Yeni bir rapor, yarı iletken üreticilerine nadir toprak malzemeleri tedarik eden firmaların, ABD ve Çin'in geçen yıl Ekim ayında varılan ticari gerilim dondurma anlaşmasına rağmen hala sınırlı tedarikle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Raporlara göre, ABD merkezli şirketler akıllı telefonlarda ve hücresel baz istasyonlarında kullanılan 5G çiplerinin üretimi için hayati önem taşıyan skandiyumun Çin'den ihracat lisanslarını güvence altına almakta zorlanıyor. Bu malzemenin büyük bir kısmı üçüncü taraf tedarikçiler aracılığıyla sağlansa da, Pekin lisans alabilmek için ihracatçıların nihai kullanıcılarını beyan etmelerini zorunlu kılıyor. Bu durum yalnızca skandiyum ile sınırlı kalmıyor; 14nm veya daha küçük mantık çipleri ya da 256 katman veya daha fazla bellek çipleri üretebilen neredeyse her Çin menşeli nadir toprak malzemesi de bu gereklilikten etkileniyor.
Çin, kritik minerallere yönelik kısıtlamaları ilk olarak Aralık 2024'te uygulamaya başladı. Ancak en etkili ihracat kontrolü, ABD Başkanı'nın tarifelerine yanıt olarak Nisan 2025'te geldi. Pekin'in ihracat için sınırladığı sadece ham maddeler değil; aynı zamanda işleme araçları ve yöntemleri de bu kapsama dahil edilmiş durumda. Bu, ihracat kısıtlamalarının yol açtığı açıkların üstesinden gelmek isteyen ülkelerin, bu teknolojilere ve diğer ihtiyaç duyulan malzemelere kolayca erişip kendi üretimlerini yapmalarını engelliyor.
ABD ve Çin arasındaki ticari gerilimin sona ermesinden yaklaşık bir ay sonra, Çin ilk parti nadir toprak ihracat lisanslarını yayınladı. Ancak bu lisanslar belirli alıcılara yönelik ve genel sektörü kapsamıyor. Bu durum, bazı müşterilerin bu kaynaklara erişim sağlamasının zaman alabileceği anlamına geliyor. Bu nedenle, bazı ABD'li çip üreticileri federal hükümetten yardım talep etti. Bir ABD'li yetkili, “Bizim tezimiz, tam da yarı iletken sektörünün hedef alındığı yönünde” ifadelerini kullandı. Bu durum, Mart sonu ve Nisan başında Pekin'i ziyaret etmesi beklenen ABD Başkanı ile Çin Devlet Başkanı'nın ele alacağı önemli konulardan biri olması muhtemel.
Dünya genelinde yaşanan jeopolitik gelişmeler, ABD'nin nadir toprak ihtiyaçlarının büyük bir kısmını tek bir kaynaktan karşılama konusundaki zayıflığını ortaya koydu. Bu nedenle, ABD yönetimi, 1973-1974 OPEC petrol ambargosunun getirdiği fiyat şoklarının ardından ABD'nin 1975'te inşa ettiği petrol rezervlerine benzer şekilde, kritik mineraller için stratejik bir rezerv oluşturmayı planlıyor. Ayrıca, küresel yarı iletken tedarik zincirini Çin'den uzaklaştırmayı amaçlayan Pax Silica girişimini de kurdu ve Hindistan bu çabaya bu ay resmi olarak katıldı. Savunma Bakanlığı da sözde Çin fiyat manipülasyonlarına karşı koyma yöntemi olarak nadir topraklar için referans fiyatları belirlemek amacıyla yapay zekayı kullanma planını duyurdu.
Tüm bunlar, nadir toprakların küresel jeopolitikte merkezi bir rol oynamaya başladığını ve petrol gibi stratejik olarak önemli bir kaynak haline geldiğini gösteriyor. Çin, bu malzemelerin çıkarılması, işlenmesi ve rafine edilmesi konusunda önemli bir avantaja sahip. Bu durum, küresel tedarikin yaklaşık %61'ini sağlamasına olanak tanıyor. ABD ve Kanada ile Avustralya gibi müttefiklerini de alternatifler bulma ve geliştirme çabasına itiyor. Ancak bu süreç, mevcut duruma yetişmeleri için yıllar, hatta on yıllar alabilir.