Ara

Güneş Kremlerinde Beyaz Tabaka Sorunu Tarihe Karışıyor: Yeni Nanopartikül Yapısı ile Devrim!

Mineral bazlı güneş koruyucularının ciltte bıraktığı beyaz ve rahatsız edici tabaka, yıllardır birçok kişinin şikayetçi olduğu bir durum. Ancak bilim insanlarının son çalışması, bu soruna devrim niteliğinde bir çözüm getirme potansiyeli taşıyor. Yeni geliştirilen ve dört kollu bir kristal yapıya sahip çinko oksit nanopartikülleri, güneş kremlerinin estetik görünümünü önemli ölçüde iyileştirebilir.

Araştırmacılar tarafından keşfedilen bu yeni, dört kollu (tetrapod) kristal yapı, nanopartiküllerin topaklanmasını engelleyerek hem güneş kremi formülasyonunun stabilitesini artırıyor hem de daha sıcak bir renk tonu sunarak farklı cilt tonlarına daha uyumlu hale gelmesini sağlıyor. Cilt kanserinin önlenebilir önde gelen nedenlerinden biri olan ultraviyole (UV) radyasyonunun zararlı etkilerine karşı günlük güneş koruyucu kullanımı dermatologlar tarafından şiddetle tavsiye ediliyor.

Kimyasal güneş kremlerinin aksine, mineral güneş kremleri cildin üzerine oturarak koruma sağlar. Ancak bu durum, uygulama sonrası ciltte istenmeyen beyaz bir kalıntıya neden olabilir. Bu durum, özellikle koyu tenli bireyler başta olmak üzere birçok kişinin mineral güneş kremlerini kullanmaktan kaçınmasına yol açmaktadır. Yeni araştırmanın öncülerinden biri, kendi deneyimlerinden yola çıkarak bu estetik sorunlara çözüm bulma motivasyonuyla bu çalışmaya başladığını belirtiyor.

Mineral güneş kremleri, zararlı UV radyasyonunu emmek için çinko oksit kullanır. Bu ürünler genellikle ince katı parçacıkların sulu veya yağlı bir baz içinde süspansiyonu olarak formüle edilir. Ancak bu süspansiyon yapısı, hem üreticiler hem de tüketiciler için bazı pratik sorunlar yaratabiliyor. Örneğin, süspansiyon halindeki parçacıklar zamanla topaklanarak cilde uygulandığında görünür beyaz çizgiler oluşturabiliyor. Ayrıca, bu tür formülasyonların raf ömrü daha kısa olabiliyor ve stabilitelerinin korunması daha zorlayıcı hale geliyor.

Yapılan araştırmada, çinko oksit nanopartiküllerinin şeklinin değiştirilmesinin, güneş koruma performansından ödün vermeden bu sorunları çözüp çözemeyeceği incelendi. Özel bir yöntemle üretilen dört kollu nanopartiküller, geleneksel küresel nanoyapılara kıyasla daha büyük olmalarına rağmen topaklanma eğiliminde belirgin bir azalma gösterdi. Bu tetrapod şeklindeki parçacıkların, yapıları gereği birbirlerine daha az temas ederek daha gözenekli bir ağ oluşturduğu ve böylece eşit şekilde dağılmasının sağlandığı gözlemlendi.

En önemli bulgulardan biri ise, bu alternatif şeklin güneş kreminin koruyucu performansını olumsuz etkilememesi. Elde edilen formülasyonun, hem UVA hem de UVB ışınlarını etkili bir şekilde emerek yaklaşık 30 SPF koruma sağladığı görüldü. Ayrıca, ürün stabilitesi testleri de yeni karışımın zamanla kalınlaşma veya ayrışma eğiliminin daha düşük olduğunu gösterdi, bu da yüksek performansını daha uzun süre koruyacağı anlamına geliyor.

Bununla birlikte, bir güneş kreminin başarısı için en kritik unsurlardan biri de kullanıcıların onu gerçekten kullanmak istemesidir. Tetrapod yapılı nanopartiküller, standart küresel çinko oksit parçacıklarından farklı bir şekilde görünür ışığı dağıtarak daha sıcak bir ton oluşturuyor. Bu durum, özellikle beyaz tabaka sorunundan rahatsız olan tüketiciler için daha kabul edilebilir bir seçenek sunuyor.

Bu araştırmanın, pratik bir soruna odaklanması ve gerçek dünya etkisine sahip olma potansiyeli taşıması büyük heyecan yaratıyor. Gelecek adımlar arasında, tetrapod nanopartiküllerinin insan ve çevre güvenliği profillerinin test edilmesi ve maliyet etkin bir şekilde seri üretime geçilmesinin araştırılması yer alıyor.

Önceki Haber
Xbox Game Pass'e İki Dev RPG Geliyor: Kingdom Come: Deliverance II ve The Witcher 3 Tam Sürüm!

Benzer Haberler: