Ara

Epilepsinin Bilinmeyen Katili: ‘Zombi’ Hücreler Ortaya Çıktı!

Beyindeki 'ölümsüz' hücrelerin yok edilmesi, yaygın bir epilepsi türünde rahatlama sağlayabilir. Yeni bir laboratuvar çalışması, bu tür hücrelerin epilepsi gelişiminde rol oynayabileceğini gösteriyor.

Bilim dünyasının önemli yayınlarından biri olan Annals of Neurology'de yayımlanan araştırmada, epilepsi modellerinde hasarlı ancak ölümü geciken beyin hücrelerinin temizlenmesinin, farelerin hafızasını iyileştirdiği ve nöbet sayısını azalttığı belirtildi. Çalışma, küresel olarak yaklaşık 50 milyon kişiyi etkileyen en yaygın nöbet bozukluğu olan temporal lob epilepsisine (TLE) odaklandı.

Bulgular, TLE için ilk kez hastalığın kök nedenlerine etki edecek ilaçların geliştirilmesine yardımcı olabilir. Mevcut antiepileptik ilaçlar nöbetlerin sıklığını ve şiddetini azaltsa da temel nedeni ortadan kaldırmıyor. İlaçlardan yeterince fayda göremeyen hastalar ise beyin cerrahisi veya sinir uyarıcı cihazlara ihtiyaç duyabiliyor.

'Zombileri' Avlamak

TLE, kafa travması veya enfeksiyon sonrası ortaya çıkabilir, nadiren genetik nedenlere de bağlı olabilir. Ancak bu faktörlerin nöbetler ve hafıza kaybıyla tam olarak nasıl ilişkilendirildiği henüz net değil.

Bu noktada, 'zombileşmiş' hücrelerin epilepsideki rolü üzerine yeni bir fikir ortaya atıldı.

Hücreler hasar gördüğünde genellikle programlanmış hücre ölümüne girerek kendiliğinden yok olurlar. Ancak bazı hücreler, sağlıklı hücreler gibi bölünmeyi bırakıp ölümü reddettikleri senesans (yaşlanma) adı verilen bir aşamaya geçer.

Araştırmanın yazarlarından, epilepsinin beyin hücrelerinin ilk başlangıcındaki davranışlarına benzer şekilde davrandığını gözlemledi. Hem bu 'zombi' hücreler hem de epilepsi öncesi beyin bölgeleri, fibrozis adı verilen doku yara izi geliştiriyor. Yeni makalelerinde, senesan hücrelerin beyinden temizlenmesinin TLE belirtilerini değiştirip değiştiremeyeceğini sorguladılar.

Ekip, ilk olarak TLE'den etkilenen beyinlerde senesans belirtilerini araştırdı. TLE hastalarının beyinlerinden nöbetleri azaltmak amacıyla çıkarılan bazı doku örnekleri incelendi. Bilim insanları, bu doku örneklerini TLE'si olmayan bireylerden alınan otopsi örnekleriyle karşılaştırdı. TLE grubunda, yaş ortalaması daha yüksek olmasına rağmen, senesan hücrelerin ortalama beş kat daha fazla olduğu görüldü.

Ardından, TLE'li fare modellerinde, bu hayvanların beyinlerinde de seizure olmayan farelere göre daha fazla senesans belirtisi olduğu gösterildi. Bu senesans belirtileri en güçlü şekilde mikroglialar ile ilişkilendirildi. Mikroglialar, beynin bağışıklık sisteminin bir parçasını oluşturan hücrelerdir. Fonksiyon bozukluğu olan mikrogliaların, demans dahil olmak üzere birçok beyin hastalığıyla giderek daha fazla ilişkilendirildiği biliniyor.

