İnsanlık tarihindeki Homo türlerinin soy ağacı, karmaşık ve iç içe geçmiş bir çalılığa benziyor. Günümüzde soyu devam eden tek tür Homo sapiens olsa da, geçmişte dünyada Neandertaller, Homo erectus, Homo habilis ve Denisovanlar gibi pek çok akraba Homo türü yaşam sürüyordu.
Son yıllarda yapılan araştırmalar, bu popülasyonların izole yaşamadığını ortaya koyuyor. Avrupa ve Asya'da birbirini izleyen insan grupları dolaşıyor, zaman zaman çatışıyor, ticaret yapıyor ve hatta melezleşiyordu.
Şimdi ise bu karmaşık tarihe ışık tutan yeni bir kanıt gün yüzüne çıktı. Çin'deki üç farklı arkeolojik bölgede bulunan altı Homo erectus dişinden elde edilen proteinlerde, Denisovanlarda da görülen genetik bir varyant tespit edildi. Bu bulgu, iki grup arasında genetik bir etkileşim yaşandığına işaret ediyor.
Organik maddelerin zamanla hızla bozulması nedeniyle, geçmişe dair bilgi edinmek oldukça zorlu bir süreç. Ancak dişler, bu konuda değerli bir kaynak niteliği taşıyor. Sert mine tabakası, nesiller boyu aktarılan DNA varyantlarıyla ilişkilendirilebilen proteinleri koruyabiliyor.
Bilim insanları bu bilgileri çözmeyi başardıklarında, genellikle şaşırtıcı sonuçlarla karşılaşıyorlar. İnsanlar Neandertallerle, Neandertaller Denisovanlarla, Denisovanlar ise insanlarla melezleşti. Hatta insan DNA'sında, uzun zaman önce yok olmuş, kimliği belirsiz 'hayalet' homininlere ait genetik izler bile bulunuyor.
Ancak Denisovanlar hala gizemini koruyor. Bilim insanları, bu gruba ait sadece birkaç parçalı kalıntı (dişler, bir çene kemiği ve diğer kemik parçaları) bulabildiler. Bu kalıntılar insanlara veya Neandertallere tam olarak uymuyor, ancak kendi içlerinde bazı ortak özellikler taşıyor.
Denisovanların tek bir grup mu yoksa birbiriyle akraba gruplar topluluğu mu olduğu bilinmiyor. Ne kadar geniş bir alana yayıldıkları, ne kadar süre var oldukları veya ne zaman ortadan kayboldıkları hakkında da kesin bilgiler yok. Resmi bir sınıflandırmaları, tanımlamaları veya tür adları bulunmuyor. Elde edilen sınırlı kanıtlar, Neandertallere yakın olduklarını ve hem Neandertallerle hem de modern insanlarla ortak bir atayı paylaştıklarını gösteriyor.
Bu gizemli grup hakkındaki yeni bulgular, Çin'deki Zhoukoudian (Pekin yakınları), Hexian (Anhui eyaleti) ve Sunjiadong (Henan eyaleti) bölgelerindeki üç arkeolojik alandan çıkarılan altı Homo erectus dişinden geldi. Homo erectus, modern insanlardan daha eski bir tür olmasına rağmen, Homo sapiens'in ortaya çıktığı daha geniş insan soyuna aittir.
Araştırmacıların incelediği dişler yaklaşık 400.000 yaşında. Bu yaş, çoğu normal koşulda DNA'nın hayatta kalması için fazla eski. Ancak DNA, proteinleri kodlar ve diş minesinin sertliği, proteinleri çok uzun süreler boyunca koruyabilecek dayanıklılıktadır.
Çin'deki Omurgalı Paleontolojisi ve Paleoantropoloji Enstitüsü'nden paleoantropolog Qiaomei Fu liderliğindeki bir bilim insanı ekibi, bu antik dişlerin minesinden proteinleri dikkatlice çıkarıp analiz ederek, proteinlerde korunmuş kalıtsal genetik varyantları belirledi. Bu proteinlerde, altı dişin tamamında, mine proteini 'ameloblastin'in iki sıra dışı kalıtsal varyantı bulundu.
Bu varyantlardan biri, Çin'deki bu Homo erectus bireylerine özgü görünüyor; daha önce başka hiçbir homininde görülmemiş ve Doğu Asya Homo erectus'unun farklı bir soyunu gösterebilir. Diğeri ise daha önce Denisovanlarda tespit edilmişti. Bu durum, iki gruba akraba olan popülasyonların tarihlerinde bir noktada etkileşime girdiğini düşündürüyor.
Denisovan popülasyonlarının ne kadar yaygın olduğunu anlamak, fosil kayıtlarının aşırı seyrek olması nedeniyle zor. Ancak mevcut kanıtlar, Doğu Asya'da bir süre Homo erectus ile birlikte yaşadıklarını gösteriyor. Araştırmacılar, varyantın Çin'deki farklı bölgelerden elde edilen altı Homo erectus dişinin tamamında bulunması nedeniyle, bunun büyük olasılıkla Denisovanlarda görülmeden önce Homo erectus ile ilgili popülasyonlarda ortaya çıktığını savunuyor.
Araştırmacılar, yayımladıkları makalede, "Paylaşılan yaşam alanları etkileşim fırsatları yaratıyor" ifadelerini kullanıyorlar.
Bu bulgular Denisovanların gizemini çözmüyor. Bunun yerine, insan evriminin, Charles Darwin'in hayal bile edemeyeceği kadar karmaşık bir şekilde ilerlediğine dair artan kanıtlara ekleniyor. Tek bir düz çizgi halinde bir evrimsel soy yerine, yüz binlerce yıl boyunca tekrar tekrar örtüşen, etkileşime giren ve genetik materyal paylaşan birden fazla grubun olduğu bir tablo ortaya çıkıyor.
Sonuçlar ayrıca, Denisovanların en azından diğer gruplarla melezleşecek kadar geniş bir alana yayıldığı ve eskiden düşünüldüğünden daha fazla genetik çeşitliliğe sahip olduğu fikrini de destekliyor.
Bir diğer heyecan verici olasılık ise şu: Bilim insanları hiçbir zaman tam bir Homo erectus genomunu izole edemediler; örnekler çok eski ve bozulmuş durumda. Bu yeni çalışma, Homo erectus ile ilgili popülasyonlardan gelen genetik bilginin Denisovan genomuna girmiş olabileceğini ve oradan da insan genomuna geçmiş olabileceğini öne sürüyor. Daha önce Denisovanlarda bilinen ikinci protein varyantı, bazı modern insanlarda da bulundu.
Benzer şekilde, diğer yakın tarihli çalışmalar da modern insan genomlarında Denisovan DNA'sı izlerini ortaya koyarak kendi genetik çeşitliliğimizi artırmış durumda. Bu nedenle, giderek daha gelişmiş araçlar ve analiz teknikleriyle bilim insanlarının, antik insanlık tarihinin en karmaşık kısımlarını çözmeye yaklaştığını düşünmek heyecan verici.
Zamanla, daha fazla örnek ve materyal ile genomlarımızdaki 'hayaletlerin' kim olduğunu bile öğrenebiliriz. Ekip, "Homo erectus üzerine yapılan ileri araştırmalar, farklı dönemler ve bölgelerdeki moleküler veriler de dahil olmak üzere, onların mikroevrimlerini, popülasyon çeşitliliklerini ve Denisovanlarla etkileşimlerini netleştirmeye yardımcı olacaktır" sonucuna varıyor.
Bulgular Nature dergisinde yayımlandı.