Jeff Bezos'un uzay şirketi Blue Origin, sürpriz bir duyuruyla teknoloji dünyasını şaşırttı. Şirket, Dünya'nın her noktasına saniyede 6 Terabit'e (Tbps) kadar veri iletim hızı sunmayı hedefleyen TeraWave adlı yeni bir uydu takımyıldızı projesini duyurdu. Bu devasa proje, büyük çoğunluğu alçak Dünya yörüngesinde, geri kalanı ise orta Dünya yörüngesinde yer alacak toplam 5.408 adet optik olarak birbirine bağlı uydudan oluşacak.
Alçak yörüngedeki uydular, radyo spektrumu aracılığıyla saniyede 144 Gbps'ye kadar hız sağlarken, orta yörüngedeki uydular optik bağlantılar üzerinden daha yüksek veri aktarım hızları sunacak. Blue Origin CEO'su Dave Limp, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada bu teknolojinin 'gerçek zamanlı operasyonlar ve devasa veri hareketleri için gereken güvenilirliği ve dayanıklılığı' sağladığını belirtti. Ayrıca, kesintiler sırasında yedek bağlantı sağlayarak kritik operasyonların devamlılığını güvence altına alacağını ve talebe göre ölçeklenebilirlik ile küresel ölçekte performans kaybı yaşamadan hızlı dağıtım imkanı sunduğunu vurguladı.
Kurumsal Pazara Odaklanma Hedefi
Blue Origin'in yeni takımyıldızı, SpaceX'in Starlink'i gibi diğer megakonstelasyonlardan farklı olarak doğrudan son kullanıcıya veya mobil cihazlara hizmet vermeyi amaçlamıyor. TeraWave, öncelikli olarak 'on binlerce' kurumsal, veri merkezi ve devlet kullanıcısının kritik operasyonları için güvenilir bağlantı ihtiyacını karşılamayı hedefliyor.
Bu duyuru, birkaç nedenden dolayı sürpriz olarak değerlendiriliyor. Bezos'un diğer şirketi Amazon'un, halihazırda kendi megakonstelasyonu Amazon Leo'yu geliştirmek için uzun yıllardır çalıştığı ve 3.236 uyduyu alçak Dünya yörüngesine konuşlandırma yetkisi aldığı biliniyor. Amazon Leo'nun, hem tüketici terminalleri hem de uçak içi Wi-Fi gibi hizmetlerle Starlink'e rakip olması bekleniyordu.
Ancak, yapay zeka veri merkezlerinden ve diğer operasyonlardan kaynaklanan artan veri ihtiyaçları, Bezos'u Blue Origin'in de rekabetçi kurumsal müşteri pazarında yer alması gerektiğine ikna etmiş görünüyor. Nitekim Amazon Leo'nun da bu alanda rekabet etmesi bekleniyor. Edinilen bilgilere göre, Blue Origin'in ayrıca yörüngedeki veri merkezleri üzerine de ön çalışmalar başlattığı konuşuluyor. Gelecekte yörüngedeki veri merkezleri, TeraWave ve Amazon Leo'nun bazı unsurlarının birleştirilerek kullanılması da olasılıklar arasında.
Blue Origin'in Yükü Ağır Mı?
Blue Origin'in resmi açıklamasında, TeraWave takımyıldızının dağıtımına 2027 yılının dördüncü çeyreğinde başlanacağı belirtildi. Bu, hem uydu geliştirme hem de şirketin New Glenn fırlatma aracının operasyonel hızını artırma çabaları açısından önemli bir zorluk teşkil edecek. New Glenn roketi bugüne kadar iki kez uçuş gerçekleştirdi ve ilk aşama inişini başarıyla tamamladı. Ancak, New Glenn için şimdiden Amazon Leo dahil birçok müşteri sırada bekliyor.
New Glenn ve diğer roketlerin geliştirilmesindeki gecikmeler nedeniyle, Amazon Leo'nun şimdiden birkaç görevi SpaceX'in Falcon 9 roketi ile gerçekleştirmek zorunda kaldığı biliniyor. Sektörde Blue Origin hakkında dile getirilen endişelerden biri, şirketin çok hızlı bir şekilde çok fazla sorumluluk üstlenmiş olması. Büyük bir roket, iki farklı Ay iniş aracı, bir uzay istasyonu, bir mürettebat kapsülü, Blue Ring uzay aracı, bir Mars yörünge aracı ve daha pek çok proje, şirketin kaynakları arasında bir rekabete ve bazen de odaklanma eksikliğine yol açmış durumda. TeraWave'in bu karmaşık projeler listesine eklenmesi, pazara sunulması olağanüstü bir çaba gerektirecek büyük bir yeni girişimi temsil ediyor.
TeraWave programı, Blue Origin bünyesinde kurulan ve 'ileri havacılık teknolojilerinde yenilikçiliği teşvik eden yeni bir stratejik girişim' olarak tanımlanan Emerging Systems (Gelişen Sistemler) adlı yeni bir bölüm tarafından başlatılan ilk önemli girişimlerden biri olma özelliği taşıyor. Bu bölüm, Amazon'da 15 yıl boyunca çeşitli görevlerde bulunan elektrik mühendisi Lindo St. Angel tarafından yönetiliyor.