1857 yılında Alman anatomist Hermann Schaaffhausen, daha önce hiç görmediği "olağanüstü bir forma" sahip bir insan fosilini inceledi. Bu fosilin ne "mevcut Avrupa ırklarında" ne de "en barbar ırklarda bile" görülmediğini belirtmişti.
Bu ilginç kafatası, bir yıl önce Almanya'nın Neander Vadisi'nde, yani Düsseldorf'un hemen doğusunda topraktan çıkarılmıştı.
Bu kalıntılar, dünyanın ilk Neandertal olarak tanınacaktı ve başından itibaren Schaaffhausen, kafatasının "düşük bir gelişim seviyesinde" olduğuna karar verdi.
Yüz yılı aşkın bir süre boyunca bu olumsuz algı devam etti. Hatta günümüzde bile, insanların Neandertallerden daha iyi beyinlere sahip oldukları için onlardan daha uzun süre hayatta kaldığı yaygın bir hipotezdir.
Ancak uluslararası bir antropolog ekibi, bu fikre karşı çıkan kanıtlar buldu.
ABD ve Çin'deki iki farklı insan popülasyonundan elde edilen beyin taramalarını karşılaştırarak, modern insanlardaki bölgesel hacim farklılıklarının, Neandertaller ile bizler arasındaki farklardan daha fazla olduğunu gösterdiler.
Neandertal ve modern insan beyinlerini ayıran hacim farkları oldukça küçüktür.
Araştırmacılar, "Eğer Neandertal farklılıkları bilişsel ve evrimsel olarak ilgili kabul edilirse, modern insan popülasyonları arasındaki benzer nöroanatomik farklılıkların da bilişsel ve evrimsel olarak ilgili kabul edilmesi gerekir" diye belirtiyor.
Araştırmacılar, mevcut literatürü inceledikten sonra, bilişsel yeteneklerin modern insanlarda beyin anatomisiyle yalnızca çok zayıf bir şekilde ilişkili olduğunu açıklıyorlar.
"Eğer bu modern insan popülasyonlarının evrimsel olarak anlamlı bir şekilde bilişsel olarak farklı olduğu fikrini reddedersek, bu Neandertal farklılıklarının da böyle kabul edilmesi gerektiği yönündeki herhangi bir argümanı baltalayacaktır" sonucuna varıyorlar.
Schaaffhausen, 1800'lerin ortasında Neandertal kafatası hakkındaki görüşünü ilk yayınladığında, insanlığın yaklaşık 6.000 yıldan daha eski olduğuna dair çok az kanıt vardı.
Üstelik, Charles Darwin'in evrim teorisini daha geniş bilimsel toplulukla paylaştığı çığır açan "Türlerin Kökeni" adlı kitabını yayınlamasına daha iki yıl vardı.
Schaaffhausen ve meslektaşlarının ilk varsayımları açıkça eskimişti.
Son yıllarda bilim insanları, modern insanların gelişip Neandertallerin yok olduğu, ancak bunun mutlaka beyinlerinden kaynaklanmadığına dair kanıtlar buldular.
Arkeolojik kanıtlar, Neandertallerin beyinlerinin şekli ve boyutu bizimkinden farklı olsa da, eskiden varsaydığımızdan daha zeki olduklarını göstermeye devam ediyor.
Bu antik insanların deniz dibinden kabuk toplamak için yüzdüklerine, ateş yakmak için aletler kullandıklarına, antibakteriyel ilaçlar, yapıştırıcılar veya su geçirmez maddeler ürettiklerine, kendi kıyafetlerini diktiklerine ve hatta soyut sanat yarattıklarına dair güçlü işaretler var.
Çoğu zaman Neandertaller, bu uygulamaları modern insanlardan çok daha önce yapıyorlardı.
Hatta kafataslarından elde edilen bazı kanıtlar, Neandertallerin insan benzeri konuşma yeteneğine sahip olabileceğini öne sürüyor, ancak bu kulağın etrafında bulunan birkaç eski kemikten elde edilmesi oldukça zor bir bilgi.
Yeni beyin analizi çalışmasının yazarları, "Arkeolojik ve paleonörolojik araştırmalara dayanan Neandertal bilişi hakkındaki spekülasyonlar sıklıkla bilişsel zorluklar yaşadıkları sonucuna varmıştır" diye yazıyor.
"Tahmini Neandertal farklılıklarını modern insan varyasyonunun bağlamına oturtmak bu görüşü desteklememektedir."
Ayrıca, Neandertal kafataslarının bir zamanlar içinde barındırdıkları karmaşık organ hakkında bize ne kadar çok şey söyleyebileceğini hatırlamakta fayda var. Kemikler bile yanlış yorumlanabilir.
Son yıllarda bazı bilim insanları, Neandertallerin maymuna benzeyen, kambur, kaba mağara adamları olduğu fikrini tartışmıştır.
Rib cage ve kalça kemiklerinin yakın zamandaki analizlerine göre duruşları aslında oldukça dikti ve en azından bazı vakalarda benzer büyüklükte göğüs kafeslerine sahip görünüyorlardı.
Bugün bazı bilim insanları, Neandertallerin genetik anlamda tam olarak yok olmadığını, daha ziyade modern insanlara o kadar yakın olduklarını ve aynı tür olarak kabul edilebileceklerini varsayıyorlar.
Binlerce yıl boyunca birbirimizle üremişiz. "Akrabalarımızın" kendi soyumuz içinde erimiş olması muhtemeldir. Bu nedenle bugün birçoğumuz hala Neandertal genleri taşıyoruz.
Eğer Neandertallerin akılsız, yavaş, konuşma veya soyut düşünme yeteneğinden yoksun oldukları varsayımına devam edersek, yalnızca kendi atalarımızı hafife almış oluruz.
Birçok açıdan biz ve onlar aynıyız.
Bu çalışma PNAS dergisinde yayımlandı.