Günümüzde yaşamın var olduğu Dünya gezegeninin, bundan 4 milyar yıl önce, yaklaşık Mars büyüklüğünde bir gök cismiyle yaşadığı şiddetli çarpışma sayesinde hayat için gerekli hammaddeleri kazandığına dair yeni bir araştırma ortaya kondu. Bu çarpışmanın, Ay'ın oluşumuna yol açan parçaları da ortaya çıkardığı uzun süredir teoriler arasında yer alıyordu.
Bilim insanları, yaptıkları yeni bir çalışmada, bu dev çarpışmanın, yaşamın temel yapı taşları olan bazı elementleri Dünya'ya getirdiğini belirtiyor. Araştırmanın baş yazarı, Dünya'ya çarpan 'Theia' adı verilen bu gök cisminin Güneş Sistemi'nin daha uzak bir noktasından geldiğini ve yaşamın oluşumu için kritik öneme sahip, buharlaşabilen uçucu maddeler (volatil) açısından zengin olduğunu ifade ediyor.
Uçucu maddeler, hidrojeni ve karbon gibi kolayca buharlaşabilen ancak aynı zamanda yaşamın temelini oluşturan kimyasal bileşiklerdir. Güneş'e yakın bölgelerdeki yüksek sıcaklıklar, bu maddelerin yoğunlaşmasını engelleyerek gaz halinde kalmalarına neden olmuştur. Ancak Güneş'ten uzaklaştıkça, Jüpiter ve Satürn gibi gaz devleri ile kuyruklu yıldızlar ve asteroitlerde bol miktarda bu uçucu maddelerden bulunur. Theia'nın Dünya'ya getirdiği bu maddelerin, yaşam için gerekli olan temel malzemeler olduğu düşünülüyor.
Araştırmacılar, çalışmada kimyasal bir model kullanarak meteorlardan ve Dünya'daki kayaçlardan elde edilen izotopları incelediler. Özellikle, erken Güneş Sistemi'nde var olan ve milyonlarca yıl boyunca kromiyuma dönüşen manganez izotopunun radyoaktif bozunmasını takip ederek, Dünya'nın oluşumunun ilk 15 milyon yıllık sürecini hassas bir şekilde belirlediler.
Dünya'da yaşamın nasıl başladığı ve milyarlarca yıl boyunca nasıl sürdüğü karmaşık bir soru. Ancak erken Güneş Sistemi'ne dair yapılan bu incelemeler, araştırmacılara bazı ipuçları sunuyor. Dünya ve çevresindeki gezegenlerin (Merkür, Venüs ve Mars) ilk 3 milyon yıl içinde gaz ve toz alışverişi yoluyla hızla değiştiği belirtiliyor. Ancak bu alışveriş süreci, ilk kayaç ve gaz gezegenlerinin Güneş Sistemi'ndeki serbest maddeyi büyük ölçüde kullanmasıyla yaklaşık 3 milyon yıl sonra durdu. Güneş'e daha yakın olan gezegenler, daha yüksek sıcaklıklar nedeniyle uçucu elementler açısından daha fakir hale gelmişti.
Bu durum, Dünya'daki uçucu maddelerin, yaklaşık 4.5 milyar yıl önce gezegenimizle çarpışan Theia gibi büyük bir kaynaktan gelmiş olması gerektiğini gösteriyor. Theia'nın, Güneş'ten uzakta oluşan ve karbon ile organik bileşikler açısından zengin, taşlı bir malzeme türü olan kondrit olduğu varsayılıyor.
Bu bulguların daha geniş bir çıkarımı ise, Dünya benzeri ötegezegenlerde yaşamın oluşmasının zor olabileceğidir. Çünkü uçucu maddelerin büyük çoğunluğunun Güneş Sistemi'nin farklı bir bölgesinde oluştuğu düşünülüyor. Bu durum, evrende yaşamın desteklenebilirliğinin hiç de garanti olmadığını ortaya koyuyor.
Yapılan diğer bir araştırmada ise, Theia'nın gezegenimize bol miktarda su getirdiği ve hala Dünya'nın manto katmanında görünebildiği öne sürülüyor. Bu manto suyu, jeologlar için bir muamma oluşturuyor çünkü su, Dünya mantosunda bulunan maddelere göre daha az yoğun olduğu için kabuğa veya okyanuslara ulaşması beklenirdi. Simülasyon tabanlı bu çalışma, Theia'nın Dünya'nın mantosundaki suyun büyük bir kısmını getirdiğini ve bu suyun yüzeye ulaşması için henüz zamanın yeterli olmadığını gösteriyor.