Ekip daha sonra farelerdeki senesan hücreleri temizlemeyi denedi. Farelere, lösemi tedavisinde kullanılan dasatinib ve bitkisel anti-inflamatuar kuersetin kombinasyonu verildi. Bu kombinasyonun, önceki araştırmalarda senesan hücre sayısını azalttığı defalarca gösterilmişti ve senolitikler olarak biliniyor.

Senolitik etkileri ilk belirleyen bilim insanlarından biri, bu iki bileşiğin senesan hücrelerin normal hücre ölümüne direndiği yolları hedeflediğini belirtti. Dasatinib, bazı kanser türlerinin tedavisinde onaylanmışken, kuersetin ise gıda takviyesi olarak kullanılıyor ve insan kullanımı için güvenli kabul ediliyor. Bu tedavi kombinasyonunun insanlar üzerinde senolitik olarak etkinliğini değerlendirmek için klinik deneyler gerekecektir.

Duyarlı Bir Denge

Bu ikili tedavi, farelerdeki çeşitli semptomları iyileştirdi. Farelerin hafıza fonksiyonları normale döndürüldü ve nöbetleri önemli ölçüde azaldı. Hatta bazı hayvanların hiç nöbet geçirmesi engellendi, bu da tedavinin hastalığı modifiye edici bir yaklaşım olduğunu gösteriyor.

Ayrı bir deneyde, araştırmacılar TLE'li farelerdeki hem sağlıklı hem de senesan mikrogliaları tamamen ortadan kaldırmayı denedi. Bu geniş çaplı müdahale hayvanlara yardımcı olmadı, çünkü senesan hücreler bu geniş spektrumlu tedaviye dirençli çıktı.

Sağlıklı mikrogliaların büyük bir kısmının yok edildiği ve senesan mikrogliaların kaldığı görüldü. Önceki çalışmalar, mikrogliaların epilepside hem zarar verici hem de koruyucu rolleri olabileceğini öne sürüyordu. Az sayıda senesan hücrenin, daha büyük sağlıklı mikroglia popülasyonuna karşı çalışmasının bu tutarsızlığı açıklayabileceği düşünülüyor. Bu durum, mikrogliaları hedefleyen herhangi bir tedavinin dikkatli bir şekilde senesan olanları hedeflemesi gerektiğini de gösteriyor.

Gelecekteki araştırmalar, TLE için potansiyel senolitik tedavilerin en uygun zamanlamasını belirlemeye odaklanacak. Örneğin, kafa travması yaşandıktan hemen sonra mı, yoksa bir hafta veya ay sonra mı uygulamanın daha etkili olacağı araştırılacak.

Senesans ve diğer yaşlanmayla ilişkili süreçleri hedeflemenin birçok farklı durumda fayda sağlayabileceği belirtiliyor. Ancak, kamuoyunun ticari olarak satılan ve senolitik olduğu iddia edilen takviyeler yerine resmi klinik denemelerin sonuçlarını beklemesi gerektiği vurgulanıyor. Bu takviyeler, etiketlerinde belirtilmeyen bileşenler içerebilir veya tehlikeli derecede yüksek konsantrasyonlarda aktif madde barındırabilir. Amerika Birleşik Devletleri'nde takviyeler, ilaçlar kadar sıkı güvenlik, etkinlik ve kalite testlerinden geçmez, bu nedenle iddiaları genellikle test edilmemiş veya yetersiz test edilmiştir.

Neyse ki, çeşitli senolitik türlerini inceleyen klinik deneyler şu anda devam ediyor. Ön çalışmalar, senolitiklerin hastalığı geciktirebileceği veya önleyebileceği yaklaşık 60-70 farklı durum belirledi. Bu alanda heyecan verici gelişmelerin yaşanacağı öngörülüyor.

Önceki Haber
Arknights: Endfield Çıkışına 35 Milyon Oyuncuyla Hazırlanıyor!
Sıradaki Haber
TSMC'den Çığır Açan Açıklama: Yapay Zeka Talebi 'Sonsuz'!

Benzer Haberler: