Gökyüzünün geniş kesimlerini izleyen çok sayıda teleskobun bulunmasının en büyük avantajlarından biri, astronomların ilginç bir şey keşfettiğinde, resmi olarak bulunmadan önceki görüntülerin, göz atılmayan uydu veri arşivlerinde yer alabilmesidir. Bu durum, Temmuz ayında keşfedilen ancak Mayıs ayından itibaren diğer teleskoplar tarafından da görülebilen yeni yıldızlararası ziyaretçimiz 3I/ATLAS için de geçerli.
Daha önce bu yıldızlararası nesneyi resmi olarak bulunmadan çok daha önce tespit eden teleskoplar hakkında haberler yapmıştık. Şimdi ise yeni bir bilimsel makale, TESS'in Mayıs ayının başlarına ait verilerinde bu nesneyi buldu ve nesnenin o dönemde de aktif göründüğünü ortaya koydu.
Güneş Sistemi'nin Dışından Gelen Ziyaretçi
Transiting Exoplanet Survey Satellite (TESS), yıldızlararası ziyaretçileri veya soluk nesneleri bulmak için tasarlanmamıştır. Adından da anlaşılacağı gibi, TESS'in amacı parlak yıldızları gözlemlemek ve dış gezegenlerin bu yıldızların önünden geçerken yıldızın ışık eğrisinde meydana gelen düşüşleri izlemektir. Ancak araştırmacılar, TESS'in bu yılın başlarında 3I/ATLAS'ın olması gereken gökyüzü bölgesini gözlemlemesi sayesinde, Michigan State Üniversitesi'nden Adina Feinstein ve Darryl Seligman ile Auburn Üniversitesi'nden John Noonan, teleskop arşivlerinde bu nesneye ait veri olup olmadığını incelediler.
Sonuçlar şaşırtıcıydı: TESS, 7 Mayıs 2025 tarihine kadar uzanan iki ayrı gözlem döneminde 3I/ATLAS'ı kaydetmişti. TESS her 200 saniyede bir görüntü yakalarken, 3I/ATLAS TESS'in normalde gözlemlediği yıldızlardan çok daha hızlı hareket ediyordu. Bu nedenle ekip, 'kaydırma-yığma' (shift-stacking) olarak bilinen bir teknik kullanmak zorunda kaldı. Bu teknikte, yıldızlararası nesnenin her fotoğrafta nerede olacağı tahmin edildi, fotoğraflar nesne aynı noktada olacak şekilde kaydırıldı ve ardından birden fazla fotoğraf birleştirilerek tek bir fotoğrafta tespit edilemeyecek kadar soluk olan nesnenin net bir sinyali elde edildi.
Nesne, gözlem döneminin başında yaklaşık 6.35 AU mesafedeyken, 2 Haziran'daki ikinci gözlem penceresinin sonunda yaklaşık 5.47 AU'ya doğru hareket etmişti. Bu süre zarfında parlaklığı 5 kat arttı. Mesafedeki azalmanın ise parlaklık artışına yalnızca yaklaşık 1.5 kat etki edeceği düşünülürse, bu durum nesnenin aktif olduğunun bir göstergesi olarak kabul edildi.
Yıldızlararası Kuyruklu Yıldızın Gizemli Özellikleri
3I/ATLAS'ın ilginç özelliklerinin nedeni hakkında, veri toplama hatalarından nesnenin 'uzaylı teknolojisi' olmasına kadar pek çok spekülasyon yapıldı. Ancak bilim insanlarının daha sıradan bir açıklaması var: Nesne muhtemelen karbondioksit ve karbonmonoksit gibi 'hiper-uçucu' malzemelerden gaz salınımı yapıyordu. Bu malzemeler, su buzundan çok daha yüksek bir süblimleşme noktasına sahip ve parlaklıkta önemli bir artışa neden olabiliyor. Ancak kendi Güneş Sistemimizdeki kuyruklu yıldızların çoğunda bu tür hiper-uçucular kalmadığı için, Güneş'ten bu kadar uzakta aynı dramatik parlaklık artışını göstermezler. Bu durum, diğer güneş sistemlerinden gelen kuyruklu yıldızların bileşiminin, bizim sistemimizdekilerden oldukça farklı olabileceğine işaret ediyor.
Daha fazla farkı ortaya çıkarmak amacıyla, nesnenin çekirdeğinin dönüş periyodunu da incelemeye çalıştılar. Ancak net bir sinyal elde edilemediği için çekirdeğin gerçekten dönüp dönmediğini belirlemek mümkün olmadı. Bu durumun, çekirdeğin etrafındaki koma tabakasının belirgin özellikleri gizlemesi ve TESS'in dönüşünden kaynaklanan parlaklık değişikliklerini tespit etmesini zorlaştırması muhtemel.
Yolumuzdan geçen her yeni yıldızlararası nesneyi incelemeye devam ettikçe, onları daha iyi anlamaya başlayacağız. Bu çalışma, bilgi birikimimize önemli bir katkı sağlıyor ve astronomlar, gizemli ziyaretçilerimizin sırlarını çözmek için bulabildikleri her teleskobun eski verilerini incelemeye başladıkça, daha pek çok yeni bilgi gün yüzüne çıkacaktır.