Ara

25 Yıl Önce Çıkan GeForce 3: Oyun Dünyasını Değiştiren Gizli Kahraman

Teknoloji dünyasında bazen gözden kaçan ama geleceği şekillendiren ürünler olur. NVIDIA'nın GeForce 3 ekran kartı da tam olarak böyle bir ürün. 25 yıl önce, yani 2001'in Şubat ayında piyasaya sürülen bu kart, o dönemin teknolojik şartlarında devrim niteliğindeydi. Henüz Steam'in, iPhone'un ve YouTube'un bile olmadığı bir dönemdi. Grafik işlemci (GPU) kavramı bile yeni yeni oturuyordu ve GeForce 256 ile hayatımıza girmişti. Düşünün ki, GeForce 256'dan GeForce 3'e sadece 15 ay gibi kısa bir sürede geçilmişti.

GeForce 3'ü özel kılan en büyük yenilik, piyasadaki ilk DirectX 8 destekli ekran kartı olmasıydı. Bu destek, özellikle piksel ve vertex shader desteği sayesinde, grafik programcılarının artık doğrudan GPU üzerinde çalışan kendi programlarını yazabilmelerine imkan tanıdı. Bu, bugünden bakıldığında kulağa tuhaf gelse de, o döneme kadar ekran kartları büyük ölçüde 'akılsız', yani sabit fonksiyon hızlandırıcılardı. Tüm karmaşık grafik işlemleri işlemci (CPU) tarafından yapılırdı. Özel efektler istendiğinde, tüm hesaplamalar CPU'da gerçekleşirdi.

Bu durum, sadece performansla ilgili bir kısıtlama değil, aynı zamanda grafik işlemcinin potansiyelini de sınırlıyordu. GeForce 3'ün getirdiği programlanabilirlik sayesinde, iskelet animasyonları gibi teknikler, karakterlerin üzerindeki dokuların daha gerçekçi bir şekilde esnemesini sağlayan 'matrix palette skinning' gibi özelliklerle gelişti. DirectX 8 ile birlikte The Elder Scrolls III: Morrowind gibi oyunlarda görülen daha canlı su efektleri ve Doom 3'te karşımıza çıkan piksel başına aydınlatma ve gerçekçi 'Dot3 bump-mapping' gibi yenilikler mümkün oldu.

İlginç bir anekdot olarak, o dönemde günümüzdeki teknoloji devleri arasındaki rekabeti düşünemeyeceğimiz bir gerçektir. GeForce 3'ün lansmanı, bizzat Steve Jobs tarafından Tokyo'da, Makuhari Messe fuar alanında yapılmıştı. 2001 Macworld Konferansı ve Expo'sunda Jobs, Id Software'dan John Carmack'ı sahneye davet ederek, o dönemin en çok beklenen oyunlarından biri olan Doom 3'ün ilk demolarını gösterdi. Carmack'ın sahneden bahsettiği gerçek zamanlı piksel aydınlatma, detaylı normal haritalama ve etkileşimli arayüzler gibi özellikler, izleyicileri büyülemişti.

Elbette Doom 3 yıllar sonra çıktı ve ilk çıktığında GeForce 3'te çok da iyi çalışmıyordu. Ancak bu, teknolojinin ne kadar hızlı ilerlediğinin bir göstergesiydi ve GeForce 3'ün bu yeni yetenekleri ilk kez sunma rolünü değiştirmiyordu. Lansman sonrası ilk beklentiler tam olarak karşılanmadı ve birçok inceleme karışık sonuçlandı. Çünkü GeForce 3, harika DirectX 8 özelliklerine sahip olsa da, ham dolgu oranında (fillrate) GeForce 2 Pro ile aynı seviyedeydi. DirectX 7 ve altı oyunlarda tek gerçek avantajı, o dönemin gelişmiş bellek denetleyicisi olan 'Lightspeed Memory Architecture'ı sayesinde yüksek çözünürlüklerde önemli bir performans artışı sağlamasıydı. Düşük çözünürlüklerde ise beklentilerin altında kalabiliyordu.

Bu durum, 2001'in sonlarında çıkan GeForce 3 Ti500 ile büyük ölçüde düzeltildi. 'Ti' takısı da o dönemde NVIDIA kartlarında kullanılan 'Titanium Edition'ın kısaltması olarak hayatımıza girdi ve hala günümüzde de kullanılıyor. GeForce 3 Ti serisi, özellikle 'shiny water' gibi görsel efektleri Morrowind'de açabilmek için önemliydi ve geleceğe dönük oyunlar için bir nevi geçiş kartı görevi gördü.

2001'in sonlarında çıkan bir başka ürün ise GeForce 3'ün önemini pekiştirdi: Microsoft Xbox. İlk Xbox'ın grafik işlemcisinin NVIDIA tarafından sağlandığı bilinir ancak NVIDIA'nın aynı zamanda ses donanımını ve bellek denetleyicisini de geliştirdiği pek bilinmez. Xbox, çıktığı dönemde rakiplerine göre daha gelişmiş grafik yetenekleriyle öne çıksa da, oyun dünyasındaki pazar liderliği kısa sürdü.

Teknolojinin evriminde, geleceğe yönelik yenilikler kısa vadede her zaman takdir görmeyebilir. GeForce 3'ün kendisi NVIDIA için devasa bir satış başarısı olmasa da, ondan sonra gelen ve büyük beğeni toplayan GeForce 4 serisinin yolunu açtı. GeForce 4, Direct3D desteğini 8.0'dan 8.1'e yükselterek 'volumetric texturing' gibi yeni özellikler ekledi. Asıl büyük sıçrama ise piksel ve vertex shader yeteneklerinin artması ve saf işleme gücü ile bellek bant genişliğindeki iyileştirmelerle geldi.

Sonraki yıllarda, piksel ve vertex shader donanımları, GPU gelişiminin ana odak noktası haline geldi. 2004'te çıkan GeForce 6 serisi, DirectX 9.0c ve Shader Model 3.0 ile 'akıllı shader'ları getirdi. Bu, geliştiricilerin tek bir programla farklı materyal türlerini daha verimli bir şekilde işleyebilmelerini sağladı. GeForce 8 serisi ise tam anlamıyla bir dönüm noktasıydı. 2006'da çıkan bu seri, tamamen birleşik shader mimarisini tanıttı. Bu, piksel ve vertex shader ayrımının ortadan kalktığı ve GPU'nun çok daha az kısıtlamayla tam programlanabilir bir işlemci haline geldiği anlamına geliyordu. Bu gelişme, NVIDIA'nın popüler hesaplama çerçevesi CUDA'nın ilk sürümüyle aynı zamana denk gelmesi tesadüf değildi.

Tüm bu gelişmelerin kilit noktası budur. GeForce 3'ün çıkışından NVIDIA'nın bugünkü yapay zeka pazarındaki hakimiyetine kadar doğrudan bir çizgi çekilebilir. Milyonlarca bilgisayarda bulunan, büyük ölçüde paralel iş yapabilen programlanabilir işlemcilerle oyunların ötesinde neler yapılabileceği sorusu gündeme geldiğinde, GPGPU (General Purpose GPU) hesaplamaları doğdu. Başlangıçta bilimsel hesaplamalar, fizik simülasyonları ve kriptografi gibi alanlarda kullanılan bu teknoloji, kripto para çılgınlığıyla daha da popülerleşti. Günümüzde ise neredeyse tamamen yapay zekaya odaklanmış durumda.

Teknolojik evrimin garip bir yanı, anlık olarak öneminin tam olarak anlaşılamamasıdır. Hatta bazen geriye gidiş gibi görünebilir. GeForce 3'ün attığı temeller kritik öneme sahipti. Grafik donanımının programlanabilir olması gerektiği yönündeki bir bahisti ve NVIDIA'yı bu konuda rakiplerinin önüne geçirdi. Yirmi beş yıl sonra, bu bahis dünyanın en güçlü yapay zeka veri merkezlerini çalıştırıyor ve tüm bunlar, oyuncuların video oyunlarında daha iyi aydınlatma istemesiyle başladı. GeForce 3, çıktığı günün en hızlı kartı değildi belki ama yarının kartıydı ve o 'yarın' günümüzde çok, çok büyük bir yer edindi.

Önceki Haber
God of War Evreni Yeni Bir Seriyle Büyüyor: Cory Barlog'dan Sürpriz Gelişme!
Sıradaki Haber
Mart Ayı, Kuzey Işıkları İçin Neredeyse Bir On Yıldır En İyi Fırsat Olabilir: Güneş Aktif Kalırsa

Benzer Haberler: