Kelime seçimi, duygu aktarımından anlaşma şartlarının açıklanmasına kadar her türlü iletişimde büyük önem taşır. Ancak dijital içerik dünyasında bu durum bazen karmaşıklaşabiliyor.
Piyasada bir ürünü "satın almak" denince, genellikle o ürünün veya hizmetin sahipliğinin para karşılığında elde edildiği anlaşılır. Fakat dijital içerikler söz konusu olduğunda durum biraz farklı. Amazon Prime Video gibi platformlarda müşterilere bir içeriği birkaç günlüğüne "kiralamak" ya da "satın almak" gibi seçenekler sunuluyor. Bazı kullanıcılar "satın alma" seçeneğini tercih ettiklerinde, içeriği süresiz olarak izleyebileceklerini düşünebilir. Ancak bu "satın almalar" aslında, dijital platformun içeriği dağıtma hakkına sahip olduğu sürece geçerli olan uzun süreli lisanslar anlamına geliyor. Bu süre, işlemin ardından yıllar, aylar veya günler olabilir.
Amazon Prime Video'ya karşı yakın zamanda açılan bir dava, bu uygulamayı sorguluyor ve yayın platformunun, uzun süreli kiralamaları satın alma olarak etiketleyerek müşterilerini yanlış yönlendirdiği iddia ediliyor. Bu davanın sonucu, dijital içeriklerin sunumunda önemli değişikliklere yol açabilir.
Amazon Prime Video'ya Yeni Dava
21 Ağustos'ta Lisa Reingold, Amerika Birleşik Devletleri Kaliforniya Doğu Bölgesi Mahkemesi'nde Amazon'a karşı "yanıltıcı ve aldatıcı reklamcılık" suçlamasıyla toplu dava niteliğinde bir şikayette bulundu. Şikayette, Prime Video'nun kullanım koşullarına atıfta bulunularak, fiziksel bir mağazadan film satın almakla Prime Video'dan satın almak arasındaki fark vurgulanıyor. Fiziksel bir DVD satın alan bir kişinin filmi on yıl sonra da izleyebileceği, ancak Prime Video'dan yapılan bir satın alma durumunda bu garantinin olmadığı belirtiliyor. Prime Video'nun, içeriği kaldırabileceği veya daha kısa bir versiyonuyla değiştirebileceği ifade ediliyor.
Amazon Daha Önce de Bu Durumla Karşılaştı
Daha önce de benzer bir şikayet gündeme gelmişti. 2020 yılında Amanda Caudel, aynı mahkemede Amazon'a karşı açtığı davada, Amazon'un "video içeriğine erişimi ve kullanımını her zaman feshetme hakkını saklı tuttuğunu ve bunu birçok kez yaptığını, bu da tüketicilerin satın aldıkları video içeriğinden yararlanamamalarına neden olduğunu" savunmuştu. Ancak Caudel'in davası, davacının "dava ehliyetinin bulunmadığı" gerekçesiyle 2021'de reddedilmişti.
Kaliforniya Yasası Tartışmayı Yeniden Alevlendirdi
Yıllar önceki benzer davaların reddedilmesine rağmen, Reingold'un şikayetinin daha güçlü bir zemini var. Bunun nedeni, Ocak ayında yürürlüğe giren ve "makul bir kişinin dijital ürüne kısıtlanmamış bir sahiplik hakkı kazandığı şeklinde anlayacağı 'satın al', 'edinim' veya benzeri ifadelerle ya da süreli kiralama seçeneğiyle birlikte bir dijital ürünün satılmasını yasaklayan" bir Kaliforniya yasası.
Bu yasa, dijital içerik sağlayıcılarının bazı durumlarda "satın al" gibi kelimeler kullanmasına izin veriyor. Örneğin, işlem sırasında müşteriden dijital içeriğe erişim lisansı aldığına dair onay alındıysa, lisansın tüm koşulları eksiksiz bir şekilde iletildiyse ve bu erişimin "tek taraflı olarak iptal edilebileceği" bilgisi paylaşıldıysa bu mümkün. Ayrıca, satıcı, işlemden önce "dijital ürünü 'satın almanın' veya 'edinmenin' bir lisans olduğu" şeklinde açık ve anlaşılır bir ifade sunması ve kullanım şartlarına çevrimiçi erişim sağlaması halinde de bu kelimeleri kullanabilir.
Kaliforniya mevzuatı, Reingold'un davasını güçlendiriyor. Davanın, küçük puntolarla yazılan ve uzun kullanım koşullarının yeterli ve etkili bir iletişim olup olmadığına odaklanması bekleniyor. Reingold'un şikayetinde, Prime Video'nun "satın al" butonlarının altında ilgili bilgilerin yer aldığı ancak bu bilginin "satın al filmi" butonunun çok altında, sayfanın en sonunda ve kullanıcının "satın al"ı tıkladıktan sonra görülebildiği belirtiliyor. Şikayette, bunun "satın alınan şeyin dijital ürüne erişim için iptal edilebilir bir lisans olduğu konusunda açık ve anlaşılır bir bildirim standardını karşılamadığı" ifade ediliyor.
Konuyla ilgili görüş bildiren bir tüketici avukatı, Amazon'un kelime seçimlerinin dikkat çekici olduğunu ve davacının şansının yüksek olduğunu belirtiyor. Bir üniversite profesörü ise, kullanıcıların filmi süresiz olarak "sahip olduklarına" dair bir gösterge verildiğini ve film kaldırıldığında zarar gördüklerini kanıtlamaları gerektiğini söylüyor. Profesör, dijital ürünlerin lisanslandığının ve fiziksel ürünler gibi kullanılamayacağının bilindiğini ve Amazon'un yanlış bilgi verip vermediğinin kanıtlanması gerektiğini ekliyor.
Avukat, satın alınan içeriğin kullanıcılardan kaldırılması durumunda bu tür şikayetlerin daha güçlü olabileceğini de sözlerine ekliyor.
İletişimde Kopukluk
Prime Video'ya karşı açılan bu iki dava, dijital içeriklere para ödeyen kişiler arasındaki anlayış boşluklarını gözler önüne seriyor. Her iki dava da, yayın sektörünün dijital içerik işlemlerini nasıl sunduğuna dair potansiyel değişikliklere katkıda bulunabilir. Prime Video hedefte olsa da, YouTube gibi diğer yayın şirketleri de dijital içerikler için uzun süreli lisans satarken "satın al" kelimesini kullanıyor.
Yayınlar artık televizyon izlemenin en popüler yolu olsa da, birçok kişi ne satın aldığının tam olarak farkında değil. Reingold'un davasının da belirttiği gibi, yayın döneminde içerik için ödeme yapmak, fiziksel mağazalardan medya satın almaktan farklıdır. Fiziksel medya, içeriğin izlenmesi üzerindeki kontrolü yıllarca sürdürür. Ancak, medyayı bir mağazadan fiziksel olarak edinmeniz, saklamanız ve oynatmak için gerekli donanım ve/veya yazılıma sahip olmanız gerekir. Yayın hizmetleri, "satın alınan" içeriği toplu olarak müşterilerden kaldırabilir, ancak aynı zamanda çok daha geniş bir kütüphaneye erişim sunar ve çoğumuzun sahip olduğu teknolojiyle (TV ve internet gibi) anında izlenebilir.
Medya dağıtımının en iyi yaklaşımı konusunda bir tartışma yapılabilir. Daha net olan ise, dijital içerik sağlayıcılarının müşterilere içeriğe erişim için ödeme yaptıklarını ve bu erişimin herhangi bir zamanda geri alınabileceğini tam olarak anlamalarını sağlamaktaki başarısızlıklarıdır.
Müşterilere net bir şekilde bilgi veren düşünceli kelime seçimlerinin savunulabileceği bir nokta var. Amazon'a, Prime Video'daki kelime seçimlerini değiştirmeyi düşünüp düşünmediği sorulduğunda yanıt alınamadı.