Elektrikli araç (EV) sahipliğine yönelik iyimserlik birkaç yıl öncesine göre biraz azalsa da, batarya-elektrikli araçlara geçiş tüm hızıyla devam ediyor. Analistlere göre, yılın başından ağustos sonuna kadar 1,8 milyondan fazla elektrikli araç satıldı. Özellikle artan akaryakıt fiyatları ve belirsizliğin sürmesiyle birlikte, Türkiye'de de daha önce elektrikli araçları göz ardı eden sürücülerin ilgisinin arttığı görülüyor. Ancak, bir teknoloji şirketinin yeni raporuna göre, şarj altyapısı bu gelişmelere ayak uydurmakta zorlanıyor.
Şirket CEO'su, Türkiye pazarının basında yer alan olumsuz haberlere kıyasla daha iyi bir durumda olduğunu belirtti. Aldıkları şarj çözümleri tekliflerinin sayısında bir yavaşlama olmadığını ve son çeyrekte çeyrek bazında büyüme kaydettiklerini söyledi. Ayrıca, yüksek talep nedeniyle ikinci el elektrikli araçların fiyatlarının arttığını ve bu araçları alanların tekrar benzinli araçlara dönme eğiliminde olmadığını gösteren bir araştırmaya işaret etti. Elektrikli araçların elde tutma oranının %96 gibi yüksek bir seviyede olması, bu durumun bir göstergesi olarak öne çıkıyor.
Bunun yanı sıra, piyasaya sürülen uygun fiyatlı elektrikli kamyonet modelleri de gelecekte şarj istasyonlarına olan talebin artacağını gösteriyor. Benzinli araçlarla eşdeğer fiyat seviyesindeki ikinci el elektrikli araçlara olan yoğun ilgi, doğru araç ve fiyat noktasında elektrikli araçlara olan iştahın varlığını ortaya koyuyor. Otomotiv üreticilerinin, Türkiye pazarının taleplerini anlamaya başladığı ve bu yönde araçlar sunduğu, ancak bu durumun bazı geleceğe yönelik tahminlerde tam olarak hesaba katılmadığı düşünülüyor.
Yeterli Şarj İstasyonu Sayısı Ne Kadar?
Yapılan bir araştırmaya göre, son bir yılda şarj seanslarında %34'lük bir artış yaşanırken, yeni şarj istasyonu kurulumları sadece %16 oranında arttı. İdeal kullanım oranının ne olması gerektiği sorulduğunda, özellikle iş yerlerindeki şarj verilerine bakıldığında, beş gün boyunca günde sekiz saat çalışan bir senaryoda, %30'un üzerindeki kullanım oranlarında sürücülerin boş şarj istasyonu bulmakta zorlanabileceği belirtildi.
Bu durumun ilginç bir şekilde işlediği gözlemleniyor. İş yerleri, çalışanlarının talebi üzerine otoparklarına birkaç şarj istasyonu kurma kararı alıyor. Sonrasında, iş yerinde şarj imkanı bulan çalışanlar elektrikli araç satın alıyor ve bu durum, kullanım oranını %30'un üzerine çıkarıyor. Bunun sonucunda, çalışanlar daha önce şarj istasyonu varken yaşadıkları memnuniyetsizlikten daha fazlasını, şarj istasyonu bulamadıklarında yaşıyor. Dolayısıyla, iş yerlerindeki sekiz saatlik çalışma düzeninde %30 kritik bir eşik olarak öne çıkıyor.
Araçtan Şebekeye (V2G) Enerji Aktarımı Mümkün Mü?
Şirket, Türkiye pazarı için daha uygun fiyatlı ve daha güçlü Seviye 2 (AC, 240 V) şarj cihazları geliştirdi ve akıllı şalter teknolojisi için bir ortaklıkla çift yönlü şarjı mümkün hale getirdi. Günümüzde tüketiciler için daha erişilebilir bir fiyatta, örneğin elektrik kesintilerinde evi besleyebilecek araçtan eve çözümlerine ulaşmayı hedefliyorlar. Enerjiyi geri satma gibi daha gelişmiş kullanım senaryolarının da mümkün olabileceği ancak bunun için belirli adımların atılması gerektiği vurgulanıyor.
Ancak, araçtan şebekeye (V2G) teknolojisinin yaygınlaşması için otomotiv endüstrisi ve elektrik dağıtım şirketleri arasında belirli bir standardizasyonun gerekliliği düşünülüyor. Ayrıca, ilk adım olarak AC çift yönlü şarj özelliğine sahip araçların piyasaya sürülmesi gerektiği belirtiliyor. Piyasada bulunan çoğu araç sadece DC çift yönlü şarja sahip ve evde DC çift yönlü bir çözümün çok pahalı ve fiziksel olarak büyük olması nedeniyle fazla yer kapladığı ifade ediliyor. Bu nedenle, araçların AC çift yönlü şarja sahip olması büyük önem taşıyor.