibi sirkadiyen ritmi hedefleyen tedavilerin daha erken aşamalarda düşünülmesi gerektiği ifade ediliyor. Antidepresanların işe yaramadığını düşünen hastaların, kendi özel durumları için bir uzmana danışmaları önem taşıyor.

Önceki Haber
ASUS'tan Şok İddia: Tamirde Gönderilen Oyuncu Dizüstü Bilgisayarından RAM Çıkarıldı mı?

Benzer Haberler: