Her insan, doğduğu andan itibaren tamamen kendinden oluşmaz. Vücudumuzda, annemizden bize geçen, bizim olmayan ama bağışıklık sistemimizin yabancı olarak algılaması gereken milyonlarca hücre bulunuyor. Bu olağanüstü durum, bilim insanları tarafından yıllardır merak ediliyordu.
Nihayet, immünoloji uzmanları bu gizemi çözmeyi başardı. Hamilelik sırasında plasentadan fetüse geçen az sayıda maternal (anneye ait) bağışıklık hücresinin, bebeğin bağışıklık sistemini annenin hücrelerine karşı ömür boyu toleranslı olacak şekilde eğittiği ortaya çıktı.
Anne ve fetüs arasındaki hücre alışverişi, 50 yılı aşkın süredir bilinen bir olgu. Mikrokimerizm olarak adlandırılan bu durum, çift yönlü işliyor: Her hamilelik geçiren insan, fetüsünden hücreler barındırıyor ve aynı zamanda annesinden hücreler alıyor.
Bu kalıcı hücreler, bağışıklık sisteminin normalde yabancı hücrelere saldırdığı anlayışıyla bir çelişki oluşturuyordu. Cincinnati Çocuk Hastanesi Tıp Merkezi'nden pediatrik bulaşıcı hastalıklar uzmanı Sing Sing Way liderliğindeki bir ekip, bu yabancı maternal hücrelerin bağışıklık sistemini nasıl kontrol altında tuttuğunu ve fetüsün bağışıklık sistemini nasıl şekillendirdiğini anlamak için çalıştı.
Araştırmacılar, fareler üzerinde maternal mikrokimerizm üzerine çalışmalar yaptı. Bağışıklık hücreleri üzerinde belirli belirteçler ifade eden genetiği değiştirilmiş fareler kullanarak, bu hücreleri seçici olarak yok edip bağışıklık toleransının devam edip etmediğini incelediler.
Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu şuydu: Anneye ait bağışıklık hücrelerinin küçük bir alt kümesi, doğumdan çok uzun süre sonra bile vücutta kalıyordu. Bu hücrelerin, hem bağışıklık aktivitesiyle hem de bağışıklık sistemine her şeyin yolunda olduğunu bildiren düzenleyici T hücrelerinin artışıyla güçlü bir ilişkisi olduğu belirlendi.
Araştırmacılar, bu bulguyu doğrulamak için yavruda bulunan bu spesifik maternal hücreleri seçici olarak ortadan kaldırdı. Sonuçlar çarpıcıydı: Düzenleyici T hücreleri kayboldu ve maternal hücrelere karşı bağışıklık toleransı da ortadan kalktı.
Bu bulgular, ömür boyu süren maternal mikrokimerik hücrelere karşı toleransın, muhtemelen sadece çok küçük bir hücre alt kümesine bağlı olduğunu gösteriyor. Bu hücreler yok edildiğinde, bağışıklık sisteminde bir kaosun ortaya çıkması muhtemel. Ayrıca, bağışıklık toleransının sürekli ve aktif olarak sürdürülmesi gerektiğini, hamilelik sırasındaki tek seferlik bir olay olmadığını da ortaya koyuyor.
Bu heyecan verici keşif, mikrokimerizmin katkıda bulunabileceği çok çeşitli hastalık ve rahatsızlıkları daha iyi anlama yolunda önemli bir adım sunuyor. Araştırmacılar, bu hücreleri incelemek için geliştirdikleri yeni araçların, bilim insanlarına bu nadir hücrelerin ne yaptığını ve otoimmün hastalıklar, kanser ve nörolojik bozukluklar gibi çeşitli durumlarda nasıl çalıştığını kesin olarak belirlemelerinde yardımcı olacağını belirtiyor. Mikrokimerizmin giderek artan sayıda sağlık sorunuyla ilişkilendirildiği bu dönemde, bu çalışma nadir hücrelerin hastalığa neden olup olmadığını veya iyileşme sürecinin bir parçası olarak hasta dokularda daha fazla bulunup bulunmadığını araştırmaları için uyarlanabilir bir platform sunuyor.