Dünya genelinde 10 milyonu aşkın kişiyi etkileyen ve nörolojik rahatsızlıklar arasında en hızlı yükseliş gösterenlerden biri olan Parkinson hastalığına dair önemli bulgular elde edildi. Yaklaşık 11.000 kişinin katıldığı devasa bir araştırma, hastalığın belirtilerinin, risk faktörlerinin ve bu faktörlerin erkek ve kadınları nasıl farklı etkilediğine dair önemli bilgiler sundu.
Parkinson hastalığı, beyindeki dopamin üreten hücrelerin ölümüne yol açan ilerleyici bir hastalıktır. Genellikle hareket bozukluğu olarak bilinse de, hastalığın kendine özgü motor belirtileri (titreme, yavaş hareket etme, kas sertliği ve denge sorunları) dışında, daha az bilinen ve yaşam kalitesini daha fazla etkileyebilen birçok motor olmayan belirtisi de bulunmaktadır. Bunlar arasında ruh hali değişiklikleri, hafıza ve bilişsel zorluklar, uyku bozuklukları ve otonom sinir sistemi ile ilgili sorunlar (kabızlık, düşük tansiyon, idrar sorunları) yer alır.
Yapılan son çalışma, motor olmayan belirtilerin yaygınlığını bir kez daha ortaya koydu. Katılımcıların büyük çoğunluğunda (yüzde 96) uykusuzluk ve gündüz uykululuk gibi uyku sorunları gözlemlenirken, koku kaybı, hafıza değişiklikleri, ağrı ve baş dönmesi gibi belirtiler de sıkça rapor edildi.
Çalışma, Parkinson riskini etkileyen faktörlere de ışık tuttu. Yaşın birincil risk faktörü olduğu belirtilirken, genetik ve çevresel faktörlerin karmaşık bir etkileşimiyle hastalığın tetiklendiği düşünülüyor. Ailede Parkinson öyküsü olanların oranının yüzde 25 olduğu, ancak genetik mutasyonların yalnızca vakaların yüzde 10-15'inden sorumlu olduğu belirtildi. Pestisit maruziyeti, travmatik beyin hasarı ve tarım, petrokimya veya metal işleme gibi yüksek riskli mesleklerde çalışma gibi çevresel faktörlerin de Parkinson riskini artırdığı ve bu faktörlerin erkeklerde kadınlara göre daha yüksek oranlarda görüldüğü saptandı.
En dikkat çekici bulgulardan biri ise cinsiyetler arasındaki belirti farklılıkları oldu. Parkinson hastalığı erkeklerde kadınlara göre 1.5 kat daha sık görülüyor. Yeni çalışmaya katılanların yüzde 63'ü erkekti. Kadınlar, hastalığın başlangıç ve teşhis yaşı ortalaması açısından erkeklerden biraz daha gençken, daha fazla ağrı ve düşme riski taşıyor. Erkeklerde ise hafıza değişiklikleri ve dürtüsel davranışlar, özellikle cinsel davranışlar gibi belirtiler daha yaygın olarak görüldü.
Bu büyük ölçekli çalışma, Parkinson hastalarının yaşamlarına dair önemli bilgiler sunsa da, katılımcıların büyük çoğunluğunun Avrupalı kökenli olması ve yanıt oranının düşük olması nedeniyle örneklemin tam olarak temsil edici olmayabileceği belirtildi. Ayrıca, belirti bilgilerinin katılımcıların beyanlarına dayanması öznel bir değerlendirme olabilir. Gelecekte akıllı telefonlar ve giyilebilir teknolojilerle daha objektif veri toplama yöntemlerinin kullanılması planlanıyor.
Bu tür araştırmalar, Parkinson'a bağlı risk faktörlerini ve hastalığın bireyler üzerindeki farklı etkilerini anlamamıza yardımcı olarak, erken teşhis ve daha kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine olanak tanıyacaktır.