Dünyanın en büyük kara temelli optik teleskoplarını inşa etme yarışı hız kazanıyor. Bu alanda öne çıkan projelerden biri olan Giant Magellan Telescope (GMT), evrene dair anlayışımızı derinleştirmek için önemli bir adım atmaya hazırlanıyor. Yaklaşık yirmi yıl önce, gökbilimciler mevcut 10 metrelik teleskoplardan 30 metre çapında devasa bir atılım sağlayacak yeni nesil bir optik teleskobun geliştirilmesi gerektiğini belirtmişlerdi. Bu büyüklük artışı, astronomların evrende çok daha uzağa bakmalarını ve dolayısıyla zamanın derinliklerine doğru daha net bir görüş elde etmelerini sağlayacaktı.
Zamanla bu devasa projelerin gelişimi farklı hızlarda ilerledi. Hawaii'de inşa edilmesi planlanan ve 30 metre çapında olması öngörülen Thirty Meter Telescope (TMT) projesi, yerel protestolar nedeniyle gecikmeler yaşadı. Hatta ABD Ulusal Bilim Vakfı'nın bu projeye verdiği desteği çekerek Giant Magellan Telescope'a yönelmesi, TMT'nin geleceği hakkında soru işaretleri yarattı. Öte yandan, Avrupa'daki European Extremely Large Telescope (ELT) projesi 39.5 metrelik çapıyla daha hızlı ilerliyor ve 2029'da ilk ışıklarını alması bekleniyor.
Bu gelişmeler ışığında, 25.4 metrelik çapa sahip olan Giant Magellan Telescope, ABD merkezli astronomi alanında rekabet gücünü korumak için en iyi seçenek olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 2 milyar dolarlık bir bütçeye sahip olan GMT, başlangıçta daha erken tamamlanması hedeflense de, finansman ve teknolojik zorluklarla karşılaştı. Ancak projenin yeni başkanı ve Teksas Üniversitesi'nden gökbilimci Dan Jaffe ile yapılan görüşmeler, projenin ilerleyişi hakkında umut verici bilgiler sundu.
Dan Jaffe'ye göre, GMT dünyanın en önde gelen yeni nesil optik kızılötesi teleskoplarından biri olacak. Bu teleskop, ABD'li astronomi topluluğuna, öğrencileri bilim ve mühendislik alanlarına yönlendirecek, yeni bilgilerle insan deneyimini zenginleştirecek bir erişim sağlayacak. Jaffe, projenin büyüklüğü, karmaşıklığı ve benzersizliği nedeniyle zaman aldığını belirtiyor. Bu büyüklük ve hassasiyeti sağlamak için büyük miktarda teknoloji gerekiyor ve bu da maliyeti artırıyor. Şu ana kadar proje için gereken paranın yaklaşık yarısı toplandı ve en zorlu kısımların çoğu inşaat veya prototip aşamasında ilerliyor. Teleskop için gerekli olan yedi aynanın tamamı dökülmüş ve birkaçı şimdiden tamamlanmış durumda.
Şili'nin Atacama Çölü'ndeki teleskop sahası hakkında konuşan Jaffe, zeminin hazırlandığını, alanın kazıldığını ve gerekli altyapıların kurulduğunu belirtti. Sahayı, projenin diğer bileşenlerinin tamamlanmasını bekleyen bir durumda olarak tanımladı.
Avrupa'daki teleskopun daha erken tamamlanması durumunda GMT'nin bilimsel keşiflerden geri kalıp kalmayacağı sorusuna Jaffe, bu teleskopların birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğunu vurguladı. Keşiflerin yalnızca camın kendisiyle değil, arkasına yerleştirilen enstrümanların yetenekleriyle de ilgili olduğunu belirtti. Bu ölçekteki teleskoplarla birçok keşfin yapılabileceğini ve diğer projelerle birlikte gökbilimciler için heyecan verici bir dönem yaşanacağını öngörüyor. Jaffe ayrıca, son dönemde MIT ve Northwestern üniversitelerinin de konsorsiyuma katılmasıyla topluluklarının büyüdüğünü ve inovasyon potansiyelinin arttığını ekledi.
Mega uydu takımyıldızlarının gözlemleri üzerindeki olası etkileri hakkında ise Jaffe, astronomların her zaman uydu, yüksek enerjili parçacıklar ve elektronik gürültü gibi istenmeyen sinyalleri yönetmek zorunda kaldığını hatırlattı. Bu sorunların, iyi test edilmiş gözlem stratejileri ve veri işleme teknikleriyle büyük ölçüde azaltılabileceğini belirtti. Uyduların, geniş alanları tarayan ve görüntüleme odaklı teleskoplar için daha sorunlu olduğunu, ancak GMT'nin daha dar alanlara odaklanan spektroskopiye ağırlık vereceği için daha az etkileneceğini açıkladı. Astronomi topluluğunun uydu operatörleriyle işbirliği yaparak uydu parlaklığını ve irtifasını değiştirme gibi yöntemlerle etkileri azaltmaya çalıştığını da sözlerine ekledi.
En çok neyi gözlemlemek istediği sorulduğunda Jaffe, kendi ilgi alanının gezegen sistemlerinin nasıl oluştuğunu ve evrimleştiğini incelemek olduğunu söyledi. GMT'nin, özellikle gezegenlerin yapısı, atmosferleri ve sıcaklıkları hakkında daha detaylı bilgi edinme olanağı sunarak, keşif aşamasından araştırma aşamasına geçişi sağlayacağını belirtti.
Gelecekteki gözlemlerle ilgili olarak Jaffe, yeni nesil kara temelli gözlemevlerinin uzay teleskoplarıyla nasıl tamamlanabileceği sorusuna da değindi. Uzay teleskoplarının, yerden görülemeyen morötesi ve X-ışınları gibi dalga boylarını inceleme imkanı sunduğunu ve sürekli gözlem yapma yetenekleriyle yer tabanlı astronomiye katkı sağladığını belirtti. Ayrıca, James Webb Uzay Teleskobu'ndan elde edilen verilerin GMT ile daha detaylı incelenebileceğini ve GMT'nin de yeni uzay deneyimleri için ilham kaynağı olacağını öngördü.