Bilim insanları, camın moleküler yapısıyla ilgili yıllardır süregelen bir paradoksu çözebileceklerini gösteren bir simülasyon geliştirdi. Normal camın aksine, molekülleri kusursuz bir düzen içinde paketlenmiş bu 'ideal cam', kristaller gibi davranma potansiyeline sahip.
Günlük hayatta kullandığımız camlar, sıvıların rastgele moleküler dizilimini andırır. Molekülleri karmaşık bir yapıya sahip olsa da, bu yapı sayısız olası dizilimden sadece biridir. Ancak 'ideal cam' bu durumdan farklıdır. İdeal camda, moleküllerin tek bir düzen seçeneği olurdu; yani fizik terimiyle 'minimum entropi'ye sahip olurlardı.
Bu kavram ilk olarak 1948'de kimyager Walter Kauzmann tarafından ortaya atıldı. Kauzmann, sıvıların soğuyup cam haline gelirken entropilerinin düştüğünü ve bu düşüşün belirli bir sıcaklıkta sıfırlanabileceğini öne sürmüştü. Bu durum, rastgele bir dizilime sahip olsa da, yeniden düzenlenemeyecek kadar hassas bir paketleme anlamına gelirdi.
Bu paradoksal derecede düzenli camın mümkün olup olmadığı onlarca yıldır tartışma konusuydu. Ancak yapılan yeni bir çalışmada, bilim insanları bilgisayar modellerini kullanarak, iki boyutlu ortamlarda ideal camın mümkün olduğunu gösterdi. Bu cam, amorf bir görünüme sahip olmasına rağmen, kristaller gibi yüksek derecede düzenli ve homojen bir yapı sergiliyor.
Araştırmacılar, bu metodolojinin iyi dengelenmiş cam sistemlerinin oluşturulmasında değerli bir kestirme yol sunduğunu belirtiyor. İdeal bir paketleme oluşturmanın, iki boyutlu sıkışmış ve cam sistemlerinin tam olarak araştırılmasına ve açıklanmasına olanak tanıyacağını vurguluyorlar.
Normal soğutma yöntemlerinin ideal cam durumuna ulaşmak için yetersiz olduğu, çünkü sonsuz zaman alacağı açıktı. Bu nedenle araştırmacılar, modellerinde cam parçacıklarının paketlenirken boyutlarının ayarlanmasına izin veren bir 'hile kodu' kullandılar. Bu esneklik, amorf görünen ancak kristal özellikler sergileyen bir cam elde etmeyi sağladı. Sonuç olarak ortaya çıkan cam, normal camdan çok daha sağlam ve kararlıydı; her bir parçacık komşusuyla ortalama altı temas noktasına sahipti.
Araştırmacılar, bu durumun bir paradoks olmadığını göstererek bir çözüme ulaştıklarını düşünüyorlar. İdeal camın normal camdan farklı bir tepki vereceği, örneğin darbe aldığında karmaşık titreşimler yerine kusursuz bir homojenlikle titreşeceği belirtiliyor. Ayrıca, bu yeni malzemede 'hiper-düzgünlük' adı verilen bir özellik gözlemlenecek; yani yakından bakıldığında parçacık yığılmaları veya boşluklar görülmeyecek, her parçacık tam olarak yeterli alanı kaplayacaktı.
Bu araştırmanın teorik olduğunu ve henüz laboratuvarda ideal cam üretilmediğini belirtmekte fayda var. Araştırmacılar, standart ısıtma ve soğutma süreçlerinin bu camı üretmek için yeterli olmayacağını ve yeni yaklaşımların gerekeceğini kabul ediyorlar. Ancak bu çalışma, ideal camın bir imkansızlık olmadığını gösteriyor ve özel özellikleriyle birçok farklı alanda kullanıma uygun olabileceği düşünülüyor.
Araştırmacılar, bu tür paketlemeleri pratikte oluşturmak için ortak termal veya mekanik süreçlerle erişilemeyen yeni yaklaşımların gerekli olacağını belirtiyor. Bu sistemleri pratik olarak oluşturmak için algoritmanın fiziksel bir uygulamasının geliştirilmesi gerekecek.
Araştırma, Physical Review Letters dergisinde yayınlandı.