Son araştırmalar, bazı 'sonsuz kimyasallara' maruz kalan kişilerde Multipl Skleroz (MS) geliştirme riskinin artabileceğini ortaya koyuyor. Bu durumun nedeni henüz tam olarak bilinmese de, son 30 yılda dünya genelinde MS görülme sıklığının ortalama yüzde 26 artmasının ve bazı ülkelerde vaka sayısının iki katından fazla yükselmesinin açıklamasına yardımcı olabilir.
MS, merkezi sinir sistemini etkileyen ve nedeni ile kesin bir tedavisi bilinmeyen otoimmün bir hastalıktır. İsveç'ten gelen bu yeni çalışma, sonsuz kimyasalların bu hastalığın gelişiminde göz ardı edilmiş bir etken olabileceğini öne sürüyor.
Yıllardır yapılan çalışmalar, MS riskini çeşitli genetik yatkınlıklar ve Epstein-Barr virüsü gibi çevresel etkenlerle ilişkilendirmişti. Ancak son zamanlarda, özellikle per- ve polifloroalkil maddeler (PFAS) olarak bilinen sonsuz kimyasalların potansiyel rolü de incelenmeye başlandı.
İsveç sağlık verilerini kullanan araştırmacılar, MS tanısı yeni konulmuş 907 hasta ve 907 sağlıklı bireyin kanındaki 24 farklı PFAS bileşiğinin konsantrasyonunu ölçtü. Ayrıca, bu kimyasalların yan ürünleri olan poliklorlu bifenillerden (PCB) yedisi de değerlendirmeye alındı. Araştırma sonucunda, bu kimyasalların daha yüksek konsantrasyonlarda bulunduğu katılımcılarda MS riskinin anlamlı derecede daha yüksek olduğu belirlendi.
PFAS bileşiklerinin ve yan ürünlerinin tek başına değil, birlikte daha güçlü ilişkiler sergilediği gözlemlendi. Bilim insanları daha önce de bu sonsuz kimyasalların 'toksik sinerjisi' konusunda uyarıda bulunmuştu. Uppsala Üniversitesi'nden ilk yazar ve tıp araştırmacısı Aina Vaivade, "Sonuçlar, PFAS ve diğer kimyasalların insan sağlığı üzerindeki etkilerini anlamaya çalışırken, insanların genellikle aynı anda birden fazla maddeye maruz kaldığı göz önüne alındığında, sadece bireysel maddeleri değil, kimyasal karışımları da dikkate almamız gerektiğini gösteriyor" açıklamasında bulundu.
1950'lerin ortalarından bu yana yapışmaz tava, leke tutmayan kumaşlar, yangın söndürme köpükleri ve kozmetik ürünler gibi geniş bir yelpazede kullanılan PFAS kimyasalları günümüzde neredeyse her yerde: suda, içeceklerde, gıdalarda, vücudumuzda ve hatta kozmetik ürünler aracılığıyla cilt yoluyla bile vücudumuza nüfuz edebiliyor.
Durumu daha da kötüleştiren ise, giderek artan sayıda araştırma, belirli kimyasalların belirli konsantrasyonlarda olumsuz sağlık bağlantıları olduğunu ortaya koyuyor. Üretilen 12.000'den fazla PFAS kimyasalından sadece ikisi (PFOA ve PFOS) kanser ve doğum kusurlarıyla net ilişkilere sahip. Her ne kadar bu iki kimyasal birçok ülkede üretimden kaldırılmış olsa da, doğada parçalanmaları çok uzun zaman aldığı için hala kalıcı tehditler oluşturuyorlar.
Mevcut araştırmada, özellikle PFOS veya iki PCB yan ürünü olan 4-OH-CB187 ve 3-OH-CB153'ün yüksek seviyelerine sahip katılımcılarda MS geliştirme olasılığının daha yüksek olduğu görüldü. Uppsala'dan baş yazar ve klinik kimyager Kim Kultima, "PFOS ve iki hidroksilli PCB gibi bazı bireysel maddelerin MS için artan bir riskle bağlantılı olduğunu gördük. En yüksek PFOS ve PCB konsantrasyonlarına sahip kişilerin, en düşük konsantrasyonlara sahip olanlara kıyasla MS tanısı alma olasılıkları yaklaşık iki kat daha fazlaydı" dedi.
PFOS ve OH-PCB'ler kan-beyin bariyerini geçerek merkezi sinir sistemindeki bağışıklık hücrelerine nüfuz edebilir. Bu kimyasalların oksidatif strese neden olması durumunda, araştırmacılar beyindeki antioksidan savunmaları zayıflatabileceğini ve MS ile sıkça ilişkilendirilen kas zayıflığı, uyuşma veya görme bozukluklarına katkıda bulunabileceğini düşünüyor.
Kültima ve meslektaşları, MS için genetik olarak daha düşük risk taşıyan bir gen varyantına sahip hastalarda, PFOS'a daha fazla maruz kalmaları durumunda MS geliştirme olasılığının daha yüksek olduğunu buldular. Hatta, artan PFOS maruziyeti ile bu gen varyantına sahip katılımcılarda MS geliştirme riski dörtten fazla artıyordu.
Kultima, "Bu durum, MS olasılığı ile genetik miras ve çevresel maruziyet arasında karmaşık bir etkileşim olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, çevresel kirleticilerin kalıtsal faktörlerle nasıl etkileşime girdiğini anlamanın önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu, MS'in kökeni hakkında yeni bilgiler sağlayabilir ve diğer hastalıklar için de geçerli olabilir" şeklinde konuştu.
Çalışma, Environment International dergisinde yayınlandı.