Yeni araştırmalar, fare ve domuz modellerinde tek bir kendiliğinden çoğalan RNA (saRNA) enjeksiyonunun kalp krizi sonrası doku hasarını onarabildiğini gösteriyor.
Kalp krizinden iyileşmek genellikle haftalar veya aylar sürebilir. Ancak bu yeni çalışma, tek bir enjeksiyonla doğal bir kalp onarım hormonu olan atriyal natriüretik peptidin (ANP) üretimini artırmanın yenilikçi bir yolunu araştırdı. İnsanlarda henüz test edilmemiş olsa da, araştırmacılar bu yöntemin gelecekte daha hızlı bir iyileşme umudu sunabileceğine inanıyor.
Çalışmanın ortak yazarlarından birinin belirttiği gibi, bu sistem devrim niteliğinde çünkü iskelet kasını ihtiyaç duyulan proteinleri üreten bir fabrika gibi kullanıyor.
Kalp krizi genellikle kalbe oksijen taşıyan bir atardamarın tıkanması sonucu meydana gelir. Tıkanıklık cerrahi olarak giderilse bile, kalp kasının da oksijensizlikten kaynaklanan hasarı iyileştirmesi gerekir. Yeterince hızlı iyileşemezse, kan pompalama konusunda daha az etkili olan ve kalp yetmezliğine yol açabilen skar dokusu oluşabilir.
Kalp hastalıkları hala en önemli ölüm nedenlerinden biri olmaya devam ediyor. Kalp krizi sonrası kalp kası hücrelerini onarmak, kalp yetmezliği kaynaklı ölüm riskini azaltabilir ancak bu durum birtakım zorlukları da beraberinde getiriyor. Kalbe invaziv olmayan yöntemlerle ilaç ulaştırmak oldukça zorlu bir süreç.
Bilim dergisinde yayımlanan çalışmada, araştırmacılar arka bacak kas dokusuna uygulanan tek bir kendiliğinden çoğalan RNA (saRNA) enjeksiyonunun, ANP seviyelerini artırarak fare ve domuzlarda kalp kası hücrelerini iyileştirdiğini gösterdi.
Fareler üzerindeki incelemelerden yola çıkan araştırmacılar, yenidoğanlarda yetişkinlere göre ANP seviyelerinin çok daha yüksek olduğunu fark etti. Bunu ANP'nin kalp gelişimindeki rolüne bağladılar ve yetişkin farelerde ANP seviyelerini geçici olarak artırmanın kalbin iyileşmesine yardımcı olup olamayacağını araştırmaya başladılar. Amaçları, saRNA ile ANP'yi desteklemekti.
Enjekte edildiğinde, saRNA kas dokusuna proANP adı verilen bir molekül üretmesi talimatını veriyor. Bu molekül kan dolaşımına girerek kalbe ulaştığında ANP'ye dönüşüyor.
Bu mekanizma, mRNA aşılarının çalışma prensibine benzer. mRNA gibi saRNA da protein üretimi için talimatlar içerir. Hem mRNA hem de saRNA birkaç gün içinde parçalanır, ancak saRNA hücreyi kendisinin daha fazla kopyasını üretmesi için uyararak yaklaşık dört hafta boyunca protein üretmeye devam etmesini sağlar.
saRNA tabanlı ilk COVID-19 aşısı Japonya ve Avrupa'da onaylanmış olsa da, saRNA daha önce kalp tedavisinde hiç kullanılmamıştı.
saRNA üzerinde çalışan uzmanlar, bunun saRNA için mükemmel bir kullanım alanı olduğunu belirtiyor. mRNA'nın bu tür çalışmalarda kısa sürede kaybolduğu için yeterli olmadığını, proteinin daha büyük miktarlarda üretilmesinin gerektiği uygulamalar için saRNA'nın daha iyi çalıştığını ifade ediyorlar.
ANP'yi artıran bu yeni yöntem henüz insanlarda test edilmemiş olsa da, fare ve domuzlarda kalp hücrelerinin iyileşmesine yardımcı oluyor. saRNA, mRNA'nın daha uzun bir formu olduğu için, COVID-19 aşılarıyla aynı dağıtım sistemini kullanıyor, bu da enjeksiyonun kendisinin güvenliği açısından olumlu bir işaret. Ancak, insanlarda hangi ANP dozunun güvenli ve etkili olacağını belirlemek için gelecekteki çalışmalar gerekecek.
Çalışmaya dahil olmayan uzmanlar, bu yöntemin hastalara ne gibi bir avantaj sağlayacağına dair mekanizmanın henüz tam olarak bilinmediğini belirtiyor. Daha önceki natriüretik peptitlerle yapılan tedavilerin iyileşmeye yardımcı olmadığı göz önüne alındığında, bu yeni tek dozluk yöntemin klinik denemelerde kanıtlanması gerekecek.
Bu potansiyel tedavi için, mekanizmayı doğrulamak, enjeksiyonun güvenliğini test etmek ve etkilerini izlemek amacıyla klinik denemeler dahil olmak üzere çok daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. Ancak bu adımları başarıyla geçerse, kalp krizi sonrası kalbi iyileştirmek için umut verici bir yol sunabilir.