Ara

Beynimiz ‘Sen’i Nasıl Tanımlıyor? Alfa Dalgaları ve Beden Sahiplenmesi Arasındaki Bağ Keşfedildi!

Sınırları nerede çiziyoruz? 'Sen' nerede bitiyor, dış dünya nerede başlıyor? Bu sorular basit gibi görünse de, beynimiz bu ayrımı yapmak için oldukça karmaşık süreçlerden geçiyor. Son araştırmalar, beynin belirli bir bölgesindeki alfa dalgalarının, beden sahiplenmesi hissiyle doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koydu.

Yapılan yeni deneylerde, gönüllüler 'kauçuk el illüzyonu' adı verilen bir deneye tabi tutuldu. Bu deney sırasında katılımcıların beyin aktivitesi izlendi ve uyarılıp, bu müdahalelerin nasıl bir etki yarattığı incelendi. Kauçuk el illüzyonu, katılımcının kendi elini gizleyip yerine bir kauçuk el koymayı içeriyor. Eğer gerçek el ve kauçuk el aynı anda ve aynı ritimde dokunulursa, kişi bu kauçuk elin kendi bedeninin bir parçası olduğu hissine kapılabiliyor.

Deneylerde kullanılan elektroensefalografi (EEG) ölçümleri, beden sahiplenmesi hissinin, bedeni haritalamaktan, duyusal girdileri işlemeye ve benlik algısı oluşturmaktan sorumlu olan paryetal korteksteki alfa dalgalarının frekansıyla ilişkili olduğunu gösterdi. Bu bulgular, beynimizin bedenimizle olan sürekli bağını oluşturan temel bir süreci anlamamıza yardımcı oluyor.

Yapılan testlerde, katılımcıların gerçek ve sahte ellerine eş zamanlı veya farklı zaman aralıklarında dokunuldu. Eş zamanlı dokunuşlarda, katılımcılar sahte elin bedenlerine ait olduğunu daha güçlü hissettiler. Dokunuşlar arasındaki zaman farkı arttıkça bu his zayıfladı. EEG ölçümleri ise, alfa dalgalarının frekansının, katılımcıların zaman gecikmelerini ne kadar iyi algıladıklarıyla korele olduğunu gösterdi. Daha hızlı alfa dalgalarına sahip olanlar, küçük zaman farklarını bile kolayca ayırt edebilirken, daha yavaş dalgalara sahip olanlar sahte eli kendi elleriymiş gibi hissetmeye daha yatkın oldular.

Araştırmacılar, bu dalgaların beden sahiplenmesi hissini gerçekten kontrol edip etmediğini anlamak için de bir dizi deney yaptı. Kişilerin alfa dalgalarının frekansını hızlandırıp yavaşlatan invaziv olmayan bir yöntem kullanıldığında, sahte elin ne kadar gerçek hissedildiği üzerinde doğrudan bir etki gözlemlendi. Alfa dalgalarını hızlandırmak, beden sahiplenmesi hissini güçlendirerek küçük zaman farklarına karşı hassasiyeti artırdı. Düşürmek ise tam tersi bir etki yaratarak, insanların kendi bedenleri ile dış dünya arasındaki farkı ayırt etmelerini zorlaştırdı.

Bu bulgular, beynin bedenimizden gelen sinyalleri nasıl birleştirerek tutarlı bir benlik algısı oluşturduğunu anlamamızda önemli bir adım. Elde edilen sonuçlar, şizofreni gibi beyin haritalamasının bozulduğu psikiyatrik durumların anlaşılmasına veya tedavi edilmesine ışık tutabilir. Ayrıca, fantom uzuv hissi yaşayan amputelerin deneyimleri veya daha gerçekçi protezler ile sanal gerçeklik araçlarının geliştirilmesi gibi alanlarda da yeni kapılar aralayabilir.

Önceki Haber
Yeni MacBook Pro'lar M5 Çipleriyle Geliyor: Lansman 2025'in İlk Yarısında Bekleniyor!
Sıradaki Haber
Okyanusun Derinliklerindeki Kayıp Şehir: Dünyada Eşi Benzeri Görülmemiş Bir Keşif

Benzer Haberler: