Ara

Alışveriş ve Oyun Bağımlılığı: Ruh Sağlığı Uzmanları Tanımı Genişletmeyi Değerlendiriyor

Bağımlılık denince akla ilk gelen maddeler olsa da, son yıllarda kompulsif alışveriş ve aşırı oyun oynama gibi davranışsal bağımlılıklar da önemli bir gündem maddesi haline geldi. Ruh sağlığı uzmanları, bu tür davranışların bağımlılık olarak sınıflandırılıp sınıflandırılmaması gerektiğini tartışıyor ve psikiyatri dünyasının en önemli başvuru kaynağı olan Ruhsal Bozuklukların Tanımsal ve İstatistiksel El Kitabı'nın (DSM) gelecek baskısında bu tanımların genişletilip genişletilmeyeceği değerlendiriliyor.

Mevcut durumda DSM-5'te kumar bağımlılığı bir davranışsal bağımlılık olarak yer alıyor. Bununla birlikte, alkol, tütün, uyarıcılar, esrar ve opioidler gibi maddelere dayalı bağımlılıklar öne çıkıyor. Ancak yeni çalışmalar, kompulsif alışverişin de bir davranışsal bağımlılık olarak kabul edilebileceğini gösteriyor. Bu durum, aşırı oyun oynamak veya sürekli sosyal medya kullanımının da bağımlılık olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

Alışveriş Bağımlılığı Potansiyeli

Yapılan bir araştırmada, 241 Alman yetişkin arasında üç farklı alışveriş grubu incelendi. Bu gruplar arasında, patolojik bir alışveriş isteği olanlar ('kompulsif alıcılar'), reklamlar veya yaşam olayları gibi dış faktörlerden etkilenen 'riskli' veya dürtüsel alıcılar ve bilinçli, planlı alışveriş yapanlar yer aldı. Araştırmanın sonuçları, kompulsif alıcıların, bağımlılıkla ilişkilendirilen stres ve duygusal tatmin veya telafi amacıyla alışveriş yapma gibi ölçütlerde daha yüksek puanlar aldığını ortaya koydu. Ayrıca, diğer alışveriş gruplarına kıyasla daha düşük benlik saygısı, daha yüksek anksiyete ve depresyon belirtileri gösterdikleri belirlendi. Kompulsif alıcıların dürtüsellik düzeylerinin daha yüksek olduğu ve öz-kontrol becerilerini ölçen görevlerde daha zayıf performans gösterdikleri de gözlemlendi.

Bu bulgular, kompulsif alışverişin basit bir kötü alışkanlıktan daha fazlası olduğunu ve bir davranışsal bağımlılık olarak sınıflandırılması gerektiğini işaret ediyor. Ancak bu sınıflandırmanın yapılabilmesi için öncelikle bağımlılığın ne olduğu konusunda net bir tanıma ulaşılması gerekiyor.

Bağımlılık Tanımı Nasıl Yapılmalı?

Her yoğun alışkanlık bağımlılık olarak kabul edilmez. Bir davranışın bağımlılık olarak tanımlanabilmesi için, kişinin hayatını ne kadar aksattığına bakılır. Eğer bir davranış o kadar kapsayıcı ve takıntılı hale gelmişse ki, sosyal, mesleki veya eğitimsel alanlarda işlevsellikte bozulmalara yol açıyorsa, o zaman bir bağımlılıktan söz edilebilir. Mevcut tanı kriterlerine göre, bir kişi bir yıl içinde kumarla ilgili belirli sayıda (en az dört) semptomu gösteriyorsa, kumar bağımlılığı teşhisi konulabilir. Bu semptomlar arasında kumarla ilgili sık düşünceler, istenen heyecanı yaşamak için artan miktarlarda kumar oynama ihtiyacı, kumarı kontrol etme, azaltma veya bırakma yönündeki tekrarlanan başarısız çabalar, kumarı bırakmaya çalışırken huzursuzluk veya sinirlilik gibi durumlar yer alır.

Davranışsal bağımlılıklar üzerine çalışan uzmanlar, bağımlılığı tanımlamak için altı temel kriter belirlemişlerdir: Belirginlik (davranışın kişinin hayatındaki en önemli aktivite haline gelmesi), ruh hali değişikliği (davranışın duygu durumunu değiştirmek için kullanılması), tolerans (aynı etkiyi elde etmek için aktivitenin artan miktarlarda yapılması gerekliliği), yoksunluk (davranışı durdurduğunda olumsuz psikolojik veya fiziksel semptomların ortaya çıkması), çatışma (davranışın kişilerarası ilişkiler, iş veya eğitim hayatına zarar vermesi) ve nüks (bırakma girişimlerinden sonra davranışa tekrarlanan dönüş). Bu altı kriterin tamamını karşılayan davranışlar, hem madde hem de davranışsal bağımlılıklar için geçerli kabul ediliyor.

Davranışları Bağımlılık Olarak Sınıflandırmanın Riskleri ve Faydaları

Tanınan davranışsal bağımlılıkların kapsamını genişletmenin hem potansiyel riskleri hem de faydaları bulunuyor. Bir endişe, normal davranışların patolojikleştirilmesi olasılığıdır. Örneğin, yoğun spor yapan veya uzun süre oyun oynayan kişiler, sadece hobilerine bağlı olmalarına rağmen bağımlı olarak etiketlenebilirler. Oyun bağımlılığı için tanı kriterlerinin çok katı olması, profesyonel oyuncuların bağımlı olarak sınıflandırılması riskini taşır ve bu da tanının güvenilirliğini zedeleyebilir.

Diğer yandan, daha fazla davranışı bağımlılık olarak sınıflandırmak, klinisyenlere normal davranışı patolojik davranıştan ayırt etmek için kullanışlı bir çerçeve sunar. Bu kriterler, insanların genellikle fark edemedikleri bir sorunu tanımalarına da yardımcı olur. Bağımlılığın doğası gereği, birçok kişi bağımlılık süreci yaşanırken bunu kendinde görmez. Bir bağımlılığı tanımlamak, altta yatan anksiyete veya depresyon gibi durumların ele alındığı tedaviye yönelik ilk adımdır.

DSM-6 Yeni Davranışsal Bağımlılıkları İçerecek mi?

Davranışsal bağımlılıkların tanınması zamanla kademeli olarak ilerlemiştir. 1980'de DSM-3'ün tanıtılmasında patolojik kumar oynama bir dürtü kontrol bozukluğu olarak listelenmişti. Ancak 2013'te çıkan DSM-5 ile birlikte, kumar oynama bozukluğu olarak yeniden adlandırılmış ve kumarın, madde bağımlılığı gibi ödül sistemini aktive ettiğina dair beyin görüntüleme çalışmaları ve nörokimyasal testler temelinde davranışsal bir bağımlılık olarak yeniden sınıflandırılmıştır. İnternet oyun bozukluğu da DSM-5'te yer almasına rağmen, daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyan bir durum olarak belirtilmiştir.

Uzmanlar, gelecek baskı olan DSM-6'nın oyun bozukluğunu tam olarak tanınan bir bozukluk olarak içereceği konusunda hemfikir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından hazırlanan ve 2019'da tamamlanan Hastalıkların Uluslararası Sınıflandırması'nın 11. Revizyonu ise kumar oynama bozukluğu, oyun bozukluğu ve kompulsif cinsel davranış bozukluğunu zaten içermektedir. Ancak, ek davranışsal bağımlılıkların ne kadar hızlı tanınacağı konusunda uzmanlar arasında görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Bazı uzmanlar, alışveriş bağımlılığı için güçlü kanıtlar olduğunu ve sosyal medya ile pornografi bağımlılığının da değerlendirilebileceğini düşünürken, diğerleri bu alanlardaki araştırmaların henüz yeterince güçlü olmadığını savunuyor. Özellikle, etkili bir tedavisi olduğuna dair kanıt olmadan bir durumu bozukluk olarak sınıflandırmanın doğru olmadığını belirtiyorlar. Bu nedenle, oyun bozukluğunun önümüzdeki DSM baskısında yer alması beklenen tek yeni davranışsal bağımlılık olacağı öngörülüyor.

Önceki Haber
Corsair'dan Yenilikçi Kasa: 3200D Hava Akışını ve Bileşen Uyumluluğunu Yeniden Tanımlıyor!
Sıradaki Haber
Kontrolsüz Alışveriş ve Oyun Oynamak Bağımlılık Sayılabilir mi? Uzmanlar Tanımı Genişletiyor

Benzer Haberler: