Neredeyse tüm vücut hareketlerinden mahrum kalan ciddi felçli bir hasta, deneysel bir beyin implantı sayesinde artık kendi sesini kullanabiliyor. Dijital bir versiyon, hastanın düşüncelerini sesli okuyarak ailesinin onun sesini yeniden duymasını sağlıyor.
Casey Harrell, hareketlerini ve doğal konuşmasını büyük ölçüde etkileyen ileri evre amiyotrofik lateral skleroz (ALS) hastalığına sahip. Ancak imkan verildiğinde söyleyecek çok şeyi var.
47 yaşındaki hastanın beyni, yaklaşık iki yıldır sürekli çalışan, deneysel bir nöroprotez kullanan bir beyin-metin kod çözücüye bağlı. Bu son teknoloji arayüz, Harrell'in 183.000'den fazla cümleyi ve yaklaşık 2 milyon kelimeyi ifade etmesine olanak tanımış.
Bu fütüristik teknoloji, beynin belirli bir bölgesine cerrahi bir implant gerektiriyor. Yerleştirilen elektrot dizileri, kişi konuşmayı denediğinde, ağzını hareket ettirmese bile nörolojik aktiviteyi tespit edebiliyor. Bu veriler daha sonra harici bir konuşma kod çözücü tarafından otomatik olarak algılanıyor ve gerçek zamanlı olarak bir bilgisayar ekranında görüntüleniyor.
Harrell, ekranı göz takibiyle yönetiyor. Bakışları beyaz dairesel bir 'imleç' olarak temsil ediliyor ve sadece düşünce gücüyle 'tıklayabiliyor'. Sabahları cihazı çalıştırmak biraz zaman alsa da, bir bakıcı yardımıyla mobil bir arabaya monte edilen kod çözücü, Harrell'in tüm gününü takip edebiliyor.
Bu teknoloji sayesinde, durumu ilerlemiş olmasına rağmen Harrell bağımsız olarak e-posta ve mesaj gönderebiliyor, internette gezinebiliyor ve tam zamanlı çalışmasını sürdürebiliyor. Belki de en önemlisi, sevdikleriyle iletişim kurabiliyor.
Düşüncelerini dile getiren dijital ses, Harrell'in ALS öncesi sesine benzer şekilde tasarlanmış. Harrell, bu sistem aracılığıyla şunları paylaşmış: "Eşimin gözlerinin içine baktığımda onun sesimi duyması çok tatlı bir duygu. Tatlı bir anıyı canlandırıyor ve beni hâlâ onlarla konuşurken hatırlamayan kızıma, eskiden nasıl konuştuğumu hatırlatmak harika."
Bu gelişmenin hayat değiştirici olduğu açıkça görülüyor. Harrell'in bu teknoloji sayesinde "hayata bağlı kalabildiğini ve çok daha fazlasını yapabildiğini" ifade etmesi de bunun bir kanıtı. Bu hikaye, bilim insanlarını bu tür deneysel cihazların daha geniş çapta ve uzun vadede işe yarayabileceği konusunda umutlandırıyor.
Bir nörocerrah, bu tür beyin-bilgisayar arayüzlerinin (BBA) yıllarca sadece laboratuvar ortamında kavramsal kanıt düzeyinde kaldığını belirtiyor. Ancak bu çalışma, felçli bir bireyi kendi şartlarında konuşmaya yetkilendirme eşiğini aştığımızı gösteriyor.
Harrell, devam eden bir pilot klinik deneye dahil edilmiş durumda. Bu ön çalışma, şiddetli konuşma bozukluğu olan veya ellerini kullanamayan paraplejili bireylerde yeni bir beyin-bilgisayar arayüzünün güvenliğini ve fizibilitesini araştırmayı amaçlıyor. Teknoloji, ilgili üniversiteler ve enstitülerdeki uzmanların iş birliğiyle geliştirilmiş.
Başlangıçta Harrell sistemi yalnızca araştırmacı desteğiyle kullanabilirken, önemli iyileştirmelerle artık evinin rahatlığında neredeyse tamamen bağımsız olarak kullanabiliyor. Araştırmacılara göre Harrell, deneme sürecinde en büyük beyin kayıt veri setini toplamış. 400 günden fazla bir süredir cihazı kullanan Harrell'in ortalama iletişim hızı, düşüncelerini metne dönüştürmeye ilk başladığı zamana göre çok daha hızlı.
Ekipteki araştırmacılardan biri, Casey'nin sadece laboratuvar ortamında değil, istediği zaman kendi düşüncelerini iletebildiğini ve bazen 12 saat boyunca kesintisiz kullandığını belirtiyor. Önemli bir diğer nokta ise, Harrell'in sessizlik üzerinde de kontrole sahip olması. İstediğinde düşüncelerini gizli tutmak için bir 'gizlilik modu' etkinleştirebiliyor. Yalnızca bu modun etkin olmadığı oturumlardan elde edilen veriler kaydedilerek gelecekteki konuşma kod çözme modellerini eğitmek için kullanılmış.
Sistem aracılığıyla konuştuğunda, programın doğruluğu Harrell'in raporlarına göre yüzde 92 civarında seyrediyor. Bu durum, Harrell'e inanılmaz bir bağımsızlık kazandırmış. Harrell, bu cihazın kendisini "daha dinamik aksiyon dolu bir hayata ve arkadaş ve aile ile daha fazla etkileşime olanak tanıdığını" ve "deneyimlediği diğer teknolojilere kıyasla daha doğal bir iletişim şekli sunduğunu" ifade ediyor.
Araştırmacılar, Harrell'in deneyiminin ve denemeye katılan diğer katılımcıların, gelecekteki kullanıcılar için teknolojiyi daha da geliştirmelerine yardımcı olacağını umuyor. Bu çalışma, önemli bir bilimsel dergide yayımlanmış durumda.