Güney Kore'deki bilim insanları, retinadan beyindeki ruh haliyle ilişkili bölgelere elektriksel sinyaller gönderebilen deneysel kontakt lensler geliştirdi. Fareler üzerinde yapılan testlerde, bu teknolojinin depresyon benzeri davranışları iyileştirdiği gözlemlendi.
Göz aracılığıyla beyne elektriksel uyarılar göndererek depresyonu tedavi edebilecek bir kontakt lens fikri fütüristik görünse de, bu çalışma henüz çok erken aşamada ve mevcut bulgular yalnızca sınırlı sayıda fare üzerinde yapılan bir araştırmaya dayanıyor.
Göz, tıbbi teknolojinin vücuda erişim sağladığı en kullanışlı noktalardan biridir.
Işık, korneadan ve lensten geçerek retinaya ulaşır. Retina, ışığı beyne optik sinir aracılığıyla taşınan elektriksel sinyallere dönüştürür. Bu yakın bağlantı sayesinde araştırmacılar, hastalıkları izlemek için gözü kullanan teknolojiler geliştirmek üzere yıllardır çalışıyor.
Akıllı kontakt lensler, glokom gibi bazı göz rahatsızlıklarını izlemek için zaten tasarlanmıştır. Diğer akıllı kontakt lensler, irisin ışığa, duygulara ve bazı ilaçlara tepki vermesi nedeniyle sinir sistemi aktivitesinin bir göstergesi olarak göz bebeklerinin boyutunu takip edebilir. Ayrıca bilim insanları, diyabet hastalarındaki glikoz seviyelerini izlemek için de deneysel lensler geliştirmiştir.
En son araştırmalar ise farklı bir amaca odaklanıyor: gözü beyinle doğrudan bir köprü olarak kullanmak.
Geliştirilen kontakt lensler, gözün arkasındaki ışığa duyarlı doku katmanı olan retinanın içinden hafif elektriksel sinyaller gönderen minik elektrotlar içeriyor. Bu sinyaller, 'zamansal girişim' adı verilen bir teknik kullanılarak iletiliyor.
Bu teknikte, birbirine hafifçe farklı iki elektriksel frekans aynı anda uygulanır. Sinyaller, sadece örtüştükleri yerde tam olarak aktif hale gelecek şekilde tasarlanmıştır. Bu sayede araştırmacılar, ruh hali düzenlemesiyle ilişkili belirli beyin bölgelerini hedefleyebiliyor.
Araştırmacılar bu süreci, kesişen iki zayıf el feneri ışığının daha parlak bir nokta oluşturmasına benzetiyor. Teorik olarak bu yaklaşım, depresyonla bağlantılı beyin devrelerini uyarabilir.
Deneyler, stres hormonu enjekte edilerek depresyon benzeri davranışlar oluşturulmuş fareler üzerinde gerçekleştirildi. Araştırmacılar, bu modelin insanlardaki depresyonu tam olarak yansıtmadığını kabul ediyor.
Bilim insanları ayrıca stres hormonları ile depresyon arasındaki ilişkiyi tartışmaya devam ediyor; çalışmalar karışık sonuçlar veriyor ve neden-sonuç ilişkisi hakkında sorular devam ediyor.
Bu araştırma için bilim insanları, görme yetisi zaten bozulmuş olan fotoreseptör hasarı görmüş farelere minyatür kontakt lensler taktı. Bu adım, normal görsel aktivitenin gözden geçen elektriksel sinyallerle etkileşime girmesini önlemek için gerekliydi. Bu nedenle, test edilen teknik, sağlıklı retinaya sahip hayvanlarda veya insanlarda işe yaramayacaktır.
Daha Çok Yol Var
Temkinli olmamız için başka nedenler de var. İnsan gözü, lensin şeklini değiştirerek sürekli olarak odak ayarı yapar; ancak fare gözleri bu şekilde çalışmaz. Bu hareket, kornea üzerine yerleştirilen bir kontakt lens aracılığıyla iletilen sinyalleri bozabilir.
Teknoloji aynı zamanda pratik zorluklarla da karşı karşıya. Akıllı lenslerin korneaya zarar vermemek için dikkatli bir şekilde takılması ve enfeksiyon riskini azaltmak için temiz tutulması gerekir. Topladıkları herhangi bir tıbbi veri de güçlü güvenlik önlemleri gerektirecektir.
Lenslerin üretimi oldukça maliyetlidir ve araştırmacılar teknolojinin henüz büyük ölçekte ticari olarak uygulanabilir olmadığını belirtiyor. Yakın zamanda yapılan bir derleme, akıllı kontakt lenslerin üretimindeki zorlukları vurgulamıştı.
Depresyonun kendisi de laboratuvar hayvanlarında modellenmesi zor bir durumdur. Semptomlar, nedenler ve şiddet hastadan hastaya büyük ölçüde değişiklik gösterir, bu da dikkatle kontrol edilen laboratuvar koşullarında yetiştirilen stresli farelerle yapılan deneylerden doğrudan karşılaştırmalar yapmayı zorlaştırır.
Bu yeni çalışma, depresyon için yenilikçi tedaviler arayışına yaratıcı ve heyecan verici bir boyut katıyor. Ancak, görme yetisi bozuk fareler üzerinde yapılan küçük bir deneyden elde edilen sonuçların, insanlarda kullanılabilecek bir tedavi yönteminden henüz çok uzakta olduğunu unutmamak gerekir.