Güney Kore'de keşfedilen fosil ayak izleri, bilim insanlarını şaşkına çeviren bir hikayeyi gözler önüne serdi: Büyük bir uçan sürüngen, görünüşe göre karada dört ayak üzerinde hızla koşarak küçük bir hayvanı avlıyordu.
Bu kısa karşılaşmanın izleri, 106 milyondan fazla yıldır bir kaya parçasına kazınmış durumda. Küçük canlı önce yavaş adımlarla ilerliyor, ardından aniden yön değiştirip hızlanıyor. Bunun nedeni oldukça açık görünüyor: Büyük bir pterozorun belirgin ayak izleri, dört ayağı üzerinde hızla koşarak sahneye giriyor ve diğer hayvanın hemen arkasından takip ediyor.
Her iki iz seti de geçmişe açılan bu küçük pencereden kayboluyor, bu yüzden hikayenin nasıl bittiğini kesin olarak bilmek mümkün değil. Ancak küçük canlı için sonun pek de mutlu bitmemiş olma ihtimali oldukça yüksek.
Araştırmacılar, bulguları anlatan bir makalede, "Tek başına iz yollarının bir araya gelmesi avlanmaya dair doğrudan bir kanıt teşkil etmese de, özellikle iz bırakan canlının boyutu ve ekolojik çıkarımları ışığında bu kanıtların birleşimi bir etkileşim senaryosu düşündürebilir" ifadelerini kullanıyor.
Daha büyük canlı, kuşkusuz bir tür pterozor; yani dinozorların hüküm sürdüğü gökyüzüne hakim olan uçan sürüngenler. Ancak diğer fosil ayak izleri ve kemikleriyle yapılan karşılaştırmalar, bu canlının bilinen hiçbir türe tam olarak uymadığını gösterdi. Bu durum, bilim insanlarını Jinjuichnus procerus adını verdikleri yeni bir cins ve tür ilan etmeye yönlendirdi.
Bu isim, fosilin bulunduğu Güney Kore'nin Jinju bölgesini ve "iz" anlamına gelen "ichnus" kelimesini birleştiriyor. "Procerus" özel adı ise Latince'de "uzun parmaklı" anlamına geliyor ve el izlerindeki ilginç parmak yapısını tarif ediyor.
Tahmini avın sınıflandırılması daha zor olsa da, ayak izleri küçük bir semender, kertenkele veya timsah türüne ait gibi görünüyor.
Uçan bir sürüngenim neden karada avlandığı sorusu akla gelebilir, ancak bu durum pterozorlarla ilgili mevcut anlayışımıza uyuyor. Pek çoğunun karada dört ayak üzerinde rahatça inip kalkabildiği, neredeyse gorilleri andıran bir yürüyüş şekline sahip olduğu düşünülüyor.
Bu uçuşlar arasındaki molalar, araştırmacıların "karasal takip" stratejisi olarak adlandırdığı yöntemle yiyecek aramak için mükemmel zamanlar olmuş olabilir. Pterozorların kertenkeleleri, memelileri, balıkları, diğer pterozorları ve hatta küçük veya yavru dinozorları avlamak için bu yöntemi kullandığı düşünülüyor. Bu da onlara günümüzdeki leyleklerinkine benzer bir ekolojik rol sağlıyor.
Ve şaşırtıcı bir hızla hareket edebiliyorlardı.
Bu vakada, araştırmacılar bu J. procerus'un saatte yaklaşık 2.9 kilometre hızla hareket ettiğini tahmin ettiler. Bu bir sprint olmasa da, havada daha çok vakit geçiren bir canlı için oldukça seri bir hareketlilik sergilediğini gösteriyor.
İlginç bir şekilde, karasal avlanma özellikle neoazhdarchian adı verilen bir pterozor grubuyla ilişkilendiriliyor. Ve bu, J. procerus'un bıraktığı pençe izleri ile el ve ayak izlerinin şekline dayanarak atfedildiği grup oluyordu.
Araştırmacılar, iki canlının farklı zamanlarda aynı noktadan geçmiş olma ihtimalini tamamen dışlayamasa da, kanıtlar birinin muhtemelen ölümcül olduğu bir karşılaşmaya işaret ediyor.
Araştırmacılar, "Aşağıdaki faktörler göz önüne alındığında: (1) iki iz yolunun muhtemel zamansal yakınlığı; (2) küçük omurgalı iz yolunun hem hızında hem de yönündeki ani değişim; (3) iki iz yolunun aynı yönde ilerlemesi; (4) pterozor iz bırakan canlının tahmin edilen yüksek hızı ve (5) neoazhdarchianların paleoekolojik bağlamı, iki iz bırakan arasındaki bir etkileşim, rastlantısal bir tesadüften daha makul görünüyor" şeklinde açıklıyor.
Eğer durum buysa, bu bulgu aynı zamanda fosil ayak izlerinin, nesli tükenmiş hayvanların davranışlarına dair büyüleyici bilgiler sağlayabileceğine dair daha fazla kanıt sunuyor.
Araştırma, Scientific Reports dergisinde yayımlandı.