Bilim insanları, genetik kökenli, daha önce bilinmeyen bir nörogelişimsel bozukluk tespit etti. Bu keşif, dünya genelinde binlerce çocuk ve ailesi için yeni tanı imkanları sunuyor.
Bu bozukluğa, RNU2-2 genindeki bir mutasyon neden oluyor. Mutaasyonun çekinik olması, yani aktifleşmesi için her iki ebeveynden de miras alınması gerektiği anlamına geliyor. Ayrıca, genin kendisi protein üretmeyen, yani kodlamayan bir yapıya sahip; bunun yerine hücrelerde daha dolaylı bir rol üstleniyor.
Bu iki özellik – çekinik ve kodlamayan yapı – nörogelişimsel bozukluğun neden bu kadar uzun süre gözden kaçtığını açıklıyor. Bilim insanları genellikle bu tür sağlık sorunlarının kaynağı için DNA'mızın bu bölgelerine odaklanmıyorlar.
Bu keşfin arkasındaki uluslararası araştırma ekibi, genin baskın bir mutasyonunun daha önce şiddetli bir beyin bozukluğuna ve belirgin epilepsiye neden olduğunun bulunmasının ardından RNU2-2 genini daha detaylı incelemek istedi. Yeni keşfedilen gelişimsel bozukluk, bu önceden bilinen duruma göre daha yaygın.
Keşfi yapan araştırmacılardan birisi, "Bu buluşumuz, ailelere uzun zamandır bekledikleri şeyi sunuyor: çocuklarının durumuna dair net bir moleküler açıklama," diyor. "Birçok aile için bu netlik, uzun ve belirsiz bir tanı yolculuğunun ardından derin anlamlar taşıyabilir. Aynı zamanda, araştırma camiasına gelecekteki tedavileri yönlendirecek somut bir biyolojik hedef veriyor."
ReNU2 sendromu olarak adlandırılan bu bozukluk, RNU2-2 geni tarafından kodlanan U2-2 RNA molekülünün eksikliğinden kaynaklanıyor. Ebeveynler, mutasyona uğramış genin bir kopyasını taşıyabilir ve etkilenmeyebilirler. Ancak, iki mutasyona uğramış kopya bir araya geldiğinde, durum ortaya çıkıyor.
ReNU2 sendromunun, bilinen genetik nedeni olan çekinik nörogelişimsel bozukluk vakalarının yaklaşık yüzde 10'unu oluşturabileceği tahmin ediliyor. Bu durum, gelişimsel gecikmeler, sınırlı konuşma yeteneği ve düşük kas tonusu şeklinde kendini gösterebilir.
Öğrenme güçlükleri belirgin olabilir, ayrıca otizm ile paylaşılan özellikler ve yürüme veya diğer hareket türlerinde sorunlar görülebilir. Epilepsi, solunum veya beslenme sorunları da bu duruma eşlik edebilir, ancak her çocukta farklı etkiler görülebiliyor.
Araştırmacılar, ReNU2 sendromunu, iki sağlık araştırma veritabanından alınan 110.009 bireysel genom kaydını analiz ederek ve nörogelişimsel bozukluğu olan 14.805 akraba olmayan bireyi, bozukluğu olmayan 52.861 bireyle karşılaştırarak belirledi.
Ardından, bu bozukluklarla ilişkili kodlamayan genleri tespit etmek ve popülasyonda ReNU2 sendromuna sahip olabilecek kişi sayısını tahmin etmek için istatistiksel algoritmalar kullanıldı. Bulgular daha sonra seçilen hastalarda kan testleri ile doğrulandı.
Bir başka uzman, "Bu buluş, bu tür varyantların şaşırtıcı derecede yüksek bolluğu nedeniyle bir atılım olarak kabul edilebilir; şiddetli nörogelişimsel bozukluklara neden olan bir sonraki çekinik mutasyondan üç katından fazla," diyor. "Bu bulgu, kodlamayan genlerin hastalık için sıcak noktalar olduğunu ve hastalığın genetik temellerini arayışımızda daha fazla dikkat çekmeyi hak ettiğini gösterdiği için genel tıbbi önem taşıyor."
Bu araştırma, bozukluğa sahip kişilere ve ailelerine tanı açısından netlik kazandırmasının yanı sıra, durumun günümüzde nasıl yönetilebileceğini ve hatta gelecekte nasıl önlenebileceğini anlamak için de hayati önem taşıyor.
Ancak hala birçok zorluk mevcut: ReNU2 sendromundan etkilenen beyne ve hücrelere ilaç ulaştırmak zor olacaktır ve bozukluğun doğumdan itibaren kalıtıldığı göz önüne alındığında, geriye dönük olarak tedavi edilip edilemeyeceği belirsizdir.
Araştırmacılardan biri, "Resesif ReNU2 sendromu için henüz spesifik bir tedavi mevcut olmasa da, bozukluğun U2-2 RNA kaybından kaynaklandığını anlamak, gelecekte potansiyel gen değişimi stratejilerine işaret ediyor," diyor.
Bu araştırma, Nature Genetics dergisinde yayımlandı.