Kemoterapi ve radyoterapi tedavileri, dünya genelinde milyonlarca çocuğun hayatını kurtarsa da, bu yoğun tedaviler genç hastalar için ileriki yaşlarda önemli bir kısırlık riski taşıyor. Çocukluk döneminde gonadotoksik tedavi gören erkeklerin yaklaşık üçte biri, ergenlik sonrası menisinde hiç canlı sperm bulunmayan 'azospermi' durumuyla karşı karşıya kalabiliyor.
Şimdi ise dünya tıp literatüründe bir ilke imza atılarak, bu durumdaki bir hastanın sperm üretimi yeniden başlatıldı. Bir tıp ekibi, çocukluk döneminde alınan ve dondurulan kendi testis dokusunu yetişkinlikte hastanın testisine yeniden naklederek, viable sperm (canlı sperm) üretmeyi başardı.
Yeni bir vaka çalışmasında açıklanan bu yöntemde, viable sperm üretimi olmayan bir erkek hasta tedavi edildi. Hastanın, lösemi türü hastalıklara benzer şekilde kemoterapi ve donmuş ilik nakli ile yönetilebilen kalıtsal bir kan hastalığı olan orak hücre anemisi ile doğduğu belirtildi.
2008 yılında, tedavi öncesinde yaklaşık 10 yaşındaki hasta ve ailesi, gelecekte kullanmak üzere testislerinden birinin çıkarılması ve dondurulması için onay verdi. Yıllar sonra, 2022'de hasta, çocuk sahibi olma isteğiyle hastaneye başvurdu. Ancak yapılan incelemelerde kalan testisinde viable sperm bulunmadığı tespit edildi. Hasta, çocukluğunda dondurduğu testis dokusunun nakledilmesini talep etti.
2025 yılında bir klinik denemenin parçası olarak hastaya, testisine dört ve skrotumuna dört doku grefti yerleştirildi. Bir yıl sonra, bu greftlerden bazılarının olgun ve hareketli sperm ürettiği gözlemlendi.
Şu an için greftlerin sperm üreten kısımları hastanın sperm kanalıyla bağlantılı değil. Bu durum, spermlerin menisine ulaşmasını zorlaştırıyor. Hasta, çocuk sahibi olmak isterse, sperm ve yumurtaların laboratuvarda birleştirildiği özel tedavilere ihtiyaç duyabilir. Ancak, ebeveyn olma olasılığı, daha önce var olmayan bir durumda yeniden ortaya çıktı.
Bu vaka çalışmasının bağımsız uzmanlar tarafından incelenmesi gerekiyor. Yine de, yapılan bu işlem, dondurulmuş germ hücrelerinin dondurma, çözme ve nakil işlemlerinden sonra hayatta kalabileceği umudunu veriyor. Hastanın dondurulmuş, olgunlaşmamış testis dokusu, 'istisnai derecede düşük sayıda spermatogonial kök hücre' barındırmasına rağmen, bu hücrelerin küçük bir kısmının bile yeniden nakilden sonra sperm üretimini tetiklemeye yettiği görüldü.
Bu greftlerin bir yıldan daha uzun süre dayanıp dayanmayacağı henüz bilinmiyor. Hayvanlar üzerinde yapılan önceki çalışmalar, bu tür greftlerin kısa ömürlü olabileceğine işaret ediyor. Ayrıca, en önemli soru, bu spermlerin sağlıklı bebeklere yol açıp açamayacağıdır.
Bahar dönemi uzmanları, 'Bu, kanser veya diğer kan hastalıkları olan çocukların gelecekteki doğurganlıklarını korumaya yönelik bilimsel araştırmalarda önemli bir adımdır' açıklamasında bulunmuştu. 'Prosedür özellikle kısırlığı geri kazandırmak için tasarlanmış olsa da, şu anda başarılı olacağını veya hastaların çocuk sahibi olabileceğini garanti edemeyiz. Bu tedavi, bu genç yetişkinler için pek çok perspektif sunuyor. Artık yakın zamana kadar sahip olmadıkları seçeneklere sahipler.'
Araştırmacılar, bu yenilikçi testis naklini yaptıran hastayı, biyolojik ebeveynlik yolculuğunda yakından takip edecek. Oluşabilecek yavruların embriyo gelişimini, gebelik ilerlemesini ve uzun vadeli sağlık sonuçlarını izlemeyi planlıyorlar.
Hastanın hikayesi, milyonlarca kişi tarafından umutla takip edilecek.