Parkinson hastalığı teşhisinden yıllar önce, hatta bazen iki dekada kadar evvel bile, bu hastalık vücutta kendini göstermeye başlıyor. Bu belirtiler titreme gibi dışarıdan görünür semptomlar değil; kabızlık ve uyku sorunları gibi daha sessiz belirtiler.
Bilim insanları uzun süre bağırsak problemlerinin nörodejeneratif bir hastalık olan Parkinson ile bu kadar erken bir safhada nasıl ilişkili olabileceğini anlamakta zorlandı. Ancak son araştırmalar, cevabın sadece bağırsaklarda değil, orada yaşayan mikroorganizmalarda da olabileceği yönünde.
2024 yılında Nagoya Üniversitesi'nden araştırmacılar, Parkinson hastalarının dışkı örneklerini sağlıklı bireylerle karşılaştırarak bağırsak bakterileri ile Parkinson arasındaki ilişkiye dair önemli kanıtlar sundu. Farklı ülkelerden elde edilen verilerin de incelendiği bu çalışmada, Parkinson hastalarında B vitaminlerinin, özellikle riboflavin (B2) ve biotin (B7) üretiminden sorumlu yolların bozulduğu gözlemlendi.
Bu bulgular ışığında araştırmacılar, B vitamini takviyelerinin Parkinson hastalığı için gelecekteki tedavi yöntemlerinden biri olabileceğini öne sürdü. Çalışmanın başındaki araştırmacı, bu takviyelerin Parkinson semptomlarını hafifletmek ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için umut vadeden bir tedavi yolu olabileceğini belirtti.
Benzer bir şekilde, 2003 yılında yapılan küçük bir çalışma, yüksek doz riboflavin kullanımının, kırmızı et tüketimini bırakan Parkinson hastalarında motor fonksiyonların bir kısmını iyileştirebildiğini göstermiştir. Ancak bu çalışmanın tasarımı, iyileşmelerin tek başına riboflavin sayesinde olup olmadığını kesin olarak belirleyememiştir.
Araştırmacılar, B vitamini eksikliğinin, bağırsaklarda sağlıklı bir mukus tabakasının oluşumuna yardımcı olan kısa zincirli yağ asitleri ve poliaminlerdeki azalmayla ilişkili olduğunu ortaya koydu. Bu moleküllerin eksikliği, bağırsak mukus tabakasının incelmesine ve bağırsak geçirgenliğinin artmasına yol açabilir. Bu durum, temizlik kimyasalları, pestisitler ve herbisitler gibi günlük hayatta karşılaşılan toksinlere karşı daha fazla maruziyete neden olabilir.
Araştırmacılar, artan bağırsak geçirgenliğinin sinirleri toksinlere maruz bırakarak beyindeki alfa-sinüklein proteininin anormal birikimine, bağışıklık hücrelerinin aktivasyonuna ve uzun vadeli iltihaplanmaya yol açabileceğini belirtti. Alfa-sinüklein, Parkinson hastalarının dopamin üreten beyin hücrelerinde biriken ve hastalığın yavaş ilerlemesine katkıda bulunan bir proteindir.
Son iki yılda yapılan iki ayrı çalışma, Parkinson hastalarında dışkı mikrobiyota nakli (fekal transplantasyon) üzerine odaklandı. Bu yöntemde, dikkatlice taranmış bir donörden alınan işlenmiş dışkı, hastanın bağırsağına aktarılıyor. Bu yöntem depresyon ve tip 2 diyabet gibi durumlarda umut vadeden sonuçlar vermişti.
Belçika ve Çin'de yapılan iki randomize, plasebo kontrollü çalışmada, fekal transplantasyonun Parkinson hastalarına da yardımcı olabileceğine dair kanıtlar elde edildi. Belçika'da yapılan bir çalışmada, donörden yapılan nakil grubunda motor semptom skorlarında belirgin bir iyileşme gözlemlenirken, plasebo grubunda bu iyileşme daha azdı. Çin'de yapılan daha büyük bir çalışma ise, yeni teşhis edilmiş ve henüz tedavi almamış Parkinson hastalarında donör naklinin motor ve gastrointestinal semptomlarda anlamlı iyileşmeler sağladığını gösterdi. Bu çalışmalarda, potansiyel olarak zararlı bakterilerin azaldığı, bağırsak duvarının güçlendiği, dışkı dopamin seviyelerinin yükseldiği ve alfa-sinüklein seviyelerinin düştüğü belirtildi.
Her iki çalışma da henüz küçük ölçekli olsa da, bağırsak bakterilerindeki değişikliklerin Parkinson semptomlarını etkileyebileceği konusunda önemli bir kanıt sunmaktadır. Araştırmacılar, bu bulgularla birlikte, belirli eksikliklere sahip bireylerin belirlenerek oral riboflavin ve biotin takviyeleriyle tedavi edilebileceği bir yöntem geliştirilebileceğini düşünüyor.