Ara

Laboratuvarda Kendi Kendine Alev Alan Deniz Kayaları: Madencilik Tehlikeleri Ortaya Çıkıyor

Okyanusun derinliklerinde bir 'altın hücumu' ihtimalini araştıran bilim insanları, öngörülemeyen bir 'mayın' ile karşılaştı. Yapılan incelemeler, deniz tabanından çıkarılan bazı mineralli kayaların yüzeye çıktıklarında kendiliğinden tutuşabileceğini gösteriyor.

2022 yılında, derin deniz tabanından alınan iki metal sülfit kayası örneği bu beklenmedik olayı yaşadı. Laboratuvarda 100°C'nin üzerinde sıcaklıklara ulaşan bu olay, orijinal örneklerin tamamen oksitlenmesine yol açtı.

Keşfe dair erken erişime açılan bir araştırma makalesi, halkın yeni gelişmeleri daha hızlı öğrenmesini hedefliyor. Kaynaklara göre, bu durum 'deniz tabanı masif sülfit yataklarının derin deniz madenciliği ilerlerse özel dikkat gerektirebilecek potansiyel bir tehlike' olarak belirtiliyor.

Araştırma makalesi, 'egzotermik reaksiyonlar yoluyla ısı üretimi deniz tabanı masif sülfit yataklarında daha önce araştırılmamıştı ancak gemilerde ani yangınlara neden olma potansiyeli taşıyor' ifadesini kullanıyor.

Alev alabilen kayalar, 2022 yılında okyanusun derinliklerindeki bir araştırmada deniz tabanından toplandı. Bu araştırma, özellikle bakır, çinko ve demir gibi metaller açısından zengin derin deniz yataklarını oluşturan hidrotermal aktivitenin bulunduğu bir bölgede gerçekleştirildi.

Uzaktan kumandalı bir araç kullanılarak yapılan çalışmada, bu bölgedeki dört farklı noktadan 57 adet hidrotermal kaya örneği toplandı. Bu örneklerin çoğunluğu, ana mineral olarak metal sülfit içeriyordu.

Ancak, araştırmacılar bu örnekleri laboratuvarda dondurup kuruttuktan ve ardından toz haline getirdikten sonra, iki örnek kendiliğinden alev aldı.

Derin denizden çıkarılan bazı kayaların karada tutuşabileceği keşfi, kritik bir zamanda ortaya çıktı. Uluslararası Deniz Yatağı Otoritesi (ISA), Kuzey Atlantik Orta Sırtı ve Güneybatı Hint Sırtı gibi iki derin deniz sırtındaki sülfit mineralleri için arama ruhsatları vermiş durumda. Madencilik henüz başlamasa da, gelecekteki faaliyetlerde dikkatli olunması gerektiğine işaret ediyor.

Sülfit mineralleri, altın, gümüş, bakır veya çinko gibi değerli metalleri içerebilmeleri nedeniyle özel bir öneme sahip. Ancak, kendi kendine tutuşma potansiyeli de taşıyorlar. Derin okyanustaki yoğun tortullaşma, örneğin hidrotermal kaynaklı petrol oluşumunu teşvik edebiliyor. Bu malzeme, metal sülfit minerallerinin içinde gizlenebiliyor ve karaya çıktığında kendi kendine ısınma özelliğine sahip olabiliyor.

Yeni araştırmalar, bazı deniz tabanı masif sülfit kayalarının, karada madenciliği yapılan benzer mineral yataklarından çok farklı davranmalarına neden olabilecek fiziksel ve kimyasal özelliklere sahip olduğunu öne sürüyor.

Bu alev alabilen kayaları diğerlerinden ayıran özellikleri anlamak için araştırmacılar, topladıkları örneklerin mineralojisini, kimyasal bileşimini ve termal davranışını karşılaştırdı. İlk bulgulara göre, sorun doğrudan petrol kaynaklı olmasa da, alev alan kayaların çoğunlukla nanokristalin markasitten oluştuğu görüldü. Markasit, demir sülfitin bir formu olup, özellikle oksijen varlığında kararsızlık gösteriyor. Isı ve ezme, kırma, öğütme gibi mekanokimyasal kuvvetlerin eklenmesi, oksidasyonu başlatmak için enerji sağlayabiliyor. Bu örnek oksitlendiğinde, kendi kendine ısınmaya yol açabiliyor.

Bu durum, markasit içeren her okyanus tabanı kayasının tehlikeli olduğu anlamına gelmiyor, ancak yeni bir endüstri için güvenlik düzenlemelerini şekillendirmeye yardımcı olabilecek potansiyel bir risk teşkil ediyor.

Deniz tabanı masif sülfit madenciliği yapılırsa, yüzeye çıkarılan kayalar oksijene maruz kalma ve sıcaklık, basınç, nemdeki değişiklikler dahil olmak üzere deniz tabanındakinden dramatik biçimde farklı koşullarla karşılaşacaktır. Bu tür değişiklikler, sülfit minerallerinin nasıl tepki vereceğini ve ne kadar ısı üreteceğini etkileyebilir.

Derin deniz madenciliği, sadece insan güvenliği için değil, aynı zamanda çevresel endişelerle de birlikte geliyor. Çevre aktivistleri, bu yeni gelişen endüstrinin, zaten risk altında olan değerli okyanus ekosistemleri için son darbe olabileceğinden endişe ediyor. Eğer dikkatli olmazsak, sonuçları hepimiz için yıkıcı olabilir.

Önceki Haber
Microsoft CEO'dan Çarpıcı Uyarı: Yapay Zeka Modelleri Başlangıçtan İtibaren Güvenliği Tehdit Edebilir, İnsan Müdahalesi Şart!

Benzer Haberler: