Tayvan'ın çip endüstrisindeki geleceğiyle ilgili tartışmalar yeniden alevlenirken, teknoloji devleri en kötü senaryolara karşı hazırlıklarını sessizce sürdürüyor. Büyük teknoloji şirketleri, çip ihtiyaçlarının tamamını Tayvan'dan karşılamanın kendileri için giderek artan bir risk teşkil ettiğini fark ediyor.
Büyük Teknoloji Şirketlerinin Endişeleri, Tayvan'ın Çip Üretimindeki Değişimi Tetikliyor
Küresel tedarik zincirlerinin doğuya kayması konusu uzun süredir gündemde olsa da, son gelişmeler Tayvan'ın çip endüstrisi üzerindeki jeopolitik baskıların ne kadar ciddiye alındığını ortaya koyuyor. Özellikle 2023 yılında, önde gelen çip üreticisi şirketlerin yöneticileri, bir Çin işgali durumunda Tayvan'ın çip tedarik zincirlerinin gelebileceği olası bir kesintinin yakın olduğunu duyduklarında büyük bir şok yaşadılar. Bu tahminin ardından, fabless (kendi üretim tesisi olmayan) çip üreticileri, dünyanın en büyük çip üreticisi TSMC'yi küresel üretimlerini çeşitlendirmeye ikna etmeye başladılar.
TSMC'nin ABD'deki yatırımları, aslında belirli teşvik yasalarıyla başlamıştı. Ancak, artan jeopolitik endişeler ve şirketlerin aciliyet talepleri, TSMC'yi bu alandaki çabalarını hızlandırmaya zorladı. Bu 'dönüşüm' kapsamında, yeni çip fabrikaları, ileri düzey paketleme tesisleri ve araştırma-geliştirme merkezleri için 250 milyar dolara varan devasa yatırımlar yapılması planlanıyor. Ancak bu yatırımların Amerikan imalat sanayisine ne kadar fayda sağlayacağı sorusu henüz tam olarak yanıt bulmuş değil.
Siyasi cephede, ABD Tayvan'dan çip üretiminin %40'ını kendi topraklarındaki fabrika ağına kaydırmasını talep ediyor. Ancak TSMC ve Tayvanlı yetkililer, bu hedeflerin 'absürt' olduğunu ve gerçekçi olmadığını belirtiyor. Yarı iletken tedarik zincirlerinin işleyişine bakıldığında, üretim kaydırmanın sadece büyük sermaye gerektirmediği, aynı zamanda TSMC'nin Tayvan'da kurduğu gibi bir ekosistem yaratmayı da zorunlu kıldığı görülüyor. Fabrikalar özel tedarikçiler gerektirir ve Arizona'da benzer bir ağın kurulması, belki de on yıllar sürebilir.
Şu anda TSMC'nin ABD'deki planları arasında ön ve arka uç hizmetlerini içeren sekiz ila on iki tesisin inşa edilmesi yer alıyor. TSMC CEO'su, firmanın Tayvan'daki dev fabrika kümelenme modelini ABD'de de tekrarlamayı hedeflediklerini belirtti. Bu, Arizona'nın TSMC'nin genişleme planları çerçevesinde nasıl şekilleneceğine dair önemli ipuçları veriyor.
Bu yeni fabrikalardan elde edilecek üretimin, Tayvan'daki mevcut üretime kıyasla ne kadar anlamlı olacağını söylemek için henüz erken. Ancak tahminler, TSMC'nin büyük yatırımlarının 2030 yılına kadar üretimin yalnızca %15'ini kaydırabileceğini gösteriyor. Bu oran, ABD'nin mevcut talebinin oldukça altında kalıyor. Bu durum sadece isteksizlikten değil, aynı zamanda bir fabrika ağının kurulmasının kapsamlı bir süreç olmasından kaynaklanıyor. TSMC'nin ABD'deki genişleme hızı 'agresif ve hızlı' olarak nitelendirilse de, Tayvan çevresindeki jeopolitik riskleri tam olarak ortadan kaldırmaya yetmiyor.
Varsayımsal bir senaryoyu ele alalım. Bir analizde, olası bir Çin işgalinin 2027 yılına kadar gerçekleşebileceği ve bunun çip üretim ekosistemini ciddi şekilde aksatabileceği öne sürülüyor. Peki, çip ihtiyaçlarının %80'inden fazlasını TSMC'ye borçlu olan fabless üreticiler ne yapacak? Arizona'dan aynı kapasitede tedarik sağlamak mümkün olmayacak ve bu da hacimde ödün verilmesi anlamına gelecek, ki bu da genel tedarik zincirinde ciddi aksamalara yol açacaktır. Bu durumda tartışılan diğer bir olasılık ise alternatif yonga üreticileriyle anlaşmak; başı çekenler ise Intel ve Samsung.
Samsung ve Intel, ABD'deki varlıklarını hızla genişletiyor. Özellikle Intel, 18A ve 14A gibi en yeni üretim teknolojilerine odaklanıyor. Intel Foundry, ürünleri için Moore Yasası'na dayanan şirketler için uygun bir alternatif olarak görülüyor. Ancak asıl soru, bu şirketlerin hacim, verimlilik ve müşteri tutarlılığı taahhütlerini yerine getirebilecek güvenilir bir yonga üreticisi ortağı olup olamayacağı.
Fabless üreticilerin çip tedarik stratejilerini acilen yeniden gözden geçirmeleri gerekiyor. Bu, sadece TSMC'nin rakiplerine bakmakla kalmayıp, aynı zamanda üretimin doğudan batıya kaymasını hızlandırmanın yollarını da aramayı içeriyor.