Ara

Bilim İnsanlarından Şok Gelişme: Her Damarda Mikroplastik Tespit Edildi!

Vücudumuzun çeşitli bölgelerinde, hatta kemiklerimizde ve beynimizde dahi mikroplastiklerin bulunması, bu maddelerin vücudumuza girip girmediği sorusundan çok, problemin ne kadar ciddi olduğu sorusunu akla getiriyor.

Çin'deki Capital Medical University'den araştırmacıların öncülük ettiği ve 2024 yılında Journal of Hazardous Materials dergisinde yayımlanan çalışmalarına göre, vücudumuzdaki kanı taşıyan damarlar da mikroplastiklerin sinsi ilerleyişinden nasibini almış durumda.

Cerrahi operasyonlar sırasında alınan 17 insan atardamar örneği incelendiğinde, araştırmacılar tüm örneklerde mikroplastiklere rastladı. Hatta bu oran, kandaki mikroplastik oranlarından daha yüksekti.

Bu durum, insan sağlığı için ciddi bir endişe kaynağı oluşturuyor. Zira mikroplastiklerin daha önce fareler üzerinde yapılan çalışmalarda damar sertliği (ateroskleroz) ile ilişkilendirildiği biliniyor. Damar sertliği, yağ plaklarının birikmesiyle damarların daralmasıdır ve kalp krizi ile inme riskini artırabilir.

Araştırmacılar yayımladıkları makalede, "Koroner, karotis ve aort atardamarları dahil olmak üzere üç tür atardamar örneğinde mikroplastik tespit ettik" ifadesini kullandı.

Araştırmacılar, tehlikeli yağ plakları içeren atardamarlarda (koroner ve karotis atardamarı örnekleri) plak içermeyenlere (aort atardamarı örnekleri) göre yaklaşık iki kat daha fazla mikroplastik bulunduğunu tespit etti. Bu durum, mikroplastikler ile kalp ve damar hastalıkları arasında potansiyel bir bağlantıya işaret ediyor.

Ancak bu bulgunun dikkatle ele alınması ve gelecekteki çalışmalarda test edilmesi gerekiyor. Farklı atardamar türlerindeki mikroplastik seviyelerindeki farklılıklar, bu sonuçları etkilemiş olabilir.

Mikroplastiklerin vücuda nasıl zarar verebileceği ve bu zararın boyutu hala araştırmacıların üzerinde çalıştığı konular. Ancak mikroskobik sentetik madde parçacıklarının biyolojik sistemlerimize karışmasının iyi bir durum olmadığı aşikar.

Araştırmacılar, "Mikroplastikler oksidatif strese ve hücresel hasara neden olabilir, enerji ve lipid metabolizmasını bozabilir ve hayvan çalışmalarından elde edilen çeşitli kanıtlara göre bağışıklık-inflamatuar yanıtları tetikleyebilir" şeklinde belirtiyor.

Bu mikroplastiklerin vücuda nasıl girdiği de hala açık bir soru. Muhtemelen birden fazla giriş yolu mevcut. Gıda ve içecek yoluyla alınması ve doğrudan havadan solunması gibi yolların önemli bir rol oynaması muhtemel.

Bu kaynaklardan hücrelere veya hücreler arasına sızarak kan dolaşımına ve oradan da atardamarlara ulaşabilirler.

Tespit edilen plastik türlerinin başında, örneklerin %73.7'sini oluşturan polietilen tereftalat (PET) geliyor. Bu plastik, su şişeleri, gıda ambalajları ve giysilerde yaygın olarak kullanılıyor.

Araştırmacılar, "Atardamar örneklerindeki mikroplastiklerin oranı, insan maruziyetinin sıklığı ile ilişkili olabilir ve bu durum daha fazla araştırılmayı hak ediyor" diyor.

2024 yılında The New England Journal of Medicine dergisinde yayımlanan ayrı bir çalışma da benzer bulgulara ulaştı. 257 hasta 34 ay boyunca takip edildi ve hastaların yaklaşık %60'ının atardamar plaklarında ölçülebilir miktarda polietilen bulunduğu saptandı.

Journal of Hazardous Materials'daki çalışmanın aksine, bu çalışmada katılımcılar zaman içinde takip edildi ve daha yüksek mikroplastik seviyeleri ile inme ve kalp krizi olasılığının artması arasında bir ilişki gözlemlendi.

Olası birçok farklı faktörün etkili olabileceği göz önüne alındığında, atardamarlardaki mikroplastikler ile kalp ve damar hastalıkları arasında doğrudan bir bağlantıyı henüz kesin olarak kuramıyoruz. Ancak kanıtlar giderek artıyor.

Günümüz dünyasında plastiklerden neredeyse kaçınılmaz olarak uzak durulamadığı düşünüldüğünde, bu maddelerin vücudumuza nasıl girdiğine ve orada ne yaptığına dair daha fazla bilgiye acilen ihtiyaç duyuluyor.

Araştırmacılar, "Bu çalışma, mikroplastiklerin insan kardiyovasküler sağlığı üzerindeki potansiyel tehlike değerlendirmeleri için değerli veriler sunmaktadır" diyor.

Gelecekte, atardamarlardaki mikroplastiklerin kaynaklarının belirlenmesi, dağılım modellerinin araştırılması ve en önemlisi, bu mikroplastiklerin insan sağlığı, özellikle de atardamar hastalıkları üzerindeki etkilerinin netleştirilmesi gerekiyor.

Önceki Haber
Çin'den Yapay Zeka Yarışına Bomba: Hafıza Bant Genişliğinde NVIDIA'yı İkiye Katladı!
Sıradaki Haber
Apple'dan Yeni Hamle: Cihazlar Artık Günlük Birkaç Lira ile Sizin Olacak!

Benzer Haberler